Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Kanun değil hukuk devleti

  • 15.04.2014 00:00

 Anayasa Mahkemesi (AYM) son günlerde Twitter yasağının derhal kaldırılmasına hükmetti; HSYK kanununda Adalet Bakanı’na tanınan yetkileri ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) elektronik fişleme yetkisi veren düzenlemeyi iptal etti.

Daha önce de, laiklikle ilgili Kemalist vesayetçi yorumlarının bazılarından vazgeçtiğini ifade eden kararlar verdi. AYM’nin bu kararları 2010 referandumunda anayasa değişikliklerine “Yetmez, ama evet!” diyenlerin ne kadar haklı olduklarını gösteriyor.

Buna karşılık Tayyip Erdoğan, AYM’ye saygı duymadığını, AYM’nin “milli olmadığını” söylemekle kalmıyor, “Herkes yetkisini, konumunu, sınırını bilmeli. Siyaset yapmak isteyen koltuğundan kalkar, cübbesini çıkarır, gelir siyasi partilerin çatısı altında siyasetini yapar…” diyor. Partisinden bir milletvekili çıkıyor, önce AYM’nin yasaları iptal yetkisinin, hemen sonra da “toptan” kaldırılmasını talep ediyor. Hatırlarsınız bir AKP milletvekili de “günah işleme özgürlüğü” vardır diyerek, yolsuzluk yapmanın dinen bir sakıncası olmadığını ilan etmişti… Yakınlarda bir hükümet şakşakçısı da çıktı dedi ki, AKP’nin yerel seçimlerde % 43,5 oy alması “Halk ihtilalidir…” Söylenen özetle şu: “Demokrasi seçimden ibarettir… Seçildiğime göre istediğimi yaparım… Siyaset sadece partilerin işidir… Twitter miviter, hukuk mukuk da tanımam…”

Durum, hayli vahim. Kökleri Tanzimat’a kadar uzanan bir hukuk devleti geleneği ve tecrübesine rağmen, 2014 yılında bir hükümet karşımıza çıkıyor ve diyor ki, ben hukuk tanımam… Eğer ben bu ülkeyi tanıyor, tarihini biliyorsam, böyle bir hükümet uzun süre iktidarda kalamaz. Değil Türkiye halkı, işaretleri arttığı üzere AKP dahi buna katlanamaz.

Biraz da utanıyorum bunları tekrar tekrar yazmaya, ama yine hatırlatayım: Demokrasi, seçimden ibaret değildir. Elbette ki demokrasi, bir yanıyla hükümetlerin seçimle gelmesi ve (askeri darbeyle değil) seçimle gitmesi demektir. İktidarın seçimle belirlenmesinin dayandığı liberal ilke, yönetimin halkın rızasına dayanması ilkesidir. İktidar hiçbir kişinin, zümrenin, partinin tekelinde olamaz. Seçilmiş başkan ya da başbakan, kral ya da padişah değildir; seçmenin güvenini kaybettiğinde iktidarı yitirir. Seçim zaten bunun için vardır.

Değil % 43,5 oy, % 90 oy da alsa AKP hükümeti rüşvet ve yolsuzluk iddialarından arınamaz. Bu iddialardan aklanmak ancak yargı önünde mümkün olabilir. Yüzde 43,5 oy almak asla “Halk ihtilali” anlamına gelmez. Bu iddiayı Türkiye’nin kurucusu olduğu Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri’nin ağzından yanıtlayayım: “Herkes Hitler’in de çoğunluk tarafından seçildiğini hatırlatır. Çoğunluğun seçmiş olması onu demokratik bir lider yapmaz.” (Hürriyet, 14 Nisan)

Demokrasiler, kanun değil, hukuk devletleridir. Kanun devleti, ancak otoriter ve totaliter rejimlerde geçerlidir. Demokrasilerde hükümetler ancak insan haklarını, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini koruyan hukuk devletinin çizdiği sınırlar dâhilinde iktidardır. İktidarların temel hak ve özgürlüklere saygı göstermelerini güven altına almak için bir dizi denge ve denetim mekanizması vardır.

Bunların başında anayasalar, kanunların hukuk devletine (insan haklarına, temel hak ve özgürlüklere) uygunluğunu denetleyen anayasa mahkemeleri vardır. Meclisten çıkan kanunlar temel hak ve özgürlükleri ihlal ediyorsa, anayasa mahkemeleri bunları iptal eder. Bağımsız yargı yanında, (4. Kuvvet) bağımsız medya, devletten bağımsız sivil toplum kuruluşları ve nihayet siyasi sürece katılan tek tek yurttaşlar hukuk devletinin öteki güvenceleridir.

Hukuk devleti ilkelerini er geç yerleştireceğiz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.