Sezin Öney
Sezin Öney Gazete: Artı Gerçek

Bir ölüm, bin soru

  • 29.02.2024 06:25

Rus muhalif Aleksei Navalny, şaibeli biçimde ölmese bugünlerde serbest mi kalacaktı? Navaly’nin Vakfı’ndan yapılan açıklamaya göre, Kremlin ile Almanya ve ABD arasında bir “mâhkum takası” için görüşmeler son aşamasına gelmişti. İddialara göre, Putin’in son dakikada Navalny’nin ölüm emrini vererek, “yumuşama” değil, “sertleşmeden” yana olduğunu ortaya koydu. Mart ortasındaki başkanlık seçimlerinden sonra, Putin’in otoriterliğini daha da konsolide edeceği bir dönem başlıyor gibi gözüküyor

Rus muhalif Aleksei Navalny’nin Sibirya’da Kutup Kuşağı’ndaki cezaevinde dair karanlık noktaların aydınlanması bir yana, daha da yeni soru işaretleri ortaya çıkıyor. Navalny’nin kurucusu olduğu Yolsuzlukla Mücadele Vakfı’nın (Fond borby s korruptsiyey –FBK) başkanı Maria Pevçikh’in açıkladığına göre, Kremlin ile Almanya ve ABD arasında bir “mâhkum takası” için görüşmeler son aşamasına gelmişti. Pevçikh’e göre, Navalny de “sürgüne gönderilerek” serbest bırakılacaktı. Navalny ile beraber serbest bırakılacaklar arasında, Rusya’da tutuklu iki ABD vatandaşı da vardı.

Rusya’nın kendi ülkesinin vatandaşını mâhkum takası için pazarlık konusu yapmasının önceden örneği yok. Rus muhalefet liderinin, Almanya’da cinayet suçundan ömür boyu hapis cezasını çekmekte olan Rus tetikçi Vadim Krasikov ile takas edileceği öne sürülüyordu. Londra’da ikâmet eden Pevçikh’in sosyal medya üzerinden paylaşılan bir video kaydıyla yaptığı açıklamada, takas müzakerelerinin 15 Şubat’ta son aşamaya geldiğini de iddia etti. Navalny de, 16 Şubat’ta hapishane avlusunda yürüyüş yaptıktan sonra hücresine dönmüş ve orada hayatını kaybetmişti. 47 yaşındaki Rus muhalif, 14 Şubat’taki mahkemesinde gayet sağlıklı gözüküyor ve davasına bakan genç yargıç ile kendisine eşlik eden gardiyanı da güldüren şakalar yapıyordu. Navalny’nin annesi de, oğlunu haftabaşında ziyaret ettiğini ve “son derece sağlıklı” gördüğünü açıklamıştı.

Navalny’nin tutuklu bulunduğu Sibirya’daki “Ceza Kolonisi”nden yapılan açıklama, “kan pıhtısı” nedeniyle öldüğü yönündeydi. Ukrayna Askeri İstihbaratı’nın başındaki Kyrylo Budanov da, aynı iddiayı yineledi. Budanov, neden bu kanaate vardığını ise açıklamadı.

Buna karşılık, Navalny’nin eşi Yulia Navalnya ve çevresi, Rus muhalifin Putin tarafından “öldürtüldüğü” iddiasında ısrarcı.

Putin, “takası” tehdit olarak mı algıladı?

Pevçikh, Navalny’nin YouTube kanalında yayınlanan bir videoda, takası için müzakerelerin iki yıldır sürdüğünü söyledi. Rus oligark Roman Abramoviç’in, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e teklifi götüren ve Kremlin’le müzakereleri yürüten kişi olduğu öne sürülüyor.

Pevçikh, 2019 yılında Almanya’da suikastler düzenlemekten ömür boyu hapse mahkum olan Rus istihbaratı FSB’nin ajanı Vadim Krasikov’un Navalny’ye karşı iade edilecek isim olduğunu iddia etti.

Pevçikh’in iddiası, Putin her ne kadar pazarlığı sürdürse de, Navalny’nin sürgünde bile olsa serbest kalması fikrine son kertede tahammül edemedi. Ve Krasikov’un Rusya’da tutuklu Amerikalılar ile zaten takas edilebileceğini hesaplayarak, Navalny’nin ölüm emrini verdi.

Eğer Pevçikh’in ve Navalny’nin yakınlarının kesin bir dille ifade ettiği gibi Putin’in “ölüm emrini” verdiyse, bu durum Rusya liderinin ülkesi içinde ve dışında daha da “sertleşmeye” gidildiğinin önemli bir işareti. Mart ortasındaki başkanlık seçimlerinden sonra, Putin’in otoriterliğini daha da konsolide edeceği bir dönem başlıyor gibi gözüküyor.

Putin, Navalny’nin “ortadan kaldırılmasıyla”, müzakereci rolünü üstlendiği iddia edilen oligark Roman Abramoviç gibi Batı ile ilişkilerde dengeyi yakalamaya çalışanlara da mesaj vermiş olabilir. Abramoviç, bir yandan da, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası İngiltere’nin kendisine karşı uyguladığı yaptırımları aşmaya çalışıyordu.

Navalny’nin ölümünün hemen ertesinde Abramoviç’in milyarder ortağı “petrol kralı” Eugene Shvidler de, İngiltere’nin kendisine uyguladığı yaptırımlara karşı itirazını kaybetti. Sadece bu isimler değil, Batı’daki varlıklarına el konan ve “persona non grata” ilan edilen oligarklar, hem Putin’i destekleyip hem de Batı ile ilişkilerini tamire çalışıyorlar. Navalny’nin ölümü, oligarklar ve Kremlin’e yakın çevrelere, Rusya’nın “elitlerine”, “tarafını seç” mesajı olabilir.

Öte yandan, Navalny’nin davasında görevli savcı Roman Vidyukov de, terfi ettirilerek Baş Savcı Yardımcısı yapıldı. Navalny’nin ölümü ertesinde gerçekleşen bu terfi de oldukça sembolik.

Takas pazarlığı çoktandır var ama…

Wall Street Journal, Rusya ve ABD arasında takas görüşmeleri olduğunu Ağustos 2023’ten beri yazıyordu. Rusya’nın ABD’deki Büyükelçisi Anatoly Antonov da, iki ülkenin, hapishanelerindeki vatandaşlarını “değiş tokuş” için “aktif kanalların olduğunu”, Wall Street Journal’a Ağustos’ta doğrulamıştı. Fakat bu haberlerde Navalny’nin adı geçmiyordu. Wall Street Journal’ın konuya özel ilgisi, Amerikan vatandaşı Moskova muhabiri Evan Gerşkoviç’in 29 Mart 2023’te “casusluk” ithamıyla tutuklanmasından kaynaklanıyordu. Gerşkoviç’in Rusya’da çalışmak üzere akredite yabancı bir basın mensubu olarak mahkeme önüne de çıkarılmadan tutukluluğu, Sovyetler Birliği döneminde bile örneğine zor rastlanan bir vaka teşkil ediyor.

Putin’in kendisi, Şubat başında ABD’li sunucu Tucker Carlson’a verdiği röportajda, kendisine yöneltilen soru üzerine casusluk suçlamasıyla tutuklu bulunan Gerşkoviç’in serbest bırakılması konusunda ABD ile görüşmelerin devam ettiğini söylemişti. Rusya lideri, karşılığında Rusya’nın “Avrupa başkentlerinden birinde vatansever duygularla hainlere hesap soran” bir kişinin ülkesine dönmesinin mümkün olabileceğine de belirtmişti. Putin’in Carlson ile röportajında atıfta bulunduğu kişinin Krasikov olması çok muhtemel.

Navalny’nin ölümünden hemen sonra, Bild ve Zeit gazeteleri, Alman yetkililerin Navalny’nin Krasikov’la takas edilmesini tartıştığını yazmıştı.New York Times, ABD’li yetkililere atıfta bulunarak, Alman yetkililerin, Krasikov’u serbest bırakacak herhangi bir anlaşmada Navalny’nin serbest bırakılmasını istediklerini teyit etti.

Financial Times ise, Pevçikh’in açıklamasından hemen sonra yayınlanan haberinde, Almanya’nın Navalny’nin ölümüyle beraber “pazarlık kapısını kapattığını” yazdı. Diğer bir deyişle, ABD’nin Almanya’daki Krasikov üzerinden bir mâhkum takası gerçekleştirmesi mümkün olmayacak. ABD vatandaşı mâhkumların arasına katılanlardan biri de, Ksenia  Karelina  oldu. Karelina’nın tutukluluğu tam da, Navalny’nin ölümü haberleri dönemine denk geldi.

Karelina, ABD-Rusya çifte vatandaşı sıradan bir insan: Kendisine atfedilen suç, Ukrayna’ya yardım eden bir hayır kurumuna 50 dolar bağış yapmak…Los Angeles’ta yaşayan Karelina, erkek arkadaşı Chris Van Heerden ile İstanbul’da tatil yaptıktan sonra, aile ziyareti için Rusya’ya gitmişti. Siyasetle hiçbir alakası olmayan; hatta Rus kökeni ile gurur duyduğunu paylaşan ve estetisyen olarak çalışan Karelina’nın tutuklanması, meselenin “rehin alma” olduğunu düşündürtüyor. Gözüken o ki, ABD pasaportu olup da Rusya’da olan herhangi biri de, “mâhkum pazarlığının” parçasına dönüşebilir. Kaldı ki, Rusya’nın “çifte vatandaş” tanımı sadece Sovyetler Birliği’nin parçası bazı ülkelerin vatandaşlarına yönelik…Dolayısıyla, ABD ve diğer ülkelerin çifte pasaportlularının, sadece Rusya vatandaşlığı kabul görüyor ve “vatana ihanet” suçundan yargılanabiliyorlar. Tüm bu durumlar, Ukrayna Savaşı sonrası ortaya çıkan “yeni gerçeklikler”.

Navalny’nin cenazesi kaldırılamıyor

Rusya’nın “rehine pazarlığı” Navalny’den sonra da devam edeceğe benziyor. Bu arada, Navalny’nin cenazesi de mesele haline geldi. Navalny’nin hareketinin eski sözcüsü, ev hapsindeki Kira Yarmysh, 26 Şubat’ta yaptığı açıklamada, muhalefet liderin cenaze töreni için yer aradıklarını ancak, bağlantı kurdukları her adresin kendilerini reddettiğini açıkladı.

Moskova’daki Borisovskoye mezarlığının abluka altına alındığı ve cenazenin 29 Şubat’ta buraya gömüleceği öne sürülüyor. Navalny’nin naaşı, şüpheli ölümünden sonra, bir haftadan fazla bir süre annesi Lyudmila Navalnaya’ya teslim edilmemişti. Annesi, kendisiyle görüşen yetkililerin, Navalny’i “gizlice, adresi belli olmayan bir yere gömmek istediklerini” söylemişti. Navalnaya, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarla mücadele ederek, oğlunun cenazesini alabildi.

Ülke genelinde, Sovyetler dönemindeki siyasi muhaliflerin anısına yapılan anıtlara çiçekler bırakarak Navalny’i anmak isteyenlerden yüzlercesinin tutuklandığı bildiriliyor. Muhalifin cenaze töreninde kalabalıkların toplanmaması ve mezar yerinin de, “anma mekanı” haline gelmemesi için büyük çaba harcandığı ortada..Navalny ölümünden sonra bile korku saçmasa, herhalde cenazesiyle bu kadar uğraşılmazdı.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar