Serdar KAYA
Serdar KAYA

Gazete: Serbestiyet.com

Öğretmenler Günü’nde neyi kutluyoruz

  • 20.11.2011 00:00

 ABD’nin New Jersey eyaletindeki Bankbridge Lisesi’nde öğrenci olan Julio Artuz, öğretmenlerinden birinin derste sürekli onu küçük düşüren sözler sarf ettiğini söylediğinde, ailesi ona inanmadı. Zira, bir öğretmenin böyle şeyler yapması, Batı ülkelerinde pek sık rastlanan bir şey değil. Bunun üzerine, Julio, ilgili öğretmenin derslerinden birini cep telefonuyla videoya aldı.

Julio’nun ailesi, videodaki görüntülere inanamadı. Öğretmen, sınıfta (yer yer argo kelimeler de kullanarak) Julio’yu aşağılıyor ve hatta “Sana istediğimi söylerim”, “Bana hiçbir şey yapamazsın” gibi ifadelerle kendisini psikolojik anlamda ezmeye çalışıyordu. Bunun üzerine, Julio’nun babası okula giderek ilgili öğretmen ile görüştü. Öğretmen, kullandığı ifadeler için üzgün olduğunu söyledi ve evde eşiyle yaşamakta olduğu bazı sorunların işine de yansıdığını ifade etti. Baba, ikna olmamıştı. Çünkü ona göre, hiçbir şey videoda izlediklerini mazur gösteremezdi.

Videonun (geçtiğimiz perşembe günü) NBC’de yayınlanmasının ardından, Amerikalı pek çok veli görüntüler karşısında şok oldu ve lise, derhal öğretmen hakkında soruşturma başlattı. Öğretmenin tavırları çocukların psikolojik sağlığı için tehlike arz eder nitelikte olduğundan, bu şartlar altında derslere girmeye devam etmesine müsaade edilemezdi. Bu nedenle, öğretmen, soruşturma sona erene dek ücretli izne gönderildi.


Kalp kırmak

ABD’deki olayda, öğretmenin öğrenciye yönelik herhangi bir fiziksel saldırısı söz konusu değil. İnfiale neden olan, sadece öğrenciyi inciten tavır ve sözler. Zira psikologların sıklıkla belirttikleri gibi, bu türden tecrübeler, öğrencilere otorite sahibi olmanın başkalarını ezmeyi meşru kıldığı düşüncesini telkin ediyor. Bu şekildeki tavırlara maruz kalan bir öğrenci, hem kendisine saygısını yitiriyor hem de ileride kendisinden daha zayıf olan insanlara benzeri türden davranışlar sergilemekte bir mahzur görmüyor. Tabii bu işin sadece pedagojik yönü. Bu türden davranışlar, etik anlamda da sorunlu. Çünkü, bir eğitim kurumunda çalışıyor olmak, bir insana başkalarını (ve hele hele kendisinden küçükleri) ezme hakkını (elbette) vermiyor.

ABD’de öğrencilerini alaya alan ve zaman zaman “tembel”, “aptal”, “şişko” gibi incitici hakaretlerde bulunan öğretmenlerin oranının yüzde bir ila iki arasında olduğu tahmin ediliyor. Öğrenciye vurmaya kalkan ise elbette hiç yok, çünkü böyle bir şeyin gerçekleşmesi durumunda ilgili kişinin bu mesleğe devam edebilmesi mümkün değil.


Türk eğitim sistemi

Türkiye’deki tablo, ABD örneği ile taban tabana zıt olan pek çok yön içeriyor. Herşeyden önce,Türkiye’de bir lise öğretmeninin öğrencisini sınıfta küçük düşürmesinin haber değeri dahi yoktur. Zira pek çok okulda hemen her gün yaşanan ve zaman zaman hakaretin ötesine geçerek fiziksel şiddet de içeren olaylar, Türkiye’de istisnadan ziyade kural durumundadır. Öğretmen terörünün haber olabilmesi, ancak sergilenen şiddetin alışıldık seviyenin ötesine geçmesi durumunda mümkün olabilir.

Bunun böyle olmasında, (diğer sebepler arasında) hakaret ya da fiziksel şiddetin Türkiye’de hâlâ bir eğitim aracı olarak görülebiliyor olmasının payı büyüktür. Bu algıya göre, öğretmen ile öğrenci arasında hiyerarşik bir ilişki vardır. Ancak bu hiyerarşi, meşruiyetini öğretmenin bilgisinden ziyade, yaşından ve otoritesinden alır. Bu ilişkide yaşça küçük ve otoriteden yoksun olan öğrenciye düşen, öğretmeninin “sözünü dinleyerek” başarılı olmaktır. Dolayısıyla da, öğretmenin öğrenciye “tembel” ya da “aptal” şeklindeki hakaretleri, öğretmenin değil, öğrencinin hata hanesine yazılır. Çünkü bu hakaretlere (ve kimi zaman da şiddete) öğrencinin hatasının ya da “yaramazlığının” neden olduğu, öğrenci öyle hak ettiği için öğretmenin bu tavrı sergilediği ve hatta bu şekilde çocuğu “adam ettiği” düşünülür. Konunun pedagojik boyutu çok fazla akla getirilmez. Bu şekilde yürütülen bir eğitim faaliyetinin nasıl bir kültürü yansıttığı ve pekiştirdiği (ya da geçimsizliğinözgüven yoksunluğunun veşiddet eğiliminin Türkiye’de neden adeta kültürel kimliğin bir parçası haline geldiği) ise, pek kimsenin gündeminde değildir.


NBC
’deki haberde, “Öfkeli veliler, bir öğretmenin bir öğrenciye kötü davranacağına ilk başta inanamadıklarını söylediler” şeklinde bir ifade yer alıyordu. Belli ki, “kötü davranış” dendiğinde Amerikalı ve Türkiyeli veliler aynı şeyi anlamıyor.


Sonsöz

Pek çok resmî gün için olduğu gibi Öğretmenler Günü kutlamaları için de aynı soruyu sormak gerekli: Neyi kutluyoruz? Niye kutluyoruz?

Hiç düşündük mü?

Zira ortada kutlamaya değer bir başarı olmadığı açık.


[email protected]

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Alaaddin Taşkın
    Alaaddin Taşkın
    23.11.2011 18:37

    Peki Amerikada şideet yokmuş ama öğretmen öğrenci seks haberleri, cinsel istismar/suç olayları had safada... Şiddet diyor Türk toplumunda neden yükselen değer, neden mi? Sizin gibi, Batının kültürel olarak veled-i zinası olduğumuz için. 90 kişiyi bir defa da öldürebilecek cani bu topraklarda mı çıktı yoksa adeta taptığınız Batıda mı, öz çoçuğnu göre göre ölüme terk edenler bu topraklar da mı çıktı yoksa medeniyet kıbleniz olmuş Batıda mı.. Neyse örnekler çoğaltılabilir...