Kitleleri Örgütleyememe Sanatı : Gezi Örneği

  • 21.01.2015 00:00

 Küresel kapitalist sistem yarattığı dengesizlikler üzerinden , kendi buhranı ile son yıllarda güçlü bir şekilde yüzleşiyor. Gerek kutuplara ayrılmış dünya bölgeleri (1.Dünya,2.Dünya,3.Dünya ülkeleri) gerekse sınıfsal olarak daha polarize olmuş kitleler üzerinden bu uçurum derinleşiyor. İnsan hakları,sosyal eşitsizlik ve demokrasi taleplerinin ''siyasi çizgiden'' bağımsız tüm gruplar ve insanlar arasında kabul görmesinin ispatı, tenkit edilen mevcut küresel düzenin ayırt etmeksizin kurduğu sömürü anlayışına dayanıyor.

      Özellikle Arap Baharı adı verilen süreç ile birlikte kolektif toplumsal direncin, kadim yönetimler (Dikta rejimi) üzerinde yarattığı dönüşümleri hep birlikte seyrettik. Yunanistan ve Brezilya'da sosyal eşitsizlik ve devlet mekanizmalarının arkasına sığınan hükümetlerin takındıkları ''nobran yönetim anlayışına ilave neoliberalist politikalar'' yüzünden toplumsal patlamalar gerçekleşti.Wall Street'i İşgal Et hareketi ana akım küresel medya ya rağmen dünyanın bir çok noktasında kendisinden söz ettirmeyi başarabildi.

      Şu ana kadar belirttiğimiz isyanların temel dokusu ve dayanağı  daha fazla demokrasi olurken, Türkiye'de iktidarın pratiklerine olan tepkiler farklı cenahların refleksleriyle ilişkiliydi.Gezi sosyolojisi ele alınırken yek bir yapıdan bahsetme yanlışlığına düşenler, bu hareketin neden örgütlenemediği sorusuna cevap veremiyorlar. Gezi'de AKP'nin anti-demokratik uygulamalarına olan tepkinin patlama noktası  Gezi'deki doğa direnişçilerinin kent bilinciyle karşı koyuşuydu. Sadece demokrasi talep eden insanların bir bileşimi olarak ele almaya çalışırsak, aynı toplumun yıllardır hemen hemen yakın çizgilerde bulunan  sağ partilere yatkın oluşunu bize hangi sosyoloji açıklayacak? Kısacası Gezi'nin sıcak döneminde ortaya konulan analizler ile güncel analizler arasında boyutsal farklılıklar olduğunu görebiliriz.

      Gezi'deki kitleselliğin belli bir politik çağrıya dayanmadığını,her bireyin farklı saikler ile yola çıktığını,dahası sosyal psikolojik atmosferin kitlelerin artışında pozitif yönlü bir faktör olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.Gezi'nin toplumsallaştırılması ve idamesi noktasındaki kırılmalar, bireysel çıkışlı hareketin sağlıklı bir şekilde analizlerden geçirilip,bu doğrultuda örgütlenememesi ile doğru orantılıdır.Gezi'de halkın çocuklarının (Mehmet Ayvalıtaş,Ethem Sarısülük,Abdullah Cömert,Berkin Elvan ve diğerleri) devletin şiddetinden pay almaları ve yaşanan polis şiddeti ,eskiden beri süregelen ''devlet'' algısını yerle yeksan ederken, direnen ve safı Gezi olan kitlede öfke&şaşkınlık karışımı bir duygu peydah oluyordu. Bu şaşkınlık gezi kitlesinin düşünsel olarak kürtlere olan bakışında kısmen de olsa kırılma meydana getirdi.

       Esasen sorun Gezi'nin idame ettirilmemesi ve bir ruh olarak yaşatılamamasında yatıyor.Gezinin ilk zamanlara göre kitleselliğini yitirerek ''şeytanlaştırılmasında'' sol grupların tarihsel görevini! yerine getirerek tarz dayatmalarına girmelerinin büyük bir etken olduğu söylenebilir.Bireysel tepki temelinde filizlenen ve Türkiye toplumunun ortak tepkisinin formüle edilememesi,halen iktidarını idame ettirenlere sunulmuş altın değerinde bir hediyedir.Her grubun dar tartışmalara girerek,bayrak ve pankart sayısına göre kitle devşirmeye çalışmaları ''kısır'' düşüncenin terk edilemediğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Burnundan kıl aldırmayıp, bu süreçte kibri terk etmeyenlerin acizliğinin öteki versiyonu, Seçimlerde tatava yapma diyerek statükoya ''el mecbur'' imajı veren edilgen dar gruplardır.

       Özcesi Gezi çıkış noktasına bakıldığında örgütlenememiş bir sosyolojik olgu olarak literatüre girdi.Ne iktidarı eski rahatında bıraktı,ne de direnenlere daha kolektif bir alan sundu.Kürt siyasi hareketinin 2013 Newrozunda  ortaya koyduğu tutumdan kaynaklanan ılıman bir iklim hakimdi. Gezi isyanının ulusalcı grupların süreç karşıtlığının paravanı olduğu algısı nedeniyle Kürt toplumu Geziye gayet mesafeli yaklaştı. Bu ikircikli tutumdan ötürü toplumun en dinamik kesimi olan Kürtler sürecin dışında kaldılar.

Gezi'yi tüm yönleriyle tartışmak, örgütlenemediği gerçeğiyle Gezi ruhuna uygun bir toplumsallık yakalamak isteyen gruplar ''Birleşik Haziran Hareketi'' başlığıyla çeşitli kentlerde ''Gezi Paydası'' ile toplantılar gerçekleştirdiler.Peşinen sivil girişimleri işlevsiz karşılamak insafsızlık olur.Fakat 80 sonrası süreçteki sol-sosyalist-devrimci hareketin freaksiyonel yapıda olması,olayların politik olarak tarif edilmesi noktasında ciddi tarz ve yaklaşım sorunlarını beraberinde getiriyor. Haziran hareketinin temel  amacı Devletleşen Akp'ye karşı kolektif bir mücadele ortaya koymak ve bunu da Gezi deneyimine dayandırmak istiyorlarsa, bu düşüncenin en pratik yansıması olan ''CHP'li değilim ama oylar bölünmesin ,CHP'ye veriyorum'' durumlarını gözden geçirmelidirler.

 Gezi üzerinden çıkarılacaksa ancak gelecek için dersler çıkarılabilir. Medyanın sansürü,siyasetin ''parlementer demokrasiye'' sıkıştırılarak hiç edilmek istenmesi ve en önemlisi toplumsal farklılıkların çatıştırılarak var olan sistemi korumak üzerinden değerlendirmeler yapılabilir. 70 milyona yaklaşan bir ülkede statükoya kafa tutuyorsanız, ya onun araçlarını etkisiz hale getireceksiniz, ya da iktidara kani olmuş kitlede aksi yönde farkındalık oluşturacaksınız... Başka bir çıkış yok,2. seçenek üzerinden değerlendirirsek,kitlelerin örgütlenmesi salt teorik olarak insanlara aktarımlarda bulunmak değildir.Siyaseten özne haline getirip,toplumsal tabanda genişleme sağlanırsa spontane Gezi olayları yerine bilinçli,progromatik başkaldırılar ile karşılaşabiliriz.İsyana ihtiyaç var,doğru talep,doğru metod...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.