Ahmet Şık: Yoksul ailelerin omuzlarındaki tabutların sorumluluğu hepimizin üzerinde

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, bütçe görüşmelerinde yaptığı açıklamalarda “Yoksul ailelerin omuzlarındaki tabutların sorumluluğu hepimizin üzerinde. Yan yana durarak, barış isteyerek güçleneceğimiz yerde şiddeti çözüm görenlerin nefretine yenik düşüyoruz, can veriyoruz” dedi.

Ahmet Şık: Yoksul ailelerin omuzlarındaki tabutların sorumluluğu hepimizin üzerinde
25.12.2023 - 07:15
Kaynak: Haber Merkezi
173

Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüşmelerinde konuştu.

Grubu olmayan partilerin milletvekillerine söz hakkı tanınmamasını eleştiren Şık, “Meclis iç tüzüğünün anti demokratikliği nedeniyle nadiren kullanabildiğimiz bu kürsüde bugün bütçe üzerinde konuşacaktım. Ama şiddetin çözüm değil sorunun kendisi olduğunu görmemekte ısrar nedeniyle yine gencecik bedenler toprağa düştü. Yoksul evlerini yine ölümün ateşiyle saran şehit haberleri ardı ardına geldi. Hayatını kaybedenlerin acılı ailelerine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

“Kanın kanla yıkıldığı bedele mahkum değiliz”

Ahmet Şık, Meclis’teki konuşmalarında şu ifadeleri kullandı:

“Herkesin devletin sahibi olabildiği bir egemenlik ortaklığı ve eşitlik. Bunu görmemekte ısrar ederek ya da bilirken bilmiyormuş gibi yaparak şiddet dilinin siyasetçi generalliğine soyunanların talimatları ve tehditleri yüzünden bitmeyen savaşlara durmayan ölümlere çokça tanık olundu.

Şiddeti çözüm diye sunarak yoksul çocuğunun kanı üzerinden yapılan siyasetin, devlet soygununun faturası gençlerin canıyla/kanıyla ödetiliyor. Barışı savunmayı kolay sananların, başkalarının hayatları üzerinde bu kadar kolay ölümcül ahkamlar kesmesi elbette tesadüf değil.

Gençler ölüp halk kaybederken, silahı tutan ve birbirini kırdıranlar bu yüzden her zaman kazanıyor. Şiddetle gücünü var ettiğini sananlar, sürekli öldürmekten, yok etmekten bahsediyor ve bununla gururlanıyorlar. Tabutlara sardıkları bayraklarla suçlarını gizleyip, şehadetler, kahramanlıklar yazanlar, kurdukları talan düzeni sürsün istiyorlar.

“Savaşa hayır” dediğinizde “Taraf olmayan bertaraf olur” diyerek üstünüze yürüyor. Her türlü şiddeti, katliamı kınadığınızda “Bedelsiz olmaz bu işler” diyerek parmak sallıyor. Ama saraydakiler sefa sürerken gecekondudakiler ölüyor.

Yoksul ailelerin omuzlarındaki tabutların sorumluluğu hepimizin üzerinde. Yan yana durarak, barış isteyerek güçleneceğimiz yerde şiddeti çözüm görenlerin nefretine yenik düşüyoruz, can veriyoruz. Savaşın, katliamların korkak birer seyircisine dönüştürüldüğümüz kanın kanla yıkandığı bir bedele mahkûm değiliz.

“Barış demekte ısrar edeceğiz”

Artık hayatla, kanla bedel ödemek istemiyoruz. Bedel ödenecekse barış için, eşitlik için, özgürlük ve demokrasi için ödenecek. Bunun gerçekleşmesi için ihtiyacımız olan tek şey cesaretli olmak.

Tarihin yükünden, bu tarihi çarpıtan tek tip devlet ezberinden, bu ezberle kirletilen zihinlere sahip toplumsal hafızadan, linççi kalabalığının çıkardığı gürültüden azade düşünebilme cesareti.

Güçten, güçlüden korkmama cesareti. Zalimin değil mazlumun yanında durma cesareti. Firavun karşısında Musa olabilme, hakikati, doğruyu ve hakkı söyleme cesareti.

Çünkü hakikate kendinizden daha fazla saygı duymayı yitirdiğinizde, zalimin karşısında korkak olmayı tercih ettiğinizde elinizde kalacak tek şey utanç olur. Anlamını, haysiyetini ve taşıdığı umudu utanca ezdiren bir hayat ise insana sadece yüktür.

Çaresiz kalışımızdan utanmanın ağırlığından kurtulmanın tek bir yolu var barış demekte ısrar etmek.


Editör: N. Cingirt

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar