• 21.05.2021 08:37

Türkiye gündemi, Sedat Peker’in video kayıtlarına kilitlenmişken; ben de, McMafia serisini izliyordum. McMafia, 2018’den kalma bir BBC One yapımı; organize suç üzerine uzmanlaşan araştırmacı gazeteci Misha Glenny’nin aynı isimli kitabından bir uyarlama. İlk olarak 2008’de basılan kitabın orijinali, dünya genelinden organize suçun bilfiil içindekiler, kurbanları, mücadele edenlerin anlatılarını bir araya getiriyor; kurgu değil. Dizi ise, Londra’da yaşayan, Harvard’da eğitim görmüş, tamamen “İngiliz” olarak yetişmiş bir bankerin; tesadüfler sonucu ailesinin Rusya’da mafya bağlantılı köklerine dönmesi sürecini anlatan bir kurgu öykü. Başlangıçta, sapına kadar “etik ve ahlak” abidesi olan ve mafyanın kurbanı konumundaki, “temiz çocuk” başkahraman Alex Godman, dizinin sonuna gelindiğinde, suç faili ve organizatörü bambaşka bir karaktere dönüşüyor. 

Sedat Peker ise, kayıtlarında “Alex Godman” karakterinin aksine; organize suç örgütü lideriyken (ve o zaman da “çok iyiyken”), şimdi de, ihanete uğrayıp “sıradan ve iyi vatandaşa” dönüşmüşçesine bir portre çizmeye çalışıyor. Oysa, “işinin doğası” böyle. Organize suç örgütleri kötülüğü kullandığı gibi; kötülük de, bu tür örgütleri ve liderini kullanır, “son kullanma tarihi” biteni atar ve yerine yenisini koyar. Mafya ile içiçe giren devletlerde de, organize suç örgütlerinin önce bir tanesi, sonra diğer bir tanesi kullanılır; mühleti dolan birinin yerine diğeri geçer. 

Mafya liderlerinin son kullanma tarihi ne zaman dolar? Kimi zaman, McMafia dizisindeki kurguda, Rusya’da olduğu gibi; kötülüğü kaba saba ve fazla maço bir şekilde kullanan mafya liderlerinin yerine, Alex karakteri gibi eğitimli, zarif ve suçu klasik bir bankermişçesine, hukuk çerçevesinde kalırmışçasına “çok temiz bir imajla” işleyiverenler geçiveriyor. Özünde, hukuksuzluğun ve suçun faillerinin kimlikleri ve imajları değişse de; mafyanın varlığı sürüyor. 

Sedat Peker’in ifşaatları, aslında bilmediğimiz bir şeyi mi ortaya koyuyor? Tıpkı kendisinden öncekiler gibi, JİTEM’den Cem Ersever, Abdülkadir Aygan, Özel Harekât’tan Ayhan Çarkın, Emniyet’ten İstihbaratçı Hanefi Avcı gibi, “konuşuyor”. Sedat Peker’in bu isimlerden farkı, “işin” memuriyet tarafında olmaması. “Derin işlerde” şimdiye kadar Türkiye’de konuşarak değil; sessiz ve suskunluğun getirdiği “gizemle” tarihe gömülenler kalıcılıklarını korudu — hattâ efsaneleştiler. Susurluk’taki 1996’daki kazada ölen Abdullah Çatlı, “sessizce efsaneleşen” isimlerin başlıcası. 

Sedat Peker’in Türkiye’den gitmeden önce, 1 milyar doları aşan büyük bir meblağı da “götürdüğü” öne sürülüyor. Belki yalan, belki gerçek: tıpkı bugün kayıtlarda dile getirdiği gibi… Kendini, maddi ve siyasi olarak da güvence altına almaya çalıştığı ise, şu an net biçimde ortada olan tek gerçek. “Sol” bir takım simgelerden ve hattâ isimlerden bahsettiğine dikkat çekiliyor Peker’in: bu iktidardan ümidini kesip, bir sonrakine oynadığını da varsayabiliriz. 

1996’da çocukluk ve ilk gençlik dönemimin Susurluk Skandalı’ndan bu yana ne değişti Türkiye’de gerçekten de? 

Susurluk’tan iki yıl sonra, 1998’de dönemin Milliyet gazetesinde, Kanal D’de yayınlanan Alaaddin Çakıcı’nın ses kayıtları haberleri yer alıyordu:

 “-Mehmet Eymür diyor ki bugün yarın yerini tesbit ettim. Her an alabiliriz bunu. Bunun üzerine şey oluyor, tabi Mehmet Eymür'de kin, benim üstümde duruyor. Adil konusunda, ben Adil'i sıkıştırıyorum ya aylardır. 8 aydır.
       - Meral oradan çıkıyor eniştemi arıyor. Diyor ki `Bana gelir misin diyor'. Eniştem kalkıyor gidiyor Ankara'ya. Halamın kocası, eniştem değil yani. Yani eniştem değil, halamın kocası. Orda diyor ki `Alaattin'e diyor söyle diyor yerini değiştirsin' diyor.
       - Şimdi Meral Akşener ile halamın kocası işadamı anlıyor musun? İzmit'te çok yakinen tanışıyorlar. Hatta Doğruyol'a para mara da yardım ediyor. Anladın mı dediği mi?
       - Onlar çok eski ailece tanışırlar. Hemen açıyor. Bizim enişteye söylüyor. Alaattin yerini değiştirsin diyor.”.

Ses kaydı bantlarının yerini, YouTube kayıtları alıyor.

Ama, bizdeki “McMafia”da, karakterler bile değişmiyor: sadece üzerlerine yeni ve biraz daha zarif kıyafetler giyiyorlar. Sedat Peker de, iç güdüsel olarak kendini kurtarmaya çalışırken, bilinçli biçimde bu tarihten feyiz alıyor. Yarın öbür gün, yeniden zamanının gelebileceğini ve “kullanışlı” hâle dönülebileceğini düşünüyor, öngörüyor gündemimizi meşgul ederken. 

Kim kendi kimliğine göre değişen biçimde en “milliyetçi” olduğu iddiasındaysa, kim Kürt Meselesi’ni tepe tepe kullanıyorsa, bu organize işlerle de sıkı bağları oluyor nedense. 

Acaba neden?