Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Bravo TÜSİAD! Bravo Haluk Dinçer!

  • 1.01.2015 00:00

 Gazetelerde yazmaya başladığım 1980’lerden bu yana yazılarımda en sık tekrarladığım fikir herhalde şudur:

Demokrasi, seçimle gelen hükümetlerce yönetim olduğu gibi yurttaşların, ne kadar geniş desteğe sahip olursa olsun, hiçbir hükümet tarafından çiğnenemez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu rejimdir. Hak ve özgürlüklerin güven altına alınması, bunları hükümetlere karşı koruyan bağımsız yargının, özgür medyanın ve (devletten bağımsız gönüllü kuruluşlardan oluşan) güçlü sivil toplumun varlığına bağlıdır.

Bu fikir 2000’lere gelinceye kadar ülkeyi seçimle gelen hükümetlerin değil, perde arkasından atanmışların, esas olarak da askerin yönettiği, temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği Kemalist vesayet rejimine muhalefetimin özlü ifadesiydi. AKP’nin ilk iki iktidar (ya da I. Erdoğan) döneminde askeri vesayetin geriletilmesine, temel hak ve özgürlüklerin daha önce hiç olmadığı kadar saygı görmesine tanık olduk. Son genel seçimden bu yana (yani II. Erdoğan döneminde) ise seçimle gelen hükümetin, temel hak ve özgürlüklere karşı tescilli darbecilerle ve iflah olmaz askeri vesayet yanlılarıyla ittifak kurmasına tanık oluyoruz.

II. Erdoğan yönetimi, 17/25 Aralık Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını bastırmak üzere attığı adımlarla, bir yandan hukuk devletini ve yargı bağımsızlığını, öte yandan basın özgürlüğünü, bağımsız medyayı ortadan kaldırarak, neredeyse muhalefet yapmayı suç haline getirerek, ülkeyi hızla bir tek–adam, tek–parti yönetimine doğru götürüyor. Ne var ki, toplum bu gidişe boyun eğmiyor.

Türkiye’nin en güçlü sivil toplum kuruluşlarından biri olan TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer’in Cansu Çamlıbel’e verdiği ve “Ortada bir paralel devlet görmüyorum” (Hürriyet, 29.12.2014) başlığıyla yayımlanan mülakat, bunun yeni bir işareti. Bakın Dinçer neler diyor: “Paralel devletle ilgili iddiaları çok ciddi görüyoruz. Gerçekleri ortaya çıkaracak olan yargıdır. Ancak 2009 senesinde çekilen bir diziyle ilgili Samanyolu Medya Grup Başkanı’nın ve Zaman Gazetesi Yayın Yönetmeni’nin gözaltına alınması, sonra birisinin tutuklanmasının paralel devletle nasıl bir ilgisi olduğunu anlayabilmiş değiliz… Ben ortaya çıkmış bir şey (paralel devlet) göremiyorum… Benim gördüğüm sadece bazı usulsüz dinlemelerle ilgili olarak bazı emniyet mensuplarının tutuklanması. Ama bu paralel devlet tanımına tam uymamaktadır herhalde… Bugün ne gerçek, ne düzmece, ne kurgu kesinlikle bilinmeyen bir noktaya geldik. Türkiye’de bu iddiaların ortaya çıkarılması için sağlıklı işleyen bir yargı sürecine ihtiyaç olduğunu net bir biçimde görüyoruz… O nedenle de o bahsedilen iddiaların kanıtlanması için doğru bir ortamın olmadığını görüyoruz…

“Bir kere suç kişiseldir, ceza hukukun temel ilkesidir. İçinde birkaç kişi suç işlese, hatta lideri bile suç işlese cemaat suçludur diyemezsiniz… Tabii ki masumiyet karinesi yönünden suçu kesinleşinceye kadar herkes suçsuzdur. Fethullah Gülen de suçsuzdur... Gezi bize göre demokratik hak arayışı, bir çevresel duyarlılık ve otoriter bir tavra karşı bir tepki… Niyeti darbe olanlar içine karışmış olabilir. Ortaya çıkarsınlar o zaman bunun bir darbe girişimi olduğunu. Bunu ortaya çıkarmadan devamlı ‘darbe’ demek bize pek normal gelmiyor. Gezi’nin üzerinden bir buçuk sene, 17 Aralık’ın üzerinden de bir sene geçti. Bunların biraz ortaya çıkarılması lazımdı artık…

“Türkiye’de yolsuzluklar var ve artma eğiliminde… Dolayısıyla 17 Aralık sürecinde yaşananlar iş dünyası açısından çok da şaşırtıcı değil... Türk tipi bir başkanlık sistemine elbette karşıyız… TÜSİAD’ın muhatabı cumhurbaşkanı değil, başbakandır.”

2015’te bu seslerin daha gür çıkması dileğiyle, tüm okurlarıma iyi seneler!

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.