Bugünkü yazı yolculuğumuzda yekpare bir konu etrafında dönüp dolaşmak yerine, iki mevzuya değineceğiz.

İlk mevzumuz, serlevhamız.
Sülün Osman'ne kadar kendi malıymış gibi satıp büyük bir VARLIK FONUkurmuşmuş.
Karamolla'nın partisi böyle diyor.
Biraz daha kaptırsalar bu alegori yeteneğiyle, Varlık Fonu yerine "Havuz Sistemi" kurmuş diyecekler.
Zira, mahut reklamı hazırlayan kafa, Merhum Erbakan'a, "Bosna'ya yardım paralarını iç etti" diyenlerin ruh ikizi gibi.
'ın "Organize İşler" filminin önünde dönen söz konusu reklam şöyle nihayete eriyor:
"Sülün Osman mesleğinde ilk değildi, sonuncu da olmadı. Bu işler bazen bireysel, bazen de organize işler… Saadet Partisi keyifli seyirler diler…"
Mars Medya "organizenin" farkında olsa gerek ki, ticari reklam olduğunu hasseden belirtmek zorunda hissetmiş.
Fakat sinemacılarla tartışmalarını hatırlarsak…
Yılmaz Erdoğan'ın filmi üzerinden, sinemacılardan yana tavır koyan Başkan Erdoğan'la ödeşmek istedikleri sonucunu çıkartmak mümkün.
Soru şudur: Kararmolla kime / neye "hizmet" etmek için sinema salonlarına kadar böyle "organize" olmuş?
Seçim desek…
İstanbul Belediye Başkanı adayları var mı?
Varsa da kim, bilemiyoruz.
Sadece FETÖ'nün vurduğuna vurmayı hedeflediği için söz konusu reklamdan da öğrenemiyoruz.

 

 

Adam gibi adam

Para ve şöhret uğruna ilkeli duruşundan zerre miskali taviz vermeyen adam gibi adam Ünal Karaman.
Hatta ucunda "zafer" bile olsa onun için fark etmiyor.
Bir defasında şöyle demişti: "Ruhu burda değilse, yüreği burda değilse beni şampiyon yapacağını da bilsem onun nazını çekmem…"
Gelgelelim…
Adam olanın da sonuna kadar yanında duruyor.
Şu sözler de onun:
"Kimliğinde doğum yeri Trabzon yazmış olması, Trabzonspor için sonuna kadar her şeyini verecek anlamına gelmiyor…. Kim bizimle acıyı paylaşacak, yüreğini ortaya koyacak onlarla devam edeceğiz…"
Fakire soracak olursanız, Trabzon'a Trabzonspor bağıyla bağlı olan herkes Trabzonludur.
Mesela, Trabzonspor taraftarının "Büyük İsko" dediği gazetemiz yazarlarından İskender Günen gibi.
"Bize her yer Trabzon" demek, bir yanıyla da budur zaten…
'a yapılan en büyük eleştiri, kimi zaman kadro seçiminde yanlış yaptığıydı.
Artık böylesi bir "yanlış" yapma "şansı" bile yok!
Sadri Şener ve ardından gelen başkanlar Trabzonspor'u öyle bir borç bataklığına gömdüler ki, Ahmet Ağaoğlu bir 11 kurulabilecek kadar futbolcuyu elden çıkardı ama yine de transfer tahtasının kapanmasına engel olamadı.
Hülasa, Ünal Karaman altyapıdan gelen futbolcularla sahaya çıkmak zorunda.
Yolu uzun ama inancı tam.
İstiklal Marşı okunurken takımıyla birlikte sadece bayrağa bakarak yola çıktı, yürüyor:
"Kararlı – inançlı - inatçı…"

  • Abone ol