Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Sıra zeytin üreticisine düşmanlığa geldi

  • 26.06.2014 00:00

 Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu AKP iktidarına ilk iki döneminde destek verdim.

Çünkü demokratikleşme reformları ülkeyi önemli ölçüde özgürleştirdi; askeri vesayet geriletildi; askeri ve yargısal darbe girişimleri önlendi. Kürtlerin demokratik haklarının tanınması yolunda adımlar atıldı. Hükümet tüm toplumu kucaklayıcı bir tavır içinde oldu; öyle ki Alevi çalıştayları bile düzenlendi. Kemal Derviş’in “güçlü ekonomiye geçiş” programına bağlı kalınarak kalkınma hamlesi ilerletildi. “Komşularla sıfır problem” politikası Türkiye’nin güvenliğine, ekonomisine, saygınlığına ciddi katkıda bulundu.

Erdoğan’ın son genel seçimlerden bu yana, çevresine topladığı klikle birlikte, AKP’nin dahi uzun süre katlanamayacağı bir şekilde keyfiliğe ve otoriterliğe yönelmesi, hemen bütün kazanımları tersyüz etmesi karşısında bazı dostlarım soruyorlar: Pişman değil misin? Elbette değilim. Hükümetler doğru politikalar izlediği sürece destek vermek, yanlış yapınca karşı çıkmak benim bir yorumcu olarak görevim. AKP iktidarına başından beri karşı olanların, askeri vesayeti geri getirmekten başka bir dertleri yoktu; bugün de yok. Erdoğan’ın iktidarını korumak, ucu şahsına uzandığı iddia edilen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını örtbas etmek için vesayetçilerle giriştiği giderek daha sıkı fıkı bir hal alan ittifak bana şu soruyu sorduruyor: Askeri vesayet gerçekten geride kaldı mı, yoksa İslami Kemalizm (yani dini, Sünni otoriter milliyetçilik) mi üzerimize çöküyor?

AKP iktidarının ilk iki döneminde de desteğim asla kayıtsız şartsız değildi. Genel seçimlerde AKP’ye hiç oy vermedim. AKP’nin laiklik, Kürt sorununda iki adım ileri bir adım geri, medya, enerji, çevre başta olmak üzere birçok politikasına, bu arada başkanlık sistemi hevesine başından itibaren karşı çıktım. Belki en çok karşı olduğum da, “ne pahasına olursa olsun ekonomik büyüme” politikası oldu. Bizi piyasa ekonomisinden uzaklaştırıp, eş dost kapitalizmine dönüştüren; iş kazalarında dünyanın önde gelen ülkeleri arasına sokan; Soma’da 301 madencinin ölümüyle zirve yapan; nükleer enerji belasını başımıza sarmak isteyen bu politikadır.

“Ne pahasına olursa olsun büyüme” politikasında atılmak istenen son adım, torba yasaya konacak yasa değişiklikleriyle, zeytinlikleri talana açmak. Mahut Enerji Bakanlığı’nın önayak olduğu tasarı, eğer komisyondaki şekliyle yasalaşacak olursa, her türlü sanayi tesisi, maden araması ya da şehirleşme amacıyla zeytinlikler kesilebilecek. Zeytinlikleri talana açma tasarısı 2006’dan bu yana beşinci kez TBMM gündemine getirildi; ilk dört girişimde sonuçsuz kaldı. Umarım tasarı bu defa da komisyon aşamasında reddedilir.

İşin ilginç bir yönü, bu tasarının da son döneminde AKP iktidarının kazanımları tersyüz etme çabalarının yeni bir halkası olması. Şöyle ki, yine AKP iktidarının sağladığı teşviklerle, son on yılda Türkiye’nin zeytin varlığı 95 milyondan 166 milyon ağaca çıktı; zeytinyağı rekoltesinin önümüzdeki yıl 200-210, 2023’te 600 bin tonu bulması hedeflenmekte. Zeytin zenginliğimizin en yoğun ve değerli olduğu Körfez bölgesinin tüm zeytin üreticileri ve aileleri; Ayvalık, Edremit, Burhaniye, Havran, Gömeç ziraat ve ticaret odaları yasa tasarısına haklı olarak “yeşile, suya ve toprağa verilecek zarar bölgenin ana geçim kaynakları olan zeytin ve turizm gelirini” tehlikeye atacağı gerekçesiyle kuvvetle karşı çıkıyor, geri alınmasını istiyor.

Onlara ne diyebilirim? Eğer bu tasarı yasalaşacak olursa, tek biriniz dahi ne bu hükümetin başındaki Erdoğan’a ne de onun hükümetine oy verin.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.