Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Paralelli terelellide son aşama

  • 26.03.2015 00:00

 Birbirleri hakkında söylediklerini hatırlatmadan olmayacak. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “bu ülkede bir hükümet olduğunu” hatırlatan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a karşı özetle şunları söyledi: Paralel yapı bizi içimizden vurmak istedi ve darbeyi Bülent Arınç’la gerçekleştirdiler.

Arınç’ın kızı ve damadı fanatik paralelci. Kızının, eşinin ve özellikle damadının baskısına dayanamaz. Çıkışı paralel yapının talimatıyla olmuştur. İstifa etmelidir. Ancak paralel yapının sonuna kadar direneceksin talimatı nedeniyle istifası uzak ihtimaldir, görevden alınmalıdır. Arınç seni istemiyoruz...

Gökçek’in bu sözlerine Arınç, özetle, şöyle cevap verdi: Benim cemaat denen olguya sevgi ve sempatimi 78 milyon bilir. Ama paralel yapının 17/25 Aralık sahtekarlıkları ortaya çıktığından beri ben hükümetimin yanındayım. Ben ve ailem paralel yapının bir milli güvenlik meselesi olduğunu biliyor ve bununla mücadele ediyoruz. Amerika’ya giden, olimpiyatlara koşan, bu hizmetlerin ne kadar iyi olduğunu anlatan benim. Ama Gökçek daha fazlasını yaptı. Seçimlerde oy isterken bu yapının kucağına oturdu. Bu yapıya Ankara’ya parsel parsel sattı. Yurt yerleri verdi, zengin iş adamlarına okullar yaptırdı. 30 Mart’a kadar da paralel yapıyla ilgili ağzından tek bir kötü cümle çıkmadı. Gökçek, oğlunun milletvekili adaylığını netleştirmek istiyor. Birilerine yaranmak istiyor…

Gökçek ile Arınç arasında yaşanan kavga çeşitli açılardan anlamlı bulunabilir. Bana göre asıl altı çizilmesi gereken anlamı, “paralel yapı / yapılanma” safsatasının kullanılmasında gelinen son aşamayı ifade etmesi. “Paralel yapı” safsatası, 17 / 25, 2013 Aralık Cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının örtbas edilmesi amacıyla dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından ortaya atıldı. Erdoğan’ın esin kaynağı, askerî vesayet yandaşlarının (mahkûmiyetle sonuçlanan, ilki Yargıtay’ca da onaylanan) Balyoz ve Ergenekon davalarının hiçbir temeli olmadığı, yargı ve emniyetteki “Fethullahçı çete” tarafından uydurulduğuna dair palavralarıydı.

“Paralel yapı” safsatasıyla 17 / 25 Aralık soruşturması örtbas edildi. İlan edilen “cadı avı” ile binlerce emniyet, yüzlerce yargı mensubu görevlerinden alındı; kimileri gözaltına alınıp tutuklandı. Böylelikle, adını Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk’un koyduğu “safsata,” yalnızca soruşturmanın örtbas edilmesi için değil, devlet cihazının tek – adam, tek – parti yönetimine biat etmesini temini için kullanıldı. Orada da kalınmadı, Balyoz ve Ergenekon davaları “milli orduya kumpas” ilan edilerek AKP iktidarıyla askerî vesayetçiler arasında siyasî ittifak aracı haline getirildi.

Havuz medyası, Oya Baydar’ın ifadesiyle, “Adem Baba’dan bu yana ne kadar suç, günah, cinayet işlenmişse hepsini paralel yapının işi!” ilan etti. Hırsızlar, katiller, rüşvetçiler, yolsuzluk yapanlar, şikeciler, tecavüzcüler, hepsi kendilerinin “paralel yapının kumpası”na geldikleri iddiasıyla yakalarını kurtarma peşine düştüler. (İbret verici örnekleri için bkz. Behram Kılıç, “Paralelli terelelli,” Aksiyon, 12 – 18 Ocak 2015.)

“Paralel yapı” safsatasının AKP içindeki mücadelelere konu olduğu, yaklaşan genel seçimlerde adaylık yarışında rakipleri tasfiye etmek için kullanıldığına dair haberler yayılmaktaydı. Ama Gökçek ile Arınç’ın birbirlerini “paralel” olmakla suçlamaları, AKP hiyerarşisinin en tepelerinde bulunan iki siyasetçinin arasındaki kavganın aracı haline gelmesi, beyinlerin safsatayla ne denli zehirlendiğini apaçık ortaya koymakta. “Paralel yapı” safsatasının, McCarthyciliğin vahim bir örneği olduğunun hâlâ farkında olmayanlara acıyorum.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.