Şahin ALPAY
Şahin ALPAY

Gazete: Zaman GAZETESİ

Her koşulda silahsız çözüm

  • 23.04.2015 00:00

 Partilerin seçim beyannamelerinin fazla bir anlam taşımadığını tecrübelerle biliyoruz. AKP’nin 2007 seçim beyannamesinde neler vaat edildiğini hatırlatmakla yetinebilirim: “Yeni bir anayasa hazırlanacak...

Yasama, yürütme, yargı erkleri arasındaki ilişkiler parlamenter sistem esas alınarak, açık ve net bir şekilde belirlenecek... Yeni anayasa toplumsal uzlaşma ile hazırlanacak. Temel hak ve özgürlükler konusunda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde belirtilen esaslar uygulanacak...  Medyanın çoğulcu, şeffaf ve rekabetçi bir yapıda gelişmesi için gerekli adımlar atılacak...  Yargı yetkisini kullanan kurum ve kişilerin bağımsız ve tarafsız karar vermelerini kolaylaştıracak tedbirler alınacak...” Vesaire...

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu AKP iktidarı bugün 2007 vaatlerinin hemen tamamen tersini yapmakta. AKP’nin yeni açıklanan 2015 seçim beyannamesindeki, “Demokratik hak ve özgürlüklerin korunmasını yeni anayasa ile güvence altına alacağız. Özgürlükleri geliştirmeye ve genişletmeye devam edeceğiz...” lafının en küçük bir inandırıcılığı var mı?

“Nükleer enerji santrallerini ülkeye sokmayacağız.” dediği için, konunun önemini vurgulamak amacıyla 2011 seçimlerinde başında Numan Kurtulmuş’un olduğu HAS Parti’ye oy vermiştim. Sonra ne oldu, biliyoruz... Kurtulmuş ve arkadaşları AKP iktidarı hakkında bütün söylediklerini yiyip yuttular, partilerini feshedip kapağı AKP’ye attılar. Akkayu Nükleer Santrali’nin sözde temel atma töreninde Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun değil de, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş’un olmayışına, doğrusu şaşırdım...

Evet, partilerin seçim beyannamelerinin fazla bir anlam taşımadığını ibret verici tecrübelerle biliyoruz. Yine de HDP’nin seçim beyannamesi, kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm olsa bile, özgürlükçü ve çoğulcu demokratik Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu reformları önerdiği için, itiraf edeyim ki, dikkate değer. “Kadına yönelik şiddetin en ağır şekilde cezlandırılmasını sağlayacağız... Kadını aileye hapseden erkek egemen zihniyete karşı kadın özgürlüğü hareketi gerçekleştireceğiz... LGBTİ’lerin (eşcinsellerin) onurlu ve insanca yaşam sürdürmelerini sağlayacağız... Demokratik özerkliği her yerde hayata geçireceğiz. Valiler seçimle işbaşına gelecek... Bölge meclisleri kurulacak... Anadil eğitimi kamu hizmeti olacak... Anayasada başkanlık sistemi asla olmayacak... Hükümetin HSYK üzerindeki baskısına son vereceğiz... Zorunlu din dersini kaldıracağız. Nefret suçları cezalandırılacak... Vicdani ret hakkı tanınacak... Medya patronlarının başka sektörlerde faaiyet göstermesini yasaklayacağız... Nükleer santrallerin yapımını durduracağız... Yenilenebilir enerjiye destek vereceğiz...” Ve en önemlisi: “Her koşulda silahsız çözüm ve demokratik siyaset izlenecek!” HDP’ye tek adam, tek parti sultasını durdurabilecek yegane güç olmasa dahi bu vaadleri için oy verilebilir!

Kürt siyasi hareketi içinde ayrışmalar yaşandığı gözleniyor. Evet, “her koşulda silahsız çözüm, demokratik siyaset” diyenlerle, silahtan medet uman, kandan beslenen unsurlar birbirinden ayrılıyor. Bu ayrımı, silahsız çözüm çizgisinin en önemli temsilcilerinden biri olduğu halde (nedense?) yeniden aday gösterilmeyen, AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu şöyle açıklıyor: “PKK’nın içinde bir grup, HDP’nin barajı aşmasını istemez. Çözüm istemeyen, çatışmaya geri dönülmesini isteyen bir grup var... Bu grup PKK hiyerarşisi içindedir, itiraz ediyormuş gibi yapmaz ama PKK’yı çatışmanın içine sokabilir... Ama HDP, barajı aşıp Türkiye siyasetinin kalbine gelip oturursa, belirleyici olan PKK değil, siyaset olur. PKK ve Kandil güç kaybeder....” (Ahmet Hakan, Hürriyet, 22.04.2015.) Ensarioğlu’na katılıyorum.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.