Serdar KAYA
Serdar KAYA

Gazete: Serbestiyet.com

Peygamberlere imanın zihinsel temelleri (2)

  • 3.03.2013 00:00

 İlk Müslümanlara itiraz edenlerin, “Ama biz babalarımızı böyle yaparlarken gördük” (Şuara 74) mealindeki sözleri, Kuran’ın farklı surelerinde eleştirilir. Örneğin, Kuran, babalarından gördüklerinin kendilerine yeteceğini söyleyenleri kast ederek, “Babaları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolu bulamayan kimseler olsa da mı” (Maide 104) diye sorar.

Kuran’ın getirdiği bu eleştirilerin geçersiz olduğunu söylemek zordur. Zira, insanlar hayata dair temel konulardaki yargılarını gerçekten de büyük ölçüde ailelerinden edinirler. Dahası, bu sübjektif yargılar hem zaman içinde eskir, hem de doğruların yanında çok sayıda yanlış da içerir. Dolayısıyla, daha doğru ve daha erdemli olana yönelik bir arayış içinde olan bir insan, işe ailesinden öğrendiklerini sorgulayarak başlamak durumundadır.

Ne var ki, ilgili ayetler her ne kadar İslam’ın birinci asrında insanları ailelerinden öğrendiklerini sorgulamaya yöneltmiş olsa da, bugün itibariyle tam tersi yönde bir işlev görüyor. Çünkü, kendilerini doğru semavi mesaja iman etmiş kimseler olarak gören günümüz Müslümanları, bu ayetlerin yaptığı doğru yolu bulabilen ve bulamayan şeklindeki ayrımı, biz ve diğerleri şeklinde okuyor ve kendilerini bir tür haklılık zırhı içinde hayal ediyorlar.

Hâlbuki günümüz Müslümanları, İslam’ın birinci asrında yaşamıyorlar ve dinlerini Hz. Muhammed’den öğrenmediler. İslam dinine inanıyor olmalarının nedeni, Kuran’da sözü edilen türden sorgulamalar yapmış olmaları değil, annelerinden babalarından öyle görmüş bulunmaları. Bir başka deyişle, İslam, bugün itibariyle, çoğu Müslüman için, doğar doğmaz ellerinde buldukları ve herhangi bir arayış içine girmeden benimsedikleri bir inanç durumunda. Aynı şey, Müslümanların mensup oldukları (itikadi ve ameli) mezhepler için de geçerli. Bütün bu inanç, yorum ve pratikler, ekseriyetle babadan oğla aktarılıyor. Dünya üzerinde bugün Katolik, Şii ya da Hinduların yaşadıkları bölgelerin çoğunun bundan yüzlerce yıl önce de aşağı yukarı aynı dinî demografiye sahip olduğu düşünülecek olursa, insanların dinî inançlarında neyin belirleyici olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Durum bu olduğu hâlde, günümüz Müslümanlarının kendilerini hak dinin (ve hatta hak mezheplerin) mensupları addetmeleri, kendileri hakkında biraz fazla iyi niyetli olduklarını ima ediyor. Bu, hak edilmemiş ama konforlu bir pozisyon. Dahası, böyle bir pozisyon alan bir insanın, babalarından öğrendikleri şeyleri reddetmeleri gerekenlerin hep başkaları olduğunu düşünmesi pek zor değil.


Biz ve diğerleri

Bu arogan tavır, (elbette) bütün Müslümanları kapsamadığı gibi, Müslümanlara özgü de değil. İnsanlarıbiz ve diğerleri şeklinde ikiye bölen seküler ya da dini bütün grupların söyleminde aynı tepeden bakan (self-righteous) tavrın izlerini görebilmek mümkün. Örneğin, Türkiye özelinde, böyle bir eğilimin sadece Müslümanlar değil, laik kesim içinde de son derece yaygın olduğu, hatta son dönemde Müslümanların bu konuda laiklere nazaran daha ılımlı tavırlar geliştirdiklerini söyleyebilmek mümkün.


Bazı sorular


1.
 Herhangi bir inancın mensupları, kendilerinin dünya üzerindeki diğer herkesten üstün olduklarını iddia etseler, onlar hakkında ne düşünürdük? Bu insanların inançlarına göre, onları büyük ödüllerin, bizleri ise korkunç bir azabın beklediğini öğrensek, ancak sonradan bu konuda birincil derecede belirleyici olanın doğru ülkede (ya da doğru ailede) doğmak olduğunu fark etsek, ne hissederdik?


2.
 İnsanlar peygamberlik iddiasında bulunan kimselerin hangilerinin gerçekten Tanrı tarafından gönderildiğini kendileri mi fark ederler, yoksa bunu onlara babaları mı söyler?


3.
 Bir insanın dünya üzerinde (kendi ailesi dâhil) bir milyardan fazla insanın inandığı bir dine inanması bir marifet midir? Daha da önemlisi, buna gerçekten inanmak denebilir mi? Şayet inanmak bu ise, üç yıllık Mekke boykotu boyunca Hz. Muhammed ile birlikte yokluk içinde yaşayan bir avuç Müslüman’ınki neydi?


Sonsöz


“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme.”
 (İsra 37)



[email protected]

twitter.com/derinsular

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.