Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Cemaatin polisi olur mu?

  • 10.02.2015 00:00

 “Cemaatin bankası olur mu?” başlıklı geçen yazımda kamuoyunun bir kesiminde saygın kabul edilen kimi yorumcuların, ne iktidar yanlısı, ne de vesayetçi oldukları halde, ortaya attıkları sorular ve ileri sürdükleri yorumlarla inanç temelli bir sivil toplum hareketi olan Hizmet’e yönelik saldırılara dolaylı destek sağlamakta olduklarından yakındım. Bu yazıda da söz konusu soru ve yorumların bir kısmını ele almak istiyorum.

“Cemaatin polisleri, savcıları olur mu?” Hayır, kesinlikle olmaz, olamaz. Kamu görevlileri sadece üstlerinden talimat alır. Eğer üstlerinden değil de, Hizmet’ten talimat alan polis, savcı ya da yargıçların varlığı adil bir yargılamayla gösterilecek olursa, elbette ki bu kimselerin cezalandırılmaları gerekir. Ne var ki, başka etnik, dinsel, felsefi gruplara mensup olanlar gibi, Hizmet’in ideallerini paylaşan yurttaşlar da kamu hizmetinden dışlanamaz. “Cinsiyeti, etnik kökeni, dinî inancı, ırkı, engelli olması ya da cinsel eğilimi nedeniyle bir kişi veya gruba” ayrımcılığı yasaklayan hukuk devleti ilkelerini savunmak, giderek otoriterleşen AKP iktidarının Hizmet’e karşı yürüttüğü cadı avına karşı çıkmak kendine demokrat diyen herkesin görevi değil midir?

“Cemaat, geçmişte AKP iktidarı ile ittifak yaptı; iktidara ortaktı.” Eğer ittifaktan kastedilen destek vermek ise, Türkiye’de vesayet rejiminin son bulması, AB normlarında demokrasinin yerleşmesi yönündeki çabaları nedeniyle birçok toplum kesimi, medya grubu, pek çok aydın da ilk iki döneminde AKP iktidarına destek verdi. İlkeler ve değerler üzerinden verilen destek, iktidara “ortaklık” olarak yorumlanamaz. Eğer bir “ortaklık” söz konusu olsaydı, en azından meclisteki AKP grubu içinde Hizmet’in ideallerini paylaşan çok sayıda milletvekili bulunması beklenmez miydi? Bu milletvekilleri şimdiye kadar çoktan güvensizlik oyuyla AKP hükümetini istifa etmek zorunda bırakmaz mıydı?

“Cemaat devletçidir.” Tamamen gönüllü katkılarla çalışan, devletten tümüyle bağımsız olan, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi savunan bir sivil toplum hareketinin neye göre “devletçi” olduğunu anlamak mümkün değildir. Eğer “devletçilik”le kastedilen siyasi mücadelenin mevcut anayasa ve yasalar çerçevesinde, demokratik meşruiyet temelinde yürütülmesinden yana olmak ise, bütün yurttaşların hukuk devletinin bu ilkelerine bağlı olması gerekmez mi?

“Cemaat milliyetçidir.” Hizmet’in Türkiye’nin özgürleşmesine, zenginleşmesine, daha adil bir toplum haline gelmesine ve dünyayla kaynaşmasına katkıda bulunma ideallerinin, evet liberal anlamda milliyetçilikten kaynaklandığı söylenebilir. Ama bu milliyetçiliğin ne etnik-ırkçı, ne de saldırgan bir niteliği var. Aksine Hizmet, 160 dolayında ülkeye yayılan okullarıyla, her milletten gençlerin iyi bir eğitim görmesine, Türkiye ile bu ülkeler arasında dostane, barışçı ilişkilerin gelişmesine katkı sağlıyor. Hizmet, Kürt sorununun Kürt yurttaşların demokratik haklarının tanınmasıyla barışçı yoldan çözülmesine destek verdi. Kuruluşuna önayak olduğu Kürtçe yayın yapan Dünya TV beşinci yayın yılını tamamladı. Irak Kürdistan’ında Kürtçe ve İngilizce eğitim yapan, çok takdir edilen iki düzine Hizmet okulu var.

Hizmet’in sözcüleri, bütün dinsel ve etnik grupların eşit yurttaşlığını savunmakta. Bu bağlamda en dikkate değer olan bizzat Fethullah Gülen’in sözleri: “Hangi çerçevede olursa olsun barışı temine çalışmak; inançlı, inançsız, yani dindar, ateist, deist, hepsinin beraber yaşayabileceğini ortaya koymak gerekir. Alevi-Sünni, Kürt-Türk, Laz-Çerkez, hepsi arasında barışı temin etmek gerekir. Osmanlı’yı dört yüzyıl ayakta tutan, farklılığa saygı esasıydı. Son yüzyıllarda problemler yaşandı, çünkü o anlayış yaşatılamadı. ‘Herkes bize benzeyecek’ dendi. Herkes kendi anlayışında serbest bırakılmadı.”

Umarım bu hatırlatmalarım bir işe yarar.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.