Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Demokrasi, seçimden ibaret değildir

  • 1.04.2014 00:00

 Yerel seçimler geride kaldı. Seçimlerin yegâne sevindirici yanı, % 90’ı bulan katılma oranı oldu. Bunun anlamı yurttaşların oy hakkına sahip çıkıyor olmaları. Halk oy hakkına sahip çıktığı sürece, sorunlar er veya geç çözülür. Sonuçlar asla demokrasiye güvensizliğe yol açmamalı, demokrasi dışı çözüm arayışlarına asla itibar edilmemelidir.

Seçimlerin üzücü yanı ise, seçim kampanyasının herhalde bugüne kadar görülmemiş ölçüde gergin bir ortam içinde cereyan etmesi oldu. Tayyip Erdoğan ve kliği, kampanyasını toplumu düşman kamplara bölme, esas olarak da Hizmet Hareketi’ne yönelik iftira, hakaret ve nefret söylemi üzerine inşa etti. Muhalefet partileri de bugüne kadar hiç görülmediği üzere seçim stratejilerini Başbakan’ın istifa edip yargılanması talebi üzerine kurdu. Çok ümitli değilim ama umarım böylesine kutuplaşılan bir seçim kampanyasını bir daha yaşamayız.

Seçim sonuçlarına gelince: Evet, bu AKP için olağanüstü bir başarıdır. Ülke tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına konu olan bir iktidar partisinin % 44 oranında oy toplayarak, 2011’de yapılan genel seçimlere göre sadece 4 puan gerilemesi, demokrasiler tarihinde görülmüş şey değildir. Bunu herhalde Türkiye’nin demokrasiler tarihine armağanı olarak kaydedebiliriz.

Peki, yöneticileri hakkındaki bu kadar ağır hukuksuzluk ve yolsuzluk iddialarına rağmen nasıl olur da AKP % 44 oranında oy toplayabilir? Öncelikle belirtmek gerekir ki Türkiye’de seçmen “bidon kafalı” değildir; ezici çoğunluğuyla oyunu bilerek kullanmaktadır. Yaklaşık yarısının AKP’ye oy vermesinin nedenleri şöyle sıralanabilir: AKP’nin ilk iki iktidar dönemindeki hizmetleri, ülkeyi zenginleştirerek ve demokratikleştirerek çok daha yaşanır hale getirmesi, hukuksuzluk ve yolsuzlukların göz ardı edilmesine yol açmıştır. Seçmen, ekonomide olağanüstü kötüleşme olmadığı sürece yolsuzluklara aldırmamaktadır. “Bütün iktidarlar rüşvetçiydi, bu hiç olmazsa çalışıyor.” diyor olabilir. Bu ne olsa bir yerel seçimdir; AKP’li belediyelerin diğerlerine nazaran daha başarılı görüldüğü herkesin malumudur. Belli ki seçmenin en azından bir bölümü yolsuzluk iddialarının “dublaj–piyes, montaj, iftira” olduğuna kanmış; iktidarın örtbas çabaları netice vermiştir. Belki en çok altı çizilmesi gereken de, muhalefet partilerinin bırakın ülkeyi, belediyeleri dahi yönetmeye ehil görülmemeleri olabilir. Muhalefet partileri hukuksuzluk ve yolsuzluklara karşı çıkmakta ne kadar haklıysalar da, niçin daha geniş bir kitle desteğine sahip olamadıkları üzerine düşünmek zorundadır.

Peki, AKP’nin % 44 oy alması, hukuksuzlukların ve yolsuzlukların hesabının sorulmayacağı anlamına mı gelir? Elbette ki, hayır. Demokrasi seçimden ibaret değildir; iktidarın seçimle belirlenmesi kadar yurttaşların temel hak ve özgürlüklere sahip olması, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, özgür medya demektir. Bunların olmadığı yerde demokrasiden söz edilemez.

Önümüzdeki temel sorular şunlar: Türkiye hukuken değilse de fiilen askerî vesayeti geride bıraktı; şimdi (Erdoğan’ın ifadesiyle) “Batı’da olmayan demokrasiyi,” yani % 44’e dayalı tahakkümü sineye çeker mi? AKP’ye oy vermeyen % 56, sürekli kutuplaşma, gerginlik, artan siyasi baskı altında yaşamayı kabullenir mi? Ülke şaibeli bir hükümet tarafından yönetilebilir mi? Bu hükümetle Türkiye’nin hangi sorunu çözülebilir? Demokrasinin yerini kleptokrasiye bırakmasına göz yumulabilir, rüşvet ve yolsuzluklara açık çek verilebilir mi? AKP’nin de mutlaka üzerinde düşünmek zorunda kalacağı bu soruların her biri ayrı bir yazı konusu.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.