Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Aşırmaya aşırma demek ifade özgürlüğüdür

  • 26.04.2014 00:00

 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), geçtiğimiz günlerde, fikrî hırsızlık yapmaya, yani intihal, aşırma suçu işlemeye eğilimli kimselerin bir kez daha düşünmelerini sağlayacak çok önemli bir karar verdi. Karara konu olan, Prof. Dr. Hasan Yazıcı’nın Türkiye devleti aleyhine açtığı dava.

Davaya konu olan şikâyetin uzun öyküsü aktarılmaya değer. Şöyle: Rahmetli Uğur Mumcu, 29 Kasım 1981 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan köşesinde, ünlü Amerikalı çocuk hastalıkları uzmanı Dr. Benjamin Spock’un ‘Baby and Childcare’ (ilk basımı 1946) adlı kitabının, Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın ‘Annenin Kitabı’ (ilk basımı 1952) başlıklı kitabından aşırılmışa benzediğini (!) yazdı. İyi bilindiği üzere, Doğramacı (1915–2010), 12 Eylül askerî yönetimi tarafından YÖK başkanlığına getirilmiş ve 1992’ye kadar da bu görevi yürütmüştü.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Yazıcı, 9 Ocak 1998’de de o sıra başkanlığını yaptığı Bilim Ahlak Komitesi’nden iki meslektaşıyla birlikte hazırladığı, aşırmayı çarpıcı örnekleriyle temellendiren raporla birlikte, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Konseyi’ne başvurdu ve önlem alınmasını talep etti. TÜBA konunun üzerine gitmeyince Yazıcı ve arkadaşları Bilim Ahlakı Komitesi’nden istifa ettiler ve komite dağıldı.

Yazıcı, iddiasına akademik bir dergide yayımlanan ‘Bilim Ahlakı ve Aşırmacılık’ başlıklı makalesinde yer verdi. Bu makalenin kısaltılmış şekli ise, ‘Önce Doğramacı’yı kınamak lazım’ başlığıyla 15 Kasım 2000 tarihinde Milliyet gazetesinin benim editörlüğünü yaptığım ‘Entelektüel Bakış’ sayfasında yayımlandı. Doğramacı, o güne kadar suskun kaldığı halde, Milliyet’teki yazı üzerine Yazıcı aleyhine kişilik haklarına saldırı gerekçesiyle manevi tazminat davası açtı. Altı yıl süren dava sonunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10 Mayıs 2006’da Doğramacı’nın intihal/aşırma yapmadığına ve Yazıcı’nın Doğramacı’ya tazminat ödemesine hükmetti. Yargıtay’ın kararı, fikir hırsızlığına göz yumulduğu, adaletin nesnel kurallara göre değil de kişiye göre dağıtıldığı izlenimini doğurdu.

Yazıcı, söz konusu karar aleyhine 2007’de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Yaklaşık yedi yıl süren dava sonunda AİHM, 14 Nisan 2014’te, Yargıtay kararının yanlış olduğu ve Yazıcı’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesinde güven altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal ettiği sonucuna vardı ve  Doğramacı’ya ödediği manevi tazminatın, Türkiye hükümeti tarafından faiziyle birlikte Yazıcı’ya geri ödenmesine karar verdi.

Kararda, çok özetle, aşağıdaki noktaların altı çiziliyor: İfade özgürlüğü, demokratik toplumun temellerinden biridir. İfade özgürlüğü sadece kabul gören değil, rahatsız ya da şok edici bilgi ve fikirler açısından da geçerlidir. Yazıcı bir akademisyen ve TÜBA bilim ahlakı komitesi eski başkanıdır; aşırma konusuna özel bir ilgisi vardır. Bu konularda açıklamalarda bulunması akademik özgürlük alanına girer. Aşırma iddiasına hedef olan kişi ise toplumda hayli tanınmış bir akademisyendir. Bu konumdaki kimselerin kendilerine yöneltilen eleştirileri daha geniş bir hoşgörüyle karşılamaları gerekir. Yargıtay, Yazıcı’nın gerçeği söyleyip söylemediğine gerekli önemi vermemiştir.

Demokratik bir toplumda ifade özgürlüğünün ve akademik özgürlüğün çok geniş sınırları olduğunu vurgulayan bu kararın ilgili herkesçe iyi incelenmesi gerekir. Prof. Dr. Hasan Yazıcı’nın haksız bir şekilde tazminata mahkum edilmesine karşı verdiği hukuk mücadelesi ise herkese örnek olmalı. [email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.