Serdar KAYA
Serdar KAYA

Gazete: Serbestiyet.com

İşçileri kapitalizm mi öldürüyor

  • 18.03.2012 00:00

Esenyurt’taki bir inşaatta çalışan işçilerin kaldığı çadırlarda çıkan yangın sonucunda 11 işçinin yanarak hayatını kaybetmesi, (doğal olarak) tepkilere neden oldu. Bu tepkiler, elbette haklı tepkilerdi. Ancak tepkilerin haklı olması, ifade buldukları söylemlerin de haklı olacağı anlamına gelmiyor. Hayatını kaybeden işçilerin bir alışveriş merkezi inşaatında çalışıyor olmalarından hareketle yapılan sorunlu kapitalizm eleştirileri, bu çerçevede değerlendirilebilir.


İlk bakış, ikinci bakış

Esenyurt’ta yaşanan trajedi, ilk bakışta, sömüren şirket/sömürülen işçi çerçevesine oturtulmaya gerçekten de epey müsait görünüyor. Ancak herhangi bir konuda verilen bir hükmün ne kadar sağlıklı olduğunu anlayabilmek için, ilk bakışta nasıl göründüğüne değil, objektif kriterlerle sınanıp sınanmadığına bakmak gerekiyor.

Kapitalist ülkeler ve işçi hakları özelinde, birkaç mukayeseli soru sorarak bunu yapabilmek mümkün: İhmalden kaynaklanan bu gibi kazalar, kapitalist ülkelerde, (sözgelimi ABD’de) daha mı çok yaşanmaktadır? Bu ülkelerde, işyerlerinde, hayati tehlikelere karşı daha mı az önlem alınmaktadır? İlgili hukuki düzenlemeler daha mı yetersizdir? Kanunlar kâğıt üzerinde kalmakta ve sistemli denetlemeler daha mı az yapılmaktadır?

Bu sorulara olumlu yanıtlar vermek pek mümkün değil gibidir. Zira günümüzün kapitalist olarak nitelendirilen gelişmiş ülkeleri, aynı zamanda dünyada işyeri güvenlik standartlarının en detaylı şekillerde belirlendiği, uygulandığı ve denetlendiği yerler durumundadır. Bütün önlemlere rağmen kazalar yaşandığında ise, bu ülkelerde gerek tazminat sistemi gerekse (gelecekte benzeri kazaları azaltmaya yönelik) geri bildirim mekanizmaları çok daha hızlı ve etkili bir şekilde işlemektedir.

Sosyalist ülkeler ise, bu gibi konularda acınacak haldedir. Bu ülkeler, ya sefalet içindedir, ya da sefaletten kurtulma adına (çok yüksek çalışma saatlerinden çocuk işçi çalıştırmaya kadar) her yola tevessül eden işçi cehennemleri durumundadır. Zaten tam da bu nedenle günümüzde pek çok şirket, “kapitalist” ülkelerdeki kuralların ve diğer işçi haklarının radarı dışına çıkabilmek için “sosyalist” dünyaya göç etmektedir.

Dolayısıyla, bu tabloya bakarak sorunun kapitalizmde (ya da çözümün sosyalizmde) olduğunu söylemek epey zordur. Bu durumda sorulması gereken asıl soru, karşılaştırılan ülkeler arasındaki bu uçuruma rağmen konu hakkında yapılan değerlendirmelerin nasıl olup da gerçeklerden bu denli kopuk olabildiği olmalıdır.


Algılar ideolojikleşince...

İnsanın hayatı anlamlandırması, zihnindeki algılar aracılığıyla olur. Bu algılar, kültür, eğitim gibi bir dizi faktörün etkisi altında şekillenir. Aynı ülkede yaşayan insanların belli olaylar karşısındaki tavır ve reflekslerinin birbirine benzemesinin ya da aynı düşünce ekolünden beslenen insanların benzeri siyasi tercihlerde bulunmalarının nedeni budur. Söz konusu olan, aynı etkiler altında şekillenen insanların, (çoğu zaman farkında bile olmadan) benzer bir perspektif edinmeleridir.

Ancak, söz konusu perspektifler ideolojikleştiğinde, algılar, herşeyi tek bir düzleme indirgeyen bir nitelik kazanır. Böyle bir duruma gelen bir kişi, herşeyi belli bir kalıbın içinde değerlendirmeye başlar ve alternatifleri göremez hale gelir. Alternatifleri görememenin doğal bir sonucu ise, gerçekte varolmayan ilişkileri mevcut (ve hatta aşikâr) görmektir.


“Dindar insanlar görüyorum!”

Gelişmiş ülkelerdeki ırkçılar, ülkelerinde yanlış giden herşeyin birincil sorumlusunun göçmenler olduğu yönünde kesin bir inanca sahiptirler. Onların bu durumu, ideolojik körlük nedeniyle varolmayan şeyler gözlemlemenin (ve bu gözlemleri verilerle teyit etme ihtiyacı duymamanın) tipik bir örneğidir. Türkiye özelinde, Kemalistlerin halkın dindarlaştığını düşünmeleri ve (verilerle desteklenmeyen) bu “durum”u AKP iktidarı ile ilişkilendirmeleri de, aynı doğrultuda bir diğer örnektir.


Sonsöz

Esenyurt’ta çıkan yangını doğrudan kapitalizm ile açıklamak da, ideolojik bir refleksten ileri geliyor. Türkiye, insan hayatına verilen değerin düşük olduğu, güvenlik standartlarının yeterli ölçüde varolmadığı, varolan standartların ise denetlenmediği bir ülke. Bu nedenle, her sosyo-ekonomik gruptan insan, her gün, kolaylıkla önlenebilir nedenlerden ötürü hayatını kaybediyor. Konuyu tek bir düzleme indirgemeye ve tek bir faktörle açıklamaya kalkmak yerine, bu genel sorunu görmek gerekli.


Önemli not

Kapitalist ülkelerde işçi haklarının daha iyi düzeyde olması, bunun nedeninin kapitalizm olduğu ya da olmadığı anlamına gelmiyor. (Konunun bu yönünü, önümüzdeki pazar ele almaya çalışacağım.)


[email protected]

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (3)

  • amed
    amed
    1.05.2012 00:56

    sosyalist ülke mi kalmış? kim sosyalizm var diyor? 70lerin revizyonistlerini kim sosyalist diye nitelendiriyor? kore gibi ülkelere sosyalist diyen aklı başında sosyalist var mı? sosyalizm tabu değildir ama böle saçma eleştiride olmaz ya sosyalizm hakkın da hiçbirşey bilmeyen adamlar sosyalizm anlatıyor ne günlere kaldık...

  • ahmet çal
    ahmet çal
    1.05.2012 00:01

    bugün nasıl suudi arabistana bakıp müslümanlık tarifi yapamıyorsak yada bu ülkeler üzerinden islam budur diyemiyorsak. bu çağ dışı yönetimlere bakıp sosyalizm budur demek vicdansızlıktır. lenin dönemi sovyetlerde ise işçilerin durumu sizin anlattığınız gibi değildir..bu konuda yazılmış tezler ve kitaplar vardır merak edip inceleyebilirsiniz.. bu noktada kapitalizmi aklama çabanızı işinize gelen bilginin kullanımı olarak görüyorum.saygılar.

  • ahmet çal
    ahmet çal
    30.04.2012 23:55

    1960 dan sonra sosyalist ülke kalmadığı hemen hemen bütün sosyalistlerin ortak görüşüdür. bazıları son olarak arnavutluğun kaldığını düşünmüşlerdir oda 1990 da yıkılmıştır. bugün çin ve kore de yaşananın sosyalizm ile ilişkisi yoktur. küba ise ancak halk iktidarı diye nitelendirilebilir. bu noktada sosyalizm çözüm değildir demek çok insafsız olmuştur.