Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Erdoğan’a hayır!

  • 7.08.2014 00:00

 Önümüzdeki pazar günü Türkiye ilk kez halkın oyuyla cumhurbaşkanı seçecek. Bu seçime, ne yazık ki, demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları açısından son derece kaygı verici bir ortamda gidiyoruz.

22 Temmuz günü başlatılan operasyonla 115 emniyet görevlisi gözaltına alındı, bunlardan 31’i tutuklandı. 5 Ağustos günü de 14 ile yayılan operasyonla 33 emniyet görevlisi daha gözaltına alındı. Bu operasyonların başta Başbakan Erdoğan olmak üzere AKP hükümetinin, 17–25 Aralık’taki Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında görev alan yargı ve emniyet mensuplarından intikam alma çabasının halkaları olduğu konusunda en küçük bir kuşku yok.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Bu, rüşvet ve yolsuzlukları ortaya çıkaran polislere yönelik bir intikam operasyonu…” dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli, operasyon için “Hırsızların hırsızlığı kapatma eyleminden başka bir şey değildir…” şeklinde konuştu. HDP lideri ve cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, operasyonun “öç alma, intikam alma duygusuyla” yapıldığını, “talimatın Başbakan tarafından verildiğini” söyledi. Başlıca muhalefet liderlerinin bu konuda tam ittifak etmeleri, gerçeğin ne olduğu konusunda yeterli fikir veriyor.

İntikam operasyonunda hukukun ayaklar altına alındığı çok açık. (Bkz. “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9 maddesi, 11 kez ihlal edildi.” Zaman, 4 Ağustos 2014.) Operasyon dolayısıyla ortaya çıkan gerçekler, kovuşturulan emniyet görevlilerinin “Fethullahçı paralel devlet” oluşturdukları iddiasının aksine, çok farklı kimliklere sahip olduklarını; üstlerinin verdiği talimatlarla davrandıklarını gösterdi. Derken, operasyonu yürüten savcılardan biri ortaya atıldı, tam faşist bir zihniyetle, “Gerekirse 12 Eylül’de olduğu gibi 500 bin kişiyi gözaltına alırız…” tehdidini savurdu.

İntikam operasyonu süre dursun, büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının ayrıntıları ortaya çıkmaya devam ediyor. Can Dündar, Cumhuriyet gazetesinde 3 Ağustos’ta yayımlanmaya başlayan dizisiyle, 25 Aralık fezlekesini ayrıntılarıyla kamuoyunun dikkatine getirdi. “Arkadaş’ın Babası” başlıklı dizinin 2. bölümünün manşeti fezlekeyi özetler nitelikte: “AKP’nin Susurluk’u…”

Tayyip Erdoğan’ın 5 Ağustos akşamı NTV – Star TV yayınında söyledikleri ise, nasıl bir kişiyi cumhurbaşkanı seçmek üzere olduğumuza dair çok dikkate değer bir ipucu verdi. Erdoğan, bir mitingde “Kılıçdaroğlu sen Alevi’sin ben Sünni. Bunu söyle. Demirtaş sen de Zaza’sın. Bunu söylemekten korkma…” şeklindeki sözlerini açıklarken koyu bir ırkçı zihniyeti ima eden şu utanç verici sözleri sarf etti: “Bunda ne var? Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Benim için neler söylediler. Çıktılar bir tanesi, aynı zihniyet, ‘Gürcü’dür’ diyen oldu. Çıktı bir tanesi affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu...”

Devlet Bahçeli’nin 30 Temmuz günü İzmir’de yaptığı konuşmada söyledikleri ise, hangi koşullarla cumhurbaşkanı seçimine gidildiğinin belki en çarpıcı tasvirini içeriyordu: “Hazine’yi boşaltırken, devletin kasasını zimmetine geçirirken basılmış bir adamdan cumhurbaşkanı olur mu? Rüşvetçilere önayak olandan, hırsızlara kol kanat gerenden, villalara soygun parası stoklayandan cumhurbaşkanı olur mu? Ayakkabı kutularına, yatak odalarına milyon dolarları saklayan ahlâksızları serbest bırakandan, cumhurbaşkanı olur mu? Karaparacı ve altın kaçakçısı şarlatana hayırsever, kutucu bankacıya saf, havuzcu işadamlarına Türkiye’nin gururu, hırsızlığın peşine düşenleri de hain olarak damgalayandan her şey olur da bir tek cumhurbaşkanı olmayacaktır…”

Korkarım, olabilir ve o takdirde Türkiye çok büyük badirelere gebedir. Bunu istemiyorsanız, yurttaşlık bilinciyle davranın, sandığa gidin ve “Erdoğan’a hayır!” deyin.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.