Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Gelişmişlik kriteri G-20 değil, AB’dir

  • 31.01.2015 00:00

 Cumhurbaşkanı Erdoğan “taa belediye başkanlığından” beri başkanlık sistemini savunduğunu; gelişmiş ülkelerin “tamamına yakınının” başkanlık sistemiyle yönetildiğini söyledi. “Biz niye hâlâ ayaklarımıza prangaları (yani parlamenter sistemi) bağlayalım?..” diye sordu.

Evet, siyasilerin tutarlı olmalarını beklemek gerçekçi olmayabilir. Ne var ki (haklı olarak) onlardan tutarlılık bekleyen kamuoyu, tutarsızlıklarını olumsuzluk hanelerine yazacaktır. Erdoğan’ın “taa belediye başkanlığından beri” (yani 1994’ten beri) başkanlık sistemini savunduğuna dair beyanı, gerçekle bağdaşmıyor. Kurucuları arasında yer aldığı AKP’nin 2001 tarihli programında, iktidara gelinirse başkanlık sistemine geçileceğine dair hiçbir ifade olmadığı gibi, başkanı olduğu AKP’nin 2007 seçim beyannamesi, yeni anayasanın “parlamenter sistemi” esas alacağını ve “en geniş toplumsal uzlaşmayla” hazırlanacağını vaad ediyordu. Anlaşılan Erdoğan, o günden bu yana, sadece parlamenter sistemden değil, anayasanın “en geniş toplumsal uzlaşmayla” hazırlanmasından da vazgeçmiş. AKP dışında hiçbir siyasi partinin başkanlık sistemi istemediği ortada.

Gelişmiş ülkelerin “tamamına yakınında” başkanlık sistemi uygulandığına dair iddiasına gelince. Bunu okuyunca, açıkçası, çok şaşırdım. Şöyle ki: “Gelişmiş” ülkeler muhakkak ki, hem özgürlüğün hem de refahın hüküm sürdüğü yerlerdir. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü, OECD üyeleri (bazı istisnalarıyla) gelişmiş ülke sayılabilir. 34 OECD üyesinden sadece 4’ünde başkanlık (Şili, Güney Kore, Meksika ve ABD), birinde yarı – başkanlık (Fransa), birinde de (İsviçre) meclis hükümeti sistemi uygulanmakta. Geriye kalan 29 üyenin hepsinde parlamenter sistem geçerli. Avrupa Birliği üyeleri de (bazı istisnalarıyla) gelişmiş ülke sayılabilir. AB’nin 28 üyesinden sadece birinde (Güney Kıbrıs) başkanlık, ikisinde (Fransa, Romanya) yarı – başkanlık sistemi uygulanmakta; geriye kalan 25 üyenin hepsi parlamenter sistemle yönetiliyor. Kısacası gelişmiş ülkelerin, yani hem demokratik rejimlere sahip olan hem de kişi başına gelirin yüksek olduğu ülkelerin ezici çoğunluğu parlamenter sistemle yönetilmekte. Zaten siyaset bilimciler arasında, parlamenter sistemin hem demokrasi hem de kalkınma kriterleri açısından öteki hükümet biçimlerine üstün olduğu konusunda çok geniş bir mutabakat mevcut.

Son demecinden anlaşıldı ki, Erdoğan’ın “gelişmiş” saydığı ülkeler, OECD ya da AB üyeleri değil, G-20 forumuna dahil ülkeler, yani ekonomileri büyük olan; kişi başına gelirin değil nüfus kalabalık olduğu için toplam gelirin yüksek olduğu ülkeler. Evet, aralarında AB’nin de olduğu G-20’nin (Erdoğan’ın iddia ettiği gibi “tamamına yakını” değilse de) yaklaşık yarısı (20’den 11’i) başkanlık veya yarı – başkanlık sistemiyle yönetiliyor. Ama bunları “gelişmiş” saymak için rejimlerinin niteliğini ve kişi başına düşen geliri tümüyle bir kenara bırakmak gerekir. Zira G-20’ye bir tek - adam, tek – parti yönetimi altında olan Komünist Çin, bir mutlak monarşi olan S. Arabistan ve otoriter Putinizm’le yönetilen Rusya da dahil. Aralarında Arjantin, Brezilya ve Meksika gibi büyük sorunlarla boğuşan ülkeler de var. Üstelik halen G-20’lerden biri olduğuna göre Türkiye’nin Erdoğan kriterleriyle gelişmişlik mertebesine yükselmesi için başkanlık sistemine geçilmesine hiç mi hiç ihtiyacı yok. Muhakkak ki, Erdoğan’ın başkanlık sistemi ısrarının Türkiye’nin “prangalarından” kurtulmasıyla hiçbir ilgisi yoktur, ama kendi otokratik, tek - adam yönetimini kurma arzusuyla çok yakından ilgilidir.

Peki, Erdoğan’ın “İngiltere bile yarı – başkanlıktır. Hakim unsur kraliçedir…” iddiasına ne denebilir? Nezaketi elden bırakmayayım: Herkes bilir ki, İngiltere parlamenter sistemin beşiğidir; kraliçenin de zerre kadar yetkisi yoktur.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.