İran mı Japonya mı?

  • 26.08.2020 00:00

  Türkiye İran kadar büyük doğal gaza mı, Japonya kadar büyük sanayiye mi sahip olmalı diye sorulsa hiç şüphesiz hepimiz Japonya’yı tercih ederiz. 

İran 35 trilyon metreküp gaz rezerviyle dünyada Rusya’dan sonra ikincidir. 

Her ülke çok büyük petrol veya gaz rezervleri bulursa kolaylıkla İran gibi, Suud yahut Körfez şeyhlikleri gibi kolayca zengin olur… 

Fakat Japonya olmak çok zordur. Japonya olmak için neler lazım neler: Eğitim, dünyada en saygın üniversitelerinden beş on tanesi, yaratıcı düşünce, endüstriyel zihniyet, iş disiplini, teknoloji üreten dev şirketler, bütün bunların zeminini teşkil eden bilim zihniyeti ve sağlam bir hukuk düzeni… 

Japonya’da Liberal Demokrat Parti 25 yıl iktidarda kaldı; parti içi gruplar iktidara geldi, gitti. Ama ne sistem kavgaları oldu ne ideolojik kutuplaşmalarla toplumsal enerji israf edildi. 

Bu örnek her şeyi anlatıyor. 

EĞİTİM VE SANAYİLEŞME 

Japonya hakkında bizde çok yayın vardır. Abdülhamid de İttihatçılar da Japonya’ya özenirdi. Maliye Bakanı Cavit Bey ucuz kredi için Avrupa başkentlerini dolaşırken, Japonya gücüne ulaşacak bir Osmanlı’nın sağlayacağı istikrarla bütün dünyaya yararlı olacağını anlatıyor ama inandırıcı olamıyordu. 

Japonya hakkında Ali Akkemik’in “Japonya’nın İktisadi ve sosyal Tarihi” adlı muhteşem eseri İstanbul Bilgi Üniversitesince yayınlandı. Yazımdaki verileri oradan aldım. 

Aşağı yukarı Tanzimat yıllarında Japonya ile birlikte yola çıkmışız. 

1870 yılında sabit fiyatlarla kişi başına gelir Osmanlı’da 825 dolar, Japonya’da 732 dolardır; biz biraz da öndeymişiz. 

İktisat tarihçisi Charles Issawi’ye göre bu, o zamanki Avrupa’nın beşte biri, İngiltere’nin onda biri düzeyinde bir gelirdi! 

Bugün Japonya’da kişi başına gelir 3540 bin dolar, bizde 9 bin dolar! 

Bir muhasebe yapmamız gerekmiyor mu? 

Osmanlı imparatorluğu çok dağınıktı; bugün heyecan duyduğumuz “üç kıta”, ağır bir yük haline gelmişti: 1800’lerin başından itibaren sürekli ayrılıkçı ayaklanmalar, savaşlar. Bunların faturası çok ağırdır.

Bugün için ders almamız gereken başka faktörler de var: Japonya’da eğitim ve sanayileşme başarısı. 

JAPON ‘MUCİZESİ’ 

Bizim gibi Yargıtayları, Sayıştayları, Danıştay’ları onlar da Batı modelinde kurmuş. Onlar da Meşrutiyet ilan etmiş… 

Devlet kurumlarının modernleşmesini tamamlamayı onlar başarmış. 

Eğitimi ve sanayileşmeyi onlar başarmış.

Bunları başaracak Batı eğitimli veya içeride iyi eğitim almış nesiller yetiştirmişler. 

Modernleşme ve sanayileşme göstergesi olarak, Birinci Dünya Savaşı başında Japonya’nın dört adasında demiryolları uzunluğu 12.360 km’dir. 

Bütün Ortadoğu’ya sahip olan Osmanlı’da ise 5.700 km’dir. 

Bunun 4136 km’si Cumhuriyet’e kalacak, Cumhuriyet 27 yılda 3.764 km “demir ağlar” örecektir. 

Modernleşme ve sanayileşme farkının somut sonucu: 1905 yılında Japonya Rus ordusunu mağlup edecektir. Bahsettiğim kitapta ayrıntı bilgiler var. 

Osmanlı ise 1912’de Balkan devletleri karşısında mağlup olacak, Bulgar ordusu Çatalca’ya kadar gelecektir! Asıl sebep modernleşme ve kurumlaşma eksiğidir. 

Birinci Dünya Savaşı öncesinde İran da İngiltere ve Rusya arasında paylaşılacaktı. 

DAVALARIMIZ NE DİYOR? 

Asıl dikkatimizi ve toplumsal enerjimizi eğitime, bilime, sanayiye, hukuka yöneltmeliyiz; bunun için yazıyorum bunları. 

Bu hükümetin hazırladığı 11. Kalkınma Planı’nda kaynakların büyük çapta rant ve tüketime gittiği, bu yüzden ihracatın yeterince artmadığı yazılıdır. 

Bu seçimler kazandırdı ama ilave döviz kazandırmadı. 

Bugünkü iktisadi darlıklarımızın da sebebi budur. 

Bakın, doğal gaz müjdesi doları tutmaya yetmedi. 

Siyasetin konuşması, iktidarların sorgulanması, üniversitelerin denetlenmesi gereken konular bunlar değil mi? 

Şimdi soralım: “Benim partim” böyle mi diyor? 

Peşinden koştuğum “dava” bana bunları mı söylüyor? 

“dava” beni bu kavramlara yöneltiyor mu: Bilim, teknoloji, sanayi, üretim, üniversite, rekabet, hukuk, yaratıcı düşünce, sanat, estetik? 

Ne dersiniz? Anadolu coğrafyasında bir Japonya, bir Almanya, hatta bir Güney Kore olalım mı? 

Fakat daha ilk adımda “bizden”i bırakıp “liyakat” ilkesini geçerli kılmazsak başaramayız bunu. 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.