Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

‘Liberaller’ ne demek?

  • 17.09.2013 00:00

 Geçen bir yazımda değindiğim kolektif kimlik sorunlarının diğerlerinden belki daha az önemli, ama dikkat çeken bir örneği de, gündelik tartışmalarımızda sık kullanılmaya başladığı şekliyle “liberal/ler” kavramı.

Evet, liberaller hakkında, öznesi ancak bireyler olabilen temel hak ve özgürlükleri, kısaca insan haklarını en yüce siyasi değer olarak kabul edenler şeklinde genel bir tanım yapılabilir.

Ne var ki, bu tanım hayli büyük anlayış farklarını gizleyemez. Liberal düşünce Batı’da 17. yüzyıldan itibaren gelişmeye başladığında, liberaller demokrasiye inanmıyorlardı. Ama zamanla yönetimin halkın rızasına dayanması gerektiği fikrini, yani temsilî demokrasiyi, iktidarın çoğunluğun oyuna sahip olan parti veya partiler tarafından kullanılması fikrini benimsediler. (Buna sosyal demokrat partilerin yürüttükleri “bir kişi, bir oy” mücadelelerinin büyük katkısı oldu.) Ama liberalizmi benimsemeyen demokratlar (yani demokrasiyi çoğunluk yönetimiyle, seçimlerden, sandıktan ibaret görenler) yaygın olduğu gibi, demokrasiyi benimsemeyen liberallere bugün de rastlanabilir.

Liberallerin hepsi özel mülkiyet, girişim ve rekabete dayalı piyasa ekonomisinin zenginliklerin üretilmesinde, özgürlükçü ve çoğulcu bir toplumun kurulmasındaki vazgeçilmezliğine inanır. Ama klasik liberalizme bağlı olanlar devletin en az karıştığı piyasa ekonomisinin her derde deva olduğuna inanır. Sosyal liberaller ise piyasa ekonomisinin işleyebilmesi yanında özgürlüklerden herkesin yararlanabilmesi için de, yasama yoluyla ekonomide düzenlemeler yapılması gereğine inanır. ABD’nin Demokratları ile Avrupa’nın Sosyal Demokratları örneğinde görüldüğü gibi, sosyal liberallerle piyasa yanlısı sosyal demokratların görüşleri büyük ölçüde örtüşür. Devletin bireylerin seçme özgürlüğüne hiçbir şekilde müdahale etmemesi gerektiğine inanan liberaller (liberteryenler) olduğu gibi, ferdin korunmasına yönelik yasamaya inanan liberaller de vardır.

Liberal düşünce geleneğinin zayıf olduğu, bugün liberal olarak nitelenenlerin çoğunun da milliyetçiliğin, Kemalizm’in, sosyalizmin, komünizmin, belki İslamcılığın çeşitli türlerinden yola çıkanlardan oluştuğu Türkiye’ye baktığımız zaman, “liberal” kavramı daha da muğlaklaşıyor. Türkiye’de kendini “liberal” addedenlerin bir kısmı, demokrasiye (çoğunluk yönetimine) inanmadığı gibi, inanç özgürlüğünün kısıtlandığı ve denetim altında tutulduğu türden (otoriter, Kemalist) laikliği benimsiyor. Laikçi liberaller, genel olarak dini inançları, ama esas olarak İslam inancını birey özgürlüğüne tehdit olarak görüyor.

Kendilerine “liberal” sıfatı yakıştırılanların bir kısmı ise, bunu kendilerine yönelik bir küfür, aşağılama olarak algılıyor; kendilerini bir tür (belki çoğulculuğa da inanan türden) “demokrat” olarak niteliyor. Kendilerini liberal olarak niteleyenlerin bir kısmı Batı demokrasilerini idealize ediyor, bir kısmı ise bunların her birinde eleştirilecek çok yön buluyor. Kendilerine “liberal” denilen insanların bir kısmı AKP iktidarına hayırhah, bir kısmı eleştirel bakıyor. (AKP’lilerin bunları “iyi” ve “kötü” liberaller diye ayırdığı söyleniyor.) Kendilerine “liberal” denilenlerin aralarında hayli derin anlaşmazlıklara düştükleri görülüyor. (Bereket bu anlayış farkları, sosyalist, komünist, milliyetçi, İslamcı olarak nitelenenler arasında zaman zaman görüldüğü türden şiddetli çatışmalara varmıyor.)

Dolayısıyla kimilerinin “liberalizm” adına konuşması fazla bir anlam taşımadığı gibi, belirli bir “liberallik” anlayışını başkalarına dayatma tehlikesini de içerir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.