Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Zaman’da 12 yıl

  • 6.11.2014 00:00

 Dün Zaman’da yazmaya başlayışımın 12. yıldönümüydü. 5 Kasım 2002 tarihli, AKP’nin seçim başarısını kutlayan ilk yazım, “Demokrasinin zaferi” başlığını taşıyordu.

Nereden nereye geldik! AKP iktidarı ilk iki döneminde ülkeye çok değerli hizmetler yaptıktan sonra, son genel seçimden bu yana demokrasiyi katletmekle meşgul. Zaman ise giderek olgunlaştı, gazetecilik ilkelerine daha sıkı sarıldı; bugün özgür basının kalelerinden biri. Burada yazmaktan duyduğum memnuniyet giderek büyüdü.

İlginçtir… Benim gibi, kuruluşuna Hizmet Hareketi’nin öncülük ettiği Zaman’da ya da gruba ait gazete veya dergilerde yazan kimselerden kimileri, 17–25 Aralık 2013’te kamuoyuna intikal eden Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını (tıpkı dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan gibi) “cemaatten hükümete darbe” diye niteleyip terk-i diyar ettiler. Şimdilerde giderek keyfîleşen, otoriterleşen ve kibirlenen Erdoğan yönetimini aklayıp paklamak için binbir dereden su getirme işine odaklanıyorlar. Eminim her birinin böyle davranmak için sebepleri vardır.

Belki söylediklerinde, yönelttikleri eleştirilerde şu veya bu ölçüde gerçek payı da vardır. Hizmet Hareketi bunları dikkate almalıdır. Elbette ki iş yapanın yanlışı olacaktır. Hatasız kul olmaz. Yanlış varsa düzeltilmelidir. Bunların hepsi kabulüm. Ne var ki Türkiye’de sivil toplumun ve dolayısıyla demokrasinin en önemli kalelerinden biri olarak gördüğüm Hizmet Hareketi’nin hata ve kusurlarından çok, ekonomik kalkınma, eğitim, sosyal dayanışma ve dünyayla bütünleşme alanlarında ülkeye yaptığı büyük hizmetlerin vurgulanması; harekete yapılan çirkin hakaret ve iftiraların mahkum edilmesi gereğine inanıyorum. Nitekim hep öyle yapıyorum.

Balyoz – Ergenekon davalarının “milli ordu”ya, KCK davalarının Kürtlere,17 – 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarının “milli irade”ye karşı “Fethullahçı kumpas” olduğu iddialarına hiç itibar etmedim. Kısacası, “Fethullahçı komplo / kumpas” teorilerini yutmuyorum. Niye?

Her şeyden önce, Türkiye’de beyinlerin bilimsel düşüncenin zıddı olan kumpas / komplo teorileriyle zehirlendiğini iyi biliyorum ve en az otuz yıldan beri buna karşı elimden geldiğince mücadele veriyorum. Türkiye’de yaşanan bütün kötülükler önceleri kapitalistlerin, emperyalistlerin, komünistlerin, Siyonistlerin komplolarıyla açıklanıyordu, şimdilerde “Fethullahçı komplo”lara, dönemin başbakanının ifadesiyle “paralel yapı”ya bağlanır oldu.

İkincisi, “Fethullahçı kumpas” teorisinin, gerçekte bu teoriye zerre kadar inanmayanlar tarafından, kendilerini haklarındaki suç iddialarından aklayıp paklamak amacıyla kullanıldığının tam olarak farkındayım. Erdoğan yönetiminin işi daha da ileri götürüp; “paralel yapı” safsatasını bütün devlet aygıtını tek – parti, tek – adama tabi kılmak için kullandığını çok net olarak görüyorum.

Üçüncüsü, tüm dinsel inançları “irtica” kabul eden; İslam’ın devlet tekelinde olmasını, dinî özgürlüklerin kısıtlanmasını savunan Kemalizm’in genlere kadar işlediğini iyi biliyorum. Bunun içindir ki Kemalizm’in otoriter, laikçi, tek kültürcü unsurlarına Kürt milliyetçisi ve İslamcı saflarda dahi tanık oluyoruz.

Dördüncüsü, hukuk devletinde suçun ve cezanın şahsîliği ilkesini, kolektif suç ve ceza olamayacağını iyi biliyorum. Bu nedenle yapılmakta olan McCarthyciliği ve cadı avcılığını kolay teşhis ediyorum.

Beşincisi, Hizmet Hareketi’ni yaklaşık yirmi yıldır izliyorum. Hareketin saflarında yetişen bilgili, efendi, eleştirel aklı kullanmayı bilen, farklılığa saygılı gençlerin birçoğunu tanımak fırsatını buldum. Hocaefendi’yi 1990’ların sonunda iki kez İstanbul’da, 2007’de bir kez “Pensilvanya”da ziyaret ettim. Telkinlerini izliyorum. Dindar biri değilim ama sosyal bilimciyim. Said Nursi’nin İslam’ı evrensel insanî değerlerle buluşturduğunu; Gülen’in bu anlayışı globalleşme çağına taşıdığını düşünüyorum. Hizmet Hareketi bana göre gerçek bir Anadolu mucizesidir.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.