Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Hırsızlarla darbeciler

  • 5.03.2015 00:00

 Mehmet Baransu, niçin tutuklanarak cezaevine konuldu? Bir de ben anlatayım. Mart 2003’te İstanbul’da bulunan 1. Ordu Komutanlığı’nda “plan semineri” görünümü altında, birkaç ay önce iktidara gelen AKP hükümetini devirmeyi amaçlayan bir darbe planlandı.

O sıra MİT müsteşarı olan Şenkal Atasagun, Mayıs 2003’te Cumhuriyet Gazetesi yöneticileri İlhan Selçuk, İbrahim Yıldız ve Mustafa Balbay’a “İstanbul’dan ihbar mektupları geliyor ve önemli. Birinci Ordu’da her şey hazır, ihtilale hazırlanıyorlar…” dedi; darbeye karşı çıkan Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile tanışmalarını önerdi. Bu bilgiler Mustafa Balbay’ın (şimdi CHP milletvekili) günlüklerinde yer aldı.

“Plan semineri”nde kayda alınan konuşmalarda darbe başarılı olsaydı neler yapılacağı şöyle anlatılıyordu: “Birlikler tamam. İstanbul üzerine çöküyoruz. Yönetime el koyuyoruz. Belediye başkanları, kamu kurumunda çalışanlar değiştirilecek. Tutuklanacaklar. Sert müdahale olacak. Acıma bilmem ne yapmak yok, tepeleme var…” Darbe girişimi akim kaldı. Sonraki yıllarda Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman darbeyi hangisinin önlediği konusunda atıştılar.

“Balyoz” darbe girişimine ilişkin TSK’dan sızdırılan belgeler Ocak 2010 tarihinde Mehmet Baransu tarafından Taraf gazetesinde haber yapıldı. Baransu tarafından savcılığa teslim edilen belgelerin kopyaları, Ocak 2011’de başka bir soruşturma kapsamında yapılan aramada, Gölcük Donanma Komutanlığı’ndaki gizli bir bölmede bulundu. Açılan dava Eylül 2012’de sonuçlandı. Başta Çetin Doğan olmak üzere 361 sanık “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini devirmeye eksik teşebbüs”ten yargılandı. Suçlu bulunan emekli ve muvazzaf 325 subay, 6 ile 20 yıl arasında değişen hapis cezalarına çaptırıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından ciddi bulunan delilleri yeterli bulan Yargıtay, Eylül 2013’te 237 sanık hakkında verilen mahkumiyeti onayladı.

Balyoz davası sanıkları, avukatları ve askerî vesayet yanlıları cephesi, delillerin uydurma olduğunu iddia ettiler. Dava, ilgili – ilgisiz çok sayıda sanığın tutuklanması, uzun tutukluluk sürelerinin cezaya dönüşmesi ve savunma haklarının ihlali nedenleriyle eleştirilere konu oldu. Sanıkların başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi Haziran 2014’te yeniden yargılama kararı aldı; hükümlüler tahliye edildi.

17 – 25 Aralık (2013) büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının kamuoyuna yansımasından hemen sonra, dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı ve AKP milletvekili Yalçın Akdoğan, tıpkı askerî vesayetçiler gibi, Balyoz davasıyla “milli orduya kumpas” kurulduğu iddiasını ortaya attı. O gün bugündür bu iddia, iktidar partisiyle askerî vesayet yanlılarının ortak söylemi haline geldi. 17 – 25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının örtbas edilmesi tamamlandıktan sonra Mehmet Baransu, gazeteciliğin gereğini yaparak Balyoz darbe planı belgelerini haberleştirerek “devlet sırrını ifşa” ettiği için tutuklandı. Üstelik 5 yıl önce aynı suçlamayla yapılan soruşturmada takipsizlik kararı alındığı halde...

Peki bütün bu olan bitenlerin anlamı nedir? En iyi Ahmet Altan izah etti: “Ne zamandan beri darbe planları ‘devletin güvenliğine ilişkin belge’ ve ‘devletin gizli kalması gereken bilgileri’ olarak niteleniyor? Ne zamandan beri olacak, hırsızlarla darbeciler hukuktan kurtulmak için kol kola girdiğinden beri… Hırsızlık yaparken yakalanan bir iktidar, paçasını kurtarabilmek için hırsızlıktan da büyük suçlar işlemeye başlayınca, gidip darbecilere sığınmaya karar verdi. Ellerinde planlarıyla ortaya çıkan darbeciler de, dizleri korkudan titreye titreye, hırsız olduklarını açıkça bildikleri adamların arkasına utanmadan saklandılar… Birlikte onların suçlarını ortaya çıkaranları suçlu ilan etmeye çalışıyorlar.” (Cumhuriyet, 03.03.2015)

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.