Sanem ALTAN
Sanem ALTAN

Gazete: Vatan GAZETESİ

Siz o ‘yabancı dili’ biliyor musunuz?

  • 3.12.2014 00:00

 Hepimizin bir gizli dili var öyle değil mi?

Hepimiz çoğu zaman bir şey söylediğimizde aslında bir başka şey daha söylüyoruz...

Sanırım istediklerimizi, düşündüklerimizi, aklımızdan geçenleri açıkça söylemeye korktuğumuz için böyle yapıyoruz...

Ama hepimizin bir gizli dili var.

Ve hepimiz ne dediğimizin değil ne demek istediğimizin anlaşılmasını istiyoruz...

Ve anlaşılmasın diye yerine başka cümleler kuruyoruz...

Kavranması güç bir çelişki değil mi bu...

***

Neden gizli bir dilimiz var, neden bir şey söylerken aslında başka bir şey söylüyoruz?

Niye açık ve net konuşmuyoruz ki?

Niye isteklerimizi ve duygularımızı, başka cümlelerin arkasına saklıyoruz?

Neden, söylenen cümlelerin arkasındaki gizli manaların anlaşılmasını bekliyoruz?

Neden?

***

Ben birbirine benzemeyen iki ayrı duygunun içiçe geçip buna yol açtığını sanıyorum.

Birincisi, utanmak herhalde.

Duygularımızdan, isteklerimizden utandığımızda bunu açıkça dile getirmekten çekiniyoruz ama istiyoruz ki karşımızdaki bunu biz söylemeden anlasın…

Ve bizi utandırmadan isteğimizi gerçekleştirsin.

***

İkincisi ise kurnazlık sanırım...

İsteklerimiz gerçekleşsin istiyoruz ama o isteklerin sorumluluğunu üstlenmiyoruz.

Gizli dilimizle isteğimizi sezdiriyoruz ama bunun sorumluluğunu o isteği gerçekleştirecek olanın sırtına yüklüyoruz.

Olaylar istediğimiz gibi gelişmezse, “ben öyle bir şey istememiştim ki sen kendiliğinden yaptın” demek için kendimize yer açıyoruz. Sorumluluktan kurtuluyoruz.

***

Ve bütün bu karmaşa içinde insanlar birbirini seviyor, aşık oluyor, ülkeler yönetiliyor, iş ortaklıkları kuruluyor, dostluklar yaşanıyor ve kimse kimseyi tam anlamıyor!

Düşünüyorum da gerçekten biz nasıl anlaşıyoruz aslında? Ya da insanlar ne olduğu zaman anlaştıklarını düşünüyor acaba?

Bunun konuştukları dil olmadığı kesin çünkü...

***

Konuşmanın tek anlaşma yolu olmadığına inananlardanım ben... Ya da ‘yabancı diliniz’in çok iyi olması gerekiyor...

Ne dinlediğinizin değil, aslında ne söylendiğini duyabildiğiniz bir yabancı dil ustası olmanız gerekiyor gerçekten anlaşmak için...

Öyle değil mi?

Hem ne istendiğini anlayacaksınız o “yabancı ve gizli dil” sayesinde, hem de o isteği gerçekleştirdiğinizde sorumluluğu alacak cesaretiniz olacak.

***

Ve hepimiz aynı şeyi arayıp aynı şeyden korkmuyor muyuz, ya biri anlarsa beni, ya biri çıkar ‘aklından geçirdiğin her şeyi biliyorum’ derse?

İşte tam burada o cevaplaması güç soru çıkıyor karşımıza ‘aşk karşındakini anlamak mıdır, yoksa karşındakini anlamadığın zaman mı aşk olur?’

***

Belki de anlayacak bir zekaya ve dikkate sahip olmak, anladığını hissettirmeyecek bir zarafetle davranmak ve onun istediğini sorumluluğunu onun üstüne yıkmadan gerçekleştirip sorumluluğu yüklenecek bir cesaret göstermek.

Aşık biri böyle davranır diye düşünüyorum bazen. Tabii o zaman da şu sorunun cevabını bulmamız gerekiyor:

Böyle biri var mıdır?

***

Herhalde çok yoktur.

Aşk sadece böyle insanlara mahsus olsaydı aşık insan bulmakta zorlanırdık.

Öyleyse bu karmaşa içinde insanlar nasıl seviyor birbirini, birbirinin gizli dilini nasıl anlıyor?

Sanırım kimse diğerini yüzde yüz anlamıyor ama bir şeyler denk geliyor, bazen aynı isteklere sahip oluyorlar, bazen de karşısındakinin isteklerini yerine getirmemesini hoşgörüyorlar.

Hiç bir zaman hiçbir şey tam olmuyor.

Ama kimbilir, aşkın mükemmeliyeti de belki bu eksiklik içinde bütünleşmekte yatıyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.