Sanem ALTAN
Sanem ALTAN

Gazete: Vatan GAZETESİ

Başkalarının aptallıkları yüzünden aklın tutsağı olduk

  • 13.10.2014 00:00

 En çok pazartesi yazılarını yazarken zorlanıyorum ben. Çünkü pazar günleri fevkalade anlaşılmaz bir neşe oluyor içimde...

 
Bilgisayarın başına oturduğumda aklıma iyi ve güzel şeyler geliyor sadece.
 
Bu ülke bile içimdeki özü öldüremiyor nedense.
 
***
 
Kötülüğün baraj kapakları patlamış gibi gözüküyor epeydir, ölümler, çatışmalar, acılar, kederler akıyor üstümüze.
 
Hemen sınırımızda bir savaşı maç seyreder gibi seyrediyoruz.
 
O savaşın bütün dehşeti kaçınılmaz olarak sınırın bu yanına da geçiyor.
 
Acı ve kan sıçrıyor her yanımıza...
 
Bütün hafta bu dehşetin ölümcül yansımalarını beraberde izledik zaten...
 
***
 
Aptallığa, çıkarcılığa, öldürücü ihtirasa, bencilliğe karşı durma mücadelesine döndü burada hayat.
 
Bu haklı bir mücadele.
 
Ama bu haklı mücadelede, kötülüklere karşı çıkarken küçük ümit ve neşe adacıklarını da hayatımızdan uzaklaştırmamalıyız diye düşünüyorum ben.
 
Yaşama sevincini her şeye rağmen muhafaza edebilmek de mücadelenin bir parçası bana sorarsanız...
 
***
 
Saçmalıkların saldırısı karşısında mecburen aklın ve mantığın düz duvarlı kalelerine sığınıyoruz.
 
Başkalarının aptallıkları yüzünden aklın tutsağı olduk.
 
Farkında mısınız, hergün başka bir laf söyleyen siyaset dünyası yüzünden, onların tuhaf tutarsızlıkları yüzünden hepimiz tutarlılık fetişisti olmak üzereyiz. Kendi küçük hayatlarımızda bile tutarsız olma lüksümüzü, bu ülkede yaşanan büyük tutarsızlıklar nedeniyle kaybediyoruz.
 
Bir insanın güvenli sallapatiliğiyle değil, bir sarhoşun aşırı dikkatli adımlarıyla yürüyoruz hayatın içinde.
 
Buna mecbur bırakılıyoruz.
 
***
 
Etrafımızdaki herşey öylesine öylesine dağılmış vaziyetteki, kendimizi koruyabilmek için kaçınılmaz olarak mantığın sağlam direğine tutunuyoruz, bunun için uğraşıyoruz.
 
Halbuki hayat böyle mantıklı, akıllı, tekdüze, düzgün birşey değil, duyguların savruluşuna, arada bir tutarsızlığa, kaprisli cilvelere, küçük oyunlara da yer var orada.
 
Ama insanlar hafif bir sohbette bile ülkenin sorunlarından bahsediyorsa, karşılıklı birer düşünce manyağına dönüşüyorsa erkeklerle kadınlar, sizce o kadınlar ya da o adamlarda mı sorun var sadece?
 
Siyaset dünyasının sorun çözme beceriksizliği, sadece ülkeyi felakete götürmüyor, yaşama sevincimizi de buduyor.
 
Küçük sevinçlerimizi de kezzaplıyor.
 
***
 
Dün pazardı.
 
Ben yine ümitli, neşeli ve iyimserdim.
 
Pakistanli Malala'nın Nobel barış ödülü alması beni iyimser hale getirdi aslında...
 
Barbarların saldırısına uğrayan o küçük kızın  ödüllendirilmesine çok sevindim.
 
Ondan da bir sevinç devşirdim kendi hayatıma.
 
***
 
İnatçı ve neşeliyim.
 
Ne yaparlarsa yapsınlar, canımızı ne kadar yakarlarsa yaksınlar, ümitli olmaktan vaz geçmeyeceğim.
 
 Bu ülkede çok kötü şeyler olduğunu biliyorum ama bir gün bu ülkede iyi şeyler olacağına da inanmayı sürdüreceğim ben...
 
Küçük sevinçlerden taviz vermeyeceğim. Ölüme ve öldürenlere karşı, yaşama, ümide, sevince sarılarak mücadele edeceğim.
 
“Bir gün iyi şeyler de olacak” cümlesini aklımdan hiç çıkarmayacağım.
 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.