Harici ve dahili bedhahlara rağmen...

  • 29.12.2016 00:00

Son yıllarda çok daha belirginleşti, özellikle kudurmuş FETÖ´cülerin bu işte payı oldukça yüksek. Azgınlıkta sınır tanımaz yöntemleri diğer hükümet karşıtı kesimlere de esin kaynağı oluyor. Bir arabanın egzostu patlasa ´´ tühh, niye bomba değil ´´ diye üzülecek kıvama gelmiş bir halet-i ruhiyeden söz ediyoruz.

Kronik Erdoğan ve AK Parti nefretleri öylesi karanlık  dehlizlere sürüklemiş ki bunları , tavırlarında ne milli, ne dini ne de insani bir yön bırakmamış. Yaşadıkları travma öylesine büyük ki, neredeyse benliklerini yitirme noktasına varmışlar. En ufak bir tutarlılık kaygıları kalmamış, ülkenin bekası, vatanın selameti, devletin maslahatı gibisinden kavramlarla ilişkilerini kesmeleri üzerinden epeyce bir zaman geçmiş gibi...

Bir yandan, ´´Ülkeyi ne hale getirdiler ? ´´, ´´ Her gün şehit, her gün acı ve göz yaşı  ´´, ´´ Hükümet ülkeyi yangın yerine çevirdi.. ´´, ´´ Tüm bu belaların nedeni diktatör Erdoğan´´ gibisinden mavralarla sözüm ona muhalefet geliştirenler, daha düne kadar PKK´nın silah bırakması için yapılan görüşmeler esnasında ´´ niye PKK´la savaşmıyorsunuz ? ´´ şeklinde  varyata  yapanlardı.

Suriye´de, IŞİD´e karşı da savaşan ÖSO ve Türkmenlere gönderilen yardımları, tüm dünyaya ´´Türkiye IŞİD´e silah gönderiyor...´´ algısıyla sunma yarışına giren haysiyet yoksunları, şimdi ´´ Hükümet izlediği politikayla IŞİD´çilere en sonunda bayrağımızı da çiğnetti ´´ şeklindeki saçmalamalarıyla neden IŞİD´e karşı savaştığımızı sorgulamaya kalkıyorlar, bunların henüz yakın bir zaman öncesine kadar, neredeyse  her gün onlarca roketle Kilis´i vurup , onlarca vatandaşımızı katlettiklerini unutacak  denli ahmak olabileceğimizi varsayarak...

Erdoğan zora girsin ve bir şekilde indirilsin için, PKK dahil tüm terör odaklarına her türlü stratejik desteği vermekten kaçınmayanlar, bu destekleri nedeniyle canımızın yanması karşısında içten içe derin ve sadistçe bir mutluluğa gark olurken, aynı zamanda bu  saldırılar karşısında milletimizin yaşadığı acılar üzerinden yine hükümete çakma ve infial yaratma utanmazlığından vazgeçmiyorlar...

Bunların içinde düştükleri alçak ihanet ğayyasından kurtulabileceklerini hiç sanmıyorum. Uslanması, arlanması zor bir haldeler ve bu nedenle yazımızın muhatabı sadece akl-ı selimdir. Gerçek şu ki, ülkemizin güvenliğini tehdit eden aşağılık terör örgütleri ve onları üzerimize salan ağababalarıyla tam anlamıyla bir savaş halindeyiz. Bu ´´savaş´´ tercihini biz yaptık; ülkemizin selameti adına yetkilendirdiğimiz hükümetimiz, devletimiz yaptı.

Savaşmak dışında bir tercihimiz olabilir miydi? Belki... PKK geçtiğimiz yılın Temmuz ayında polis ve askerlerimizi kalleşçe şehit etmeye ve hendekler kazıp şehirleri muhasara altına almaya başladığında hiç sesimizi çıkarmayıp, ard arda gelen özerklik ilanları karşısında kuyruğumuzu sıkıştırıp bölgeyi paşa paşa onların halka kan kusturacak egemenliğine bıraksaydık belki bu savaş yaşanmaz ve belki de canımız bu kadar acımazdı.

Ya da,  gözlerini kan bürümüş  Bağdadi grubu katillerinin (IŞİD) sınır illerimizi yaptığı saldırılar karşısında tası tarağı toplayıp bu toprakları  onların zulmüne terketseydik, El Bab ´´kapısında´´ şimdilerde bu kadar şehit  vermeyebilirdik belki, en azından şimdilik...

Peki ya sonra? Sahi dururlar mıydı, bu yeter miydi onlara sizce ? Kesinlikle hayır !..

 İşimiz kolay olmadığı gibi ,ne yazık ki savaş da kansız ve ağrısız bir süreç değil... Bir yandan emperyalistlerin elinde oyuncak haline gelmiş aşağılık terör örgütleri, diğer yandan içimizdeki gönüllü maşaları...

Cumhurbaşkanımız Erdoğan dün ´´Sevr´´ derken, ´´ Bu İstiklal Harbinden sonraki  en büyük mücadeledir´´  ifadesini kullanırken, şaka falan yapmıyordu... İş bu denli ciddi dostlar... Bu saatten sonra durmak yok olmaktır...

Allah yar ve yardımcımız olsun...

Selam ve dualar.....

Saim TUT

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.