Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Kıbrıs’ta siyasi eşitlik olmadan olmaz

  • 18.11.2014 00:00

 Ezeli Kıbrıs sorununda gelinen nokta şu: Görüşmeler bir buçuk yıldır durmuştu.

Taraflar altı ay kadar tartışıp bir “Ortak Müzakere Belgesi” üzerinde anlaştıktan sonra geçen şubatta görüşmeleri yeniden başlattılar. Bunda, muhakkak ki, Doğu Akdeniz’in altında keşfedilen doğalgaz rezervlerinden yararlanılmasının Kıbrıs’ta çözümü teşvik edeceği düşüncesini taşıyan ABD yönetiminin payı büyüktü.

Ne var ki, Ankara’nın 20 Ekim’de Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (KRY) kendi münhasır ekonomik bölgesi (MEB) olarak ilan ettiği sulara Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisi ve beraberinde iki savaş gemisini göndermesi üzerine, Rum tarafı müzakerelerden çekildiğini açıkladı. Anlaşmazlığın özü şu: KRY, ilan ettiği MEB içinde BM Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca deniz kaynaklarının araştırılması ve kullanılması hakkına sahip olduğunu savunuyor. (MEB bir devletin karasularının 200 mil dışına kadar uzanan alanı kapsıyor.)

Ne KRY’ni tanımış, ne de BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni imzalamış olan Ankara, KKTC ile birlikte, adanın deniz kaynaklarında Kıbrıslı Türklerin de eşit hakkı olduğunu, bunlardan ancak adada siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm olduktan sonra, ortaklaşa olarak yararlanılabileceği görüşünde. Barbaros ve beraberindeki savaş gemileri, 20 Ekim – 30 Aralık tarihleri arasında araştırmalar yapmak üzere KRY’nin tek taraflı olarak MEB ilan ettiği sulara göndererek bu görüşünün altını çiziyor. Kısacası, Doğu Akdeniz’in altında keşfedilen doğalgaz rezervleri Kıbrıs sorununun çözümüne katkıda bulunmak şöyle dursun, çözüm çabalarının yeni bir engeli haline geldi.

Konu burada da bitmiyor: Atina, 7 Kasım’da Ankara’yı KRY’nin denizaltı kaynaklarından yararlanmasına engel olmaması hususunda uyardı. 8 Kasım’da Kahire’de toplanan Yunanistan, KRY ve Mısır liderleri, enerji alanında aralarındaki işbirliğini ilerletmek üzere aralarında anlaştı. Türk savaş gemilerinin Yunan ya da İsrail gemileriyle karşılaşması halinde ne yapacağının sorulması üzerine Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Bostanoğlu’nun “Verilen angajman kuralları çerçevesinde hareket edeceğiz.” demesi üzerine, bir Yunan askeri yetkilisi “Bizim de angajman kurallarımız var…” şeklinde konuştu. (9 Kasım) Doğu Akdeniz’de sular giderek ısınıyor. Rusya, ABD’nin Suriye’de IŞİD’e karşı hava bombardımanlarını artırmasından sonra bölgedeki keşif ve gözetleme operasyonlarını artırdı. 20 – 23 Ekim arasında KRY donanması, Rus ve İsrail donanmalarıyla ortak bir tatbikat yaptı.

Kıbrıs sorunu, Türkiye – AB ilişkilerini iyice çıkmaza sokuyor. Avrupa Parlamentosu (AP) 13 Kasım’da aldığı kararda Türkiye’ye uluslararası hukuka ve AB üyesi KRY’nin egemenlik haklarına saygı gösterme çağrısı yaptı, aksi takdirde üyelik müzakerelerinin askıya alınması tehdidine yer verdi. Ankara’nın hemen verdiği cevap ise şu oldu: “Kıbrıs Türk tarafının söz hakkının olmadığı bir platformda AP’nin aldığı bu karar tek yanlı ve kabul edilemez olup, herhangi bir bağlayıcılığı yoktur.”

Benim bütün bu gelişmelerden çıkardığım sonuçları şöyle sıralayabilirim: 1) Kıbrıs’ta Türkleri azınlık durumuna getirecek bir çözüm, kısaca 1974 öncesine dönülmesi, söz konusu olamaz. Buna Kıbrıslı Türkler de razı olmaz. 2) Siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm üzerinde anlaşma olmadan (hangi hükümet başta olursa olsun) Türkiye’nin KRY’ni tanıması beklenemez. 3) Türkiye’nin AB’ye katılım müzakerelerinin askıya alınmasıyla tehdit edilmesi pek anlamlı değildir; zira müzakereler zaten 4 yıldan beri askıda. 4) Münhasır Ekonomik Bölgeler, ancak taraflar arasında anlaşma olduğu takdirde geçerlik kazanabilir. 5) Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun aralık ayının ilk haftasında Atina’ya yapacağı ziyaretin, Türkiye ve Yunanistan’ın dostane ilişkilerinin karşılıklı yararları üzerine güven tazelemelerine vesile olması umulur.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.