Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Demokrasi ya da otokrasi kavgası

  • 26.07.2014 00:00

 Büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını yürüten emniyet görevlilerinin, inandırıcılıktan tümüyle uzak “casusluk ve yasa dışı dinleme” iddialarıyla kelepçelenerek gözaltına alınmaları üzerine tetiklenen tartışmaları hayret ve ibretle izliyorum. Şöyle bir manzara ile karşı karşıyayız:

Bazıları sanki Türkiye’de hiç askeri darbe yaşanmamış, hiç darbe girişimi olmamış, demokrasi on yıllarca askeri vesayet altında kalmamış gibi konuşuyor. Bunlara göre yargılama sonucu çeşitli mahkumiyetlerle sonuçlanan Balyoz ve Ergenekon darbe girişimleri tamamen, “amirlerinden değil cemaatten” emir alan “Fethullahçı emniyet ve yargı mensuplarının” uydurması. Başka bazılarına göre, PKK’nın ordusu olan, vergi toplayan, adalet dağıtan paralel devlet kurma girişimine yönelik KCK soruşturması da öyle uydurma. Rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına yakalananlar da 17 Aralık’tan bu yana bunların iddialarına ortak oldu: Ne darbe ne de paralel devlet kurma girişimleri var; sadece “milli ordu”ya ve KCK’ya “Fethullahçı kumpas” söz konusu.

Tayyip Erdoğan ve yandaşlarına bakılırsa rüşvet ve yolsuzluk iddiaları “dublaj, piyes ve montaj… Fethullahçı emniyet ve yargı mensupları”nın hükümete darbe girişimi. Sanki dört bakan istifa etmek zorunda kalmadı, sanki fezlekeler Meclis’le savcılar arasında gidip gelerek uyutulmuyor. Kendilerini “uydurma” Balyoz ve Ergenekon davalarının “mağdurları” olarak görenlerin hepsi değilse de bir kısmı, emniyet görevlilerine karşı 22 Temmuz’da başlatılan gözaltıları “Operasyonun gerçek sahibi biziz!” diyerek zafer naralarıyla kutlarken, geri kalanı da “Hükümet–cemaat kavgası, çete–içi savaş…” diyerek hukuk devletinin ayaklar altına alınmasını haklı gösterme çabasında.

Üstü örtülmeye çalışılan gerçekler asla unutulmamalı: Evet, gerek Balyoz, gerek Ergenekon gerekse KCK davalarında çok sayıda insan, bir kısmı haksız yere tutuklandı, uzun tutukluluk süreleri cezaya dönüştü, savunma hakları ihlal edildi. Anayasa Mahkemesi kararlarıyla uzun süre tutuklu kalanların tahliye edilmeleri, mahkûmların yeniden yargılanacak olmaları hukuksuzlukların giderilmesi, yanlışların tamiri açısından olumlu görülmeli. Ancak bu davalara konu olan iddiaların ve delillerin uydurma olduklarını, herhalde sanıklar ve savunucuları dışında kimse ciddiye alamaz. Evet, 17–25 Aralık soruşturmasıyla ortaya çıkan ve hayli inandırıcı görünen rüşvet ve yolsuzluk iddialarının gerçek olup olmadıkları adil yargılamayla ortaya çıkarılmalıdır. Ne var ki, Erdoğan hükümetinin Türkiye’yi bir muhaberat devletine çevirerek soruşturmayı örtbas etmesi, delilleri ortadan kaldırmaya çalışması, demokrasiye bağlı hiç kimse tarafından kabul edilemez.

Ne Balyoz, Ergenekon ve KCK ne de 17–25 Aralık davaları ve soruşturmaları “Fethullahçı emniyet ve yargı mensuplarının” uydurması denerek bir kenara atılamaz. Bunlarla ilgili soruşturmaları yürüten polis ve savcıların yasal amirlerinden değil “cemaat”ten talimat alarak davrandıkları, davalarda karar veren yargıçların kendi vicdanları doğrultusunda değil “cemaat”ten aldıkları talimat doğrultusunda karar verdikleri kanıtlanmadığı, delillerin uydurma olduğu gösterilmediği sürece “Fethullahçı kumpas” iddiaları safsata olmaktan ileri gidemez.

Üstü örtülmeye çalışılan asıl gerçek ise bugün Türkiye’de verilmekte olan mücadelenin “hükümet–cemaat kavgası” değil demokrasiyi yıkmaya çalışanlarla ayakta tutmaya çalışanlar arasındaki mücadele olduğu gerçeği. Yürüyen kavga esas olarak şu soru ekseninde sürüyor: Türkiye özgürlüklere, insan haklarına, hukuk devletine, yargı ve medya bağımsızlığına sahip çıkanların güçbirliğiyle demokrasiye sahip çıkmayı ve aldığı darbeleri onarmayı başaracak mıdır, yoksa Tayyip Erdoğan öncülüğünde bir muhaberat devleti olmaya, otokratik bir rejim altına girmeye doğru mu gidecek? AB normlarında bir demokrasi mi olacağız, yoksa Ortadoğu normlarında bir otokrasi mi? [email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.