İsrail uğruna!..

  • 25.03.2019 00:00

 Batı dediğimizde bir, maktul Müslümanlar için ezan okutan, matem tutan Batı var... Bir de popülist, yabancı düşmanı ve özellikle de Amerika’da “Evanjelik Siyonist” Batı var.

Trump bunların adamı.

Evanjelik Siyonizm siyasi bir ideoloji olmaktan ziyade, siyasallaşmış  dini bir itikattır. İşte Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun şu sözleri:

“Trump’ın Tanrı tarafından İsrail’i İran’a karşı korumak için dünyaya gönderilmiş olmasının mümkün olduğuna inanıyorum.”

Bu sözleri, Evanjelik bir TV kanalında, Tevrat’taki Pers Kralı Ahasuerus ve Kraliçe Ester kıssası sorulduğunda söylüyor.

Beyaz Saray Basın Sekreteri Sarah Anders de resmen söylemişti:

“Trump’un başkan olmasını Tanrı istedi!” (31 Ocak 2019)

Başkan Yardımcısı Mike Pence de sofu bir Evanjelik Siyonisttir, şu sözler onundur:

İsrail’in yanındayız çünkü onun davası bizim davamızdır, onun değerleri bizim değerlerimizdir, onun kavgası bizim kavgamızdır...”(15 Mayıs 2018)

 

Hristiyan Siyonizmi

Amerika’da İsrail’in böylesine etkili olması, sadece Yahudi lobilerinin gücünden kaynaklanmıyor. Protestan Evanjelikler de İsrail’e sofu bir itikatla tam destek veriyorlar.

Stephan Sizer, “Christian Zionism” adlı kitabında Evanjelik Protestanların itikadını şöyle anlatıyor:
“Yahudiler Tanrı’nın seçilmiş kullarıdır... Hristiyan Siyonistler inanırlar ki iyi ile kötü arasında ‘büyük savaş’ olacaktır. Yahudilerle Araplar arasında barış olamaz. İsrail’in İslam’la uzlaşması, Filistinlilerle bir arada yaşaması Tanrı’nın iradesine ve beklenen Armageddon olayına aykırıdır.” (sf. 252)

Armageddon, kıyamete yakın çıkacak “büyük savaş” demektir. 

Kıyamet yaklaştığında “7 yıl süren felaketler” ortaya çıkacak, “tanrısızlara karşı İsrail’in büyük savaşı” zaferle sonuçlanacak ve İsa Mesih gökten inerek Kudüs’te “göklerin krallığını” ilan edecek!.. (Sf. 107)

Bu konuda değerli bir kitabı bulunan Timothy Weber, 40-45 milyon Amerikalının buna inandığını yazıyor, yüzde 10-15 gibi...

 

Suriye ve Türkiye

Aralık 2017’de Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan Trump şimdi de, Suriye’ye ait Golan tepelerinde İsrail egemenliğini tanıyacağını açıkladı! Tepeler 1967’den beri İsrail işgali altında ve BM kararlarına göre gayri meşru.

Trump hem “itikadi” politika yapıyor, hem oy hesabı...

Trump, Ortadoğu’da Kudüs’ün ardından, bu Golan tepeleri kararıyla yeni bir gerilimin fitilini ateşliyor.

Suriye sorunu daha karmaşık hale geliyor, Ankara’nın Esat’la diyalog kurmasını gerektiren sebepler artıyor.

PYD terör örgütüne karşı da Türkiye’nin  Şam’la diyalog kurması gerekiyor

Suriye politikamızın, hiç bir esneklik ve manevra imkanı bırakmayacak şekilde “Esat gitsin”e kilitlenmesinin sakıncaları bellidir.

Trump’ın Golan tepeleriyle ilgili kararını Türkiye’nin eleştirmesi elbette doğrudur fakat bu konuda “mızrağın sivri ucu” rolünü Ankara değil, Moskova ve Tahran üstlenmelidir. Esat’ı ayakta tutan Putin değil mi? Suriye’de askeri üsleri bulunan Rusya değil mi?

İktisatçılar TL karşısında dolardaki ani yükselişte bu krizin rolünün önemli olduğunu söylüyorlar.

Türkiye bir ulus devlettir, tabii ki en birinci prensibi “önce Türkiye” ilkesidir.

 

Demokratlar dünyası

Trump’tan başka bir de ‘öbür Amerika’ var; aşırı sağdan farklı bir Avrupa bulunduğu gibi...

Trump başkandır fakat Amerika’da kuvvetler ayrılığı kökleşmiştir. Yargı bağımsız, basın hürdür. Basın eleştiriyor, yargı soruşturuyor.

Trump’ın seçimlerde Rusya’yla ilişkileri konusunda Özel Savcı Robert Müller  soruşturmasını tamamladı... Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi Tump hakkında “adaleti engelleme, seçimlerde finansman yolsuzluğu...” gibi suçlardan soruşturma başlattı....

Trump “impeachment” yoluyla azledilirse dünya rahat bir nefes alır.

Batı’da Trump ve Orban’lar var ama Jacinda Ardern ve Angela Merkel’ler de var.

Türkiye Batı’da ırkçılığa ve din-ayırımcılığına karşı çıkan demokrat, liberal, sosyalist, yeşil çevrelerle dil ve tavır beraberliği geliştirmeli...

Bunun ne kadar fayda sağlayacağını 2010 dönemine kadar yaşayarak gördük; Avrupa Parlamentosu ay yıldızlı  “Türkiye’ye evet” pankartlarıyla doluyor, yılda 20 milyar dolar yatırım sermayesi geliyordu.

Bugün o paraya da o diplomatik  ilişkilere de daha fazla ihtiyacımız var.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.