Sanem ALTAN
Sanem ALTAN

Gazete: Vatan GAZETESİ

Bir Mucizeyi Yaşamak…

  • 4.07.2014 00:00

 “Görülmemişi görmek istiyorum.

 
Tanrı’nın sesini duymak,
 
Yaşanmamışı tatmak istiyorum…
 
Tarihin bir parçası olmak,
 
Çevremdekilerin hayret dolu bakışları karşısında umursamaz bir gülücüğü yayarken dudaklarıma, mutlak gerçeği benimle kavrayacak bir sevgiliyle bir mucizeyi yaşamak istiyorum…”
 
***
 
Berke bir 30 haziran günü trafik kazasında öldüğünde 25, bu şiiri yazdığında ise 24 yaşındaydı…
 
Ben onu tanıdığımda 22, kaybettiğimde ise 23 yaşındaydım.
 
Aradan 19 yıl geçti…
 
Aslında yılların geçtiğini, onca işarete rağmen en çok mezarın başına diktiğimiz tohumun koca bir ağaç olmasından anlıyorum…
 
***
 
Berke benim gençlik aşkımdı.
 
Ben Aktüel Dergisi’nde ilk işime başladığım dönemde, 1993’de o da Sabah Gazetesi’nde Dış Haberler servisinde çalışıyordu.
 
Ama ne dış haberler servisiydi o, bugün o servisten çıkan herkes başka başka gazetelerde iyi yerlere geldi…
 
Mehveş Evin onca dergiyi başarılı yönettikten sonra  yazar oldu, Emre Oral önce Milliyet gazetesinin ardından şimdi Hürriyet gazetesinin yayın  koordinatörü oldu, Güney Öztürk  bizim gazetenin yazı işleri müdürü ve yıllardır çıkan bütün eklerin yaratıcısı oldu.
 
Berke o ekiptendi.
 
***
 
Uzun sarı saçları vardı Berke’nin…
 
Hergele bir gülüşü...
 
Sessiz ve yumuşak hareket ederdi. Hayatı Berke kadar sakin karşılayan çok az insan gördüm.
 
Yaşıtlarına benzemeyen bir hali vardı her zaman.
 
Bana kalırsa hiçbir zaman da yaşıtlarına benzemedi zaten ama hep onlara benziyormuş gibi davrandı.
 
Yazı yazmayı çok severdi.
 
Pek çok küçük hikaye ve şiir  yazdı...  Acaba yazar  olurdu muydu “büyüdüğünde” yoksa gazeteciliğe devam mı ederdi. Bilmiyorum...
 
Onunla ilgili cevabını bilmeyi istediğim ne çok soru kaldı geride.
 
***
 
Bira içerdi, bir de kısa Camel...
 
Kendini anlatmayı hiç sevmezdi.
 
Dışarıda olan dünya ona değmezdi sanki... Hayata aldırmaz tavrını çok severdim ben.
 
Aldırmaz ama kibar, aldırmaz ama güzel gülümseyen, aldırmaz ama sevecen olabilmesine şaşardım.
 
Çok konuşmazdı. Ama uyumluydu.
 
Sessizliğini severdim.
 
Gülümsemesini severdim.
 
Başkalarına benzememesini severdim. Ben Berke’yi çok severdim.
 
***
 
30 Haziran’da yine beni “görülmemişi görmek istiyorum” diye başlayan o şiir karşıladı mezarının başında…
 
“Bir mucizeyi yaşamak.”
 
Bir de şiirin altında tek bir satır duruyor Berke’den:
 
“Sadece rüzgar gelir bir güvercinin cenazesine”
 
Bu sefer usulca eğilip toprağını okşarken sordum ‘gördün mü Berke görülmemişi gördün mü?’
 
Ve Berke’nin toprağında büyümüş harika gözüken sarı çiçeklerden birini koparıp eve getirip balkondaki boş saksıya diktim…
 
Bir yanım bunu yadırgayıp tuhaf bulsa da diğer yanım o sarı çiçekten hala bir cevap bekliyor…
 
Neden olmasın ben de Berke gibi mucizelere inanıyorum…
 
***
 
19 yıl önce ektiğimiz o tohum büyüdü koca ağaç oldu şimdi.
 
Gölgesinde durdum ağacın bir süre.
 
Biraz sitem ettim Tanrı’ya, gençlere daha şefkatli davranmadığı için…
 
Ağladım biraz.
 
O usul sesi duydum:
 
 “Sadece rüzgar gelir bir güvercinin cenazesine.”

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.