Sanem ALTAN
Sanem ALTAN

Gazete: Vatan GAZETESİ

Hayallerimiz zorunluluklarımız haline geldi!

  • 16.01.2015 00:00

 Cumhuriyet kurulduğundan bu yana koskoca doksan bir yıl geçti...

 
Hala Kürt sorunu var, hala Alevi sorunu var, hala fikir özgürlüğü sorunu var, hala demokrasi sorunu var.nlar
 
O kadar var ki hatta 2015 yılında gazete matbaası bakabiliyoruz rahatlıkla...
 
Herhalde bu sorunlardan fayda sağlayan birileri bulunuyor ki çözmeye  niyeti yok kimsenin...
 
Artık öyle düşünüyorum ben...
 
***
 
Her türlü hükümeti gördük ama sorunları kökten çözene, çözmek isteyene rastlamadık.
 
Sorunlarımıza aşık gibiyiz.
 
Çünkü yönetenler için hayatı ‘kolaylaştırıyor‘sorunlar.
 
Demokrasi sorunumuz olmasa bir gazete matbaası nasıl basılabilir ki ya da bu nasıl bu kadar kolay kabul görebilir?
 
Her geçen gün biraz daha inanıyorum artık, biz sorunları bilerek çözmüyoruz...
 
Ama bir yandan da artık daha fazla ölemeyeceğimizi, daha fazla alçalamayacağımızı, daha fazla düşemeyeceğimizi düşünüyorum…
 
Çünkü artık gerçekten zilletin dibine vurduk.
 
***
 
Siyaset, aşklar, dostluklar, iş hayatı, her şey, her şey kirli, her şey hoyrat, her şey vahşi.
 
Bir gün iyileşmek hayal değil, zorunluluk artık.
 
Kendimizi kirlettiğimiz, aşağıladığımız ve kendi rezilliğimizden çamurla oynayan bir çocuk gibi tuhaf eğlenceler çıkardığımız yolculuğun sonuna geldik.
 
Gelmiş olmalıyız en azından...
 
Kirlenmekten, aşağılanmaktan bıktığımız, sıkıldığımız ya da utandığımız için değil…
 
İçine atladığımız o uçurumda geçirdiğimiz uzunyıllar sonunda daha düşecek bir yer, daha alçalacak bir çukur kalmadığı için bitecek bu zavallı yolculuk bence.
 
***
 
Alçalmanın her türlüsünü yaşadık.
 
Öyle değil mi?
 
Her gelen aşağıladı bizi, her gelen sorunlarımızı çözecek gibi yapıp bizimle alay etti, her gelen başımızı çamurun içine biraz daha bastırdı, her gelen hayatımıza kariştı her gelen kendini çoban bizi koyun olarak gördü.
 
***
 
Sakin bir hayatım var benim…
 
Kalabalıklara karışmayan, kendi kalabalığını kendi odasında, kendi başına yaratan biriyim genellikle...
 
Ama penceremin dışındaki hayattan içime, evime, hayatıma hep acı ve isyan akıyor.
 
Keder ve karanlık sızıyor evime.
 
Artık kapalı kapılarım, kapalı pencerelerim işe yaramıyor , delip geçiyor dışarının kiri, pası, öfkesi, yalanı, riyası…
 
***
 
Gırtlağa dayanan acı, kir pas, yalan, riya hepimizi birden öldürecek sonunda diye korkuyorum...
 
Çözülmeyen sorunlara öyle büyük bir aşk görüyorum ki...
 
Kimsenin çıkıp da bunları çözeceği yok bana sorarsaniz...
 
Ben artık enseyi iyice kararttım.
 
***
 
Geçen gün fulyalarla simitler alıp gelenarkadaşım, beni alışık olmadığı biçimde umutsuz görünce, ‘ bu kirlenmişlik, bu aşağılanmışlık, bu utanç, bu arsızlık, bu pespayelik, bu fütursuz, bu rezillik beni umutlandırıyor doğrusu, senin dediğin gibi dibe vurduysam artık yukarı çıkacağımız kesin demek ki’ dedi...
 
Ona aydınlığı düşündürüyor, içinde olduğumuz bu karanlık.
 
Belki de doğru söylüyor bilmiyorum ama THY da Cumhuriyet Gazetesi’ni yolcularına vermeyi durdurmuş.
 
***
 
Artık sadece mide bulantısıyla gelen bir yorgunluk var üzerimde sanki...
 
Yoksa havalardan mıdır bu!

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.