Serdar KAYA
Serdar KAYA

Gazete: Serbestiyet.com

Soykırıma giden yol (1)

  • 21.04.2013 00:00

 Osmanlı döneminde farklı kimliklerin asırlarca birarada huzur içinde yaşadıkları yönündeki argümanlar Türkiye’de son derece yaygın. Ne var ki, bu argümanlar gerçeği yansıtmıyor.

Her şeyden önce, Osmanlı devletinde Müslüman çoğunluk ile gayrımüslim azınlıklar birlikte değil,yan yana yaşadılar. Yani, farklı renklerden oluşan tek bir Osmanlı toplumundan ziyade, farklı mahallelerde yaşayan ve farklı sosyal statülere sahip olan farklı Osmanlı toplumları sözkonusuydu.

Dahası, gayrımüslimler kendi mahallelerinde dahi özgür değildiler. Örneğin, kiliselerinde çan çalmaları yasaktı. (Kuran’da yer almasa da) geleneksel İslam hukukunda bulunan zımmîlerin evlerinin Müslümanlarınkilerden daha alçak olması kuralı da, Osmanlı Devleti’nde (her zaman olmasa da) uygulanmıştı. Gayrımüslimlerin evlerinin pencerelerinin Müslüman mahallelerine bakmaması da (yine her zaman uygulanmamış olsa da) ikinci sınıf tebaa statüsünü pekiştiren kurallar arasındaydı.

Yapılan düzenlemeler zaman zaman gayrımüslimlerin özgürlüklerini daha ileri seviyelerde de kısıtlayabiliyor ve bu şekilde Osmanlı toplumları arasındaki sınırlar daha da belirgin hâle gelebiliyordu. III. Selim döneminde (Müslüman olanlarla olmayanların evlerinin kolaylıkla birbirinden ayrılabilmesi amacıyla) gayrımüslimlerin evlerinin siyaha boyanması, bu çerçevede değerlendirilebilir.

Bu konudaki bir diğer önemli örnek ise, özellikle 1500’lü yıllardan itibaren yapılan kıyafet konulu düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerde, ekonomik ve sosyal kaygılar iç içe girer. Örneğin, sarık fiyatlarını yükselttikleri için gayrımüslimlere eskiden beri giydikleri sarığı yasaklamak ve onları şapka kullanmaya yöneltmek, ekonomik yönü ağır basan bir düzenlemedir.

Kimi diğer uygulamalarda ise, Müslümanlar ile gayrımüslimler arasında silikleşen bazı sosyal farkları yeniden belirgin hâle getirme kaygısı da ön plandadır. Gayrımüslimlerin ipek gibi değerli kumaşlardan dikilmiş pahalı elbiseler giymelerini yasaklamak, kürkler ya da yakalı kaftanlar gibi gösterişli kıyafetler giymelerinin önüne geçmek, bu türden müdahaleler arasında sayılabilir. Zira, bu yasakların öncelikli amacı, ilgili türden kıyafetlere yönelik talebi azaltarak fiyatların yükselmesini önlemek olsa bile, bu şekilde hem ilgili kıyafetler Müslümanlar için daha edinilebilir hâle geliyor, hem de gayrımüslimlerin ikincil sosyal statüleri ile kıyafetleri arasında varolması istenen uyum ortaya çıkarılmış oluyordu.

Osmanlı Devleti’nin kıyafet konulu düzenlemelerindeki bir diğer önemli öge ise renklerdi. Hangi dinî grubun hangi renklerde kıyafetler (ve özellikle de ayakkabı ve başlıklar) giyeceklerine dair düzenlemelerde bulunan fermanlar, herhâlde, insanların yan yana bulunmalarına rağmen birlikteyaşamayı başaramadıkları vakalara verilebilecek en ilginç (ve belki de en trajik) örneklerden biridir.


Bazı sorular

1. Türkiye Cumhuriyeti’nin kıyafet konusundaki şekilci ve ayrımcı politikaları bir Osmanlı mirası olabilir mi?

2. Bir siyasi idare, neden gayrımüslimlerin hamamlarda zilli peştamal giymelerini ister? İnsanların hamamlarda giyecekleri peştamal hakkında dahi dinî kimlik bazında düzenlemelerde bulunan bir idare tarzı, günümüz için ilham verici olabilir mi?

3. Burada Müslümanlar ve gayrımüslimler derken iki vatandaş grubundan değil, biri zaman zaman kayırılırken diğeri sistemli olarak aşağılanan iki tebaadan söz ediyoruz. Durum bu iken, Osmanlı özlemi (ya da ululaması) ile demokrasi talebinin Türkiye’de zaman zaman aynı söylem içinde yer alabilmesi nasıl açıklanabilir?

4. “Kazakistan dünya üzerindeki her ülke kadar medeni; eşcinseller artık mavi şapka giymek zorunda değiller” gibi bir ifadeyi Borat’tan duyduğumuzda, ister istemez gülümsüyoruz. Yahudilerin kırmızı, Hıristiyanların siyah şapka giymeleri yönündeki bir ferman neden bizi aynı şekilde gülümsetmiyor? Arada bir fark var mı?

*

<[B>ÖNÜMÜZDEKİ PAZAR: Bu gibi eşitsizliklerin Batı’nın zoruyla kalkması; ve millet-i hâkime mensuplarının Tanzimat Fermanı’nın sunduğu eşitliği kabullenmekte zorlanmaları.]



[email protected]

twitter.com/derinsular

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Bana Koma Onako
    Bana Koma Onako
    21.04.2013 09:39

    Selanik dönmelerinin neden türk diye bir millet uydurduklarını neden önce alman sonra ingiliz ile bir olup osmanlıyı yokettiklerini jön türklerin ittihatçilerin neden piskopat olduklarını bu makale biraz aydınlatıyor. kendileri çok daha berbat şeyler yapsalar bile...