Sanem ALTAN
Sanem ALTAN

Gazete: Vatan GAZETESİ

Hiç kimse gerçekten özgür olmak istemiyor!

  • 13.02.2015 00:00

 Hepimizin hayatımızda en zor vazgeçeceğimiz şey sanırım özgürlüklerimizdir...

 
Aşklar bile bu özgürlük tutkusu yüzünden biter çoğu defa... İnsan kendi hayatını belirleyen sınırlar içinde sahip olduğu özgürlükten hiç kimse için vazgeçmeyi kolay kolay göze almaz, alamaz... Bu söylendiğinde herkesin hemen evet diyeceği bir söz ama gerçekler böyle mi peki?
 
***
 
 Özgür olmak, gerçekten özgür olmak insan için çok da zordur.
Güven ihtiyacı doğar özgürlüğün hemen yanıbaşında...
İşte hukuk, devlet, toplum dediğimiz kavramlar bu özgürlükle güven arasında kendiliğinden ortaya çıkar...
 
Disiplini olmayan bir özgürlük özgürlük değildir çünkü… Güçlünün güçsüzü parçaladığı bir orman da özgürlük vardır ama sadece güçlüler için…
 
Biz güçsüzün haklarının korunduğu bir özgürlükten bahsettiğimizde zaten kendiliğinden hukuk, devlet, toplum kavramları da ortaya çıkar...
 
***
 
Gelişmiş dünya bizim hiç tatmadığımız, hatta nasıl olduğunu hiç bilmediğimiz bir özgürlüğe sahip.
 
Bireylerin özgürlük alanları genişlerken, devletlerin, iktidarların özgürlük alanları daraltılıyor.
 
İlkel toplumlarda devletler her istediklerini yapabilecek bir özgürlüğe sahipken, gelişmiş toplumlarda devlet kısıtlanıp toplumların düşünme, yaşama, yaratma özgürlüklerinin sınırları geriye doğru itiliyor.
 
***
 
 Devlet, iktidar, sınırlar gibi kavramlar yeniden tarif ediliyor artık.
 
O kavramlar yerine  yerine insan, teknoloji, vicdan gibi kavramların güçlendiği bir dönemi yaşıyoruz...
 
Peki, hiç düşündünüz mü dünya üzerinde son 20 senede kavramlar değişirken bizde neler oluyor? Bizim hikayemiz şu tekerlemeye benziyor: “Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik, bir de baktık, bir arpa boyu yol gittik.”
 
***
 
Devlet hâlâ herkesi korkutuyor.
Devlet özgürlüklerin önünü açmıyor, aksine, önünü kapatıyor. Bilgi ise hâlâ halktan özenle saklanıyor.
 
Bilgilenme özgürlüğümüz yok.
 
Bilgilenme özgürlüğü olmadığında haliyle seçme özgürlüğü de kısıtlanmış oluyor, neyi neden tercih edeceğini net bir biçimde bilemiyorsun çünkü.
 
***
 
Hâla dünyanın tek tuşla hakkımızda öğrendiği bilgilere biz ulaşamıyoruz.
 
Ordunun harcamalarını, devletin içinde neler olduğunu, paraların nerelere harcandığını biz  hala ve hiç bilmiyoruz. Neler olduğu  hâlâ bizler için sır.
 
***
 
Bilgilenmek, düşünmek, yaratmak, istediğimiz gibi yaşamak için gerek duyduğumuz özgürlüklere yeterince sahip değiliz. Ama bu özgürlükleri talep de etmiyoruz. O özgürlükleri kullanacak iradeye ve güce sahip olmadığımızdan belki…
 
Devletin keyfince davranma özgürlüğüne sahip olduğu bir toplumda, o devlete yanaşarak yaşamak, bize hukukun güvencesi altında tek başımıza, kendi güzücümüzle yaşamaktan daha kolay ve avantajlı gözüküyor.
 
***
 
Sanırım özgürlüğümüzden bu yüzden vazgeçiyoruz. Kullanabildiğimiz tek özgürlük, yapabildiğimiz tek tercih de özgürlüklerimizden vazgeçmek oluyor. Özgürlüktem konuşmayı seviyor ama özgür bir hayat kurmak için uğraşmayı sevmiyoruz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.