Ey Boğaziçi…

  • 3.02.2021 00:00

 Türkiye’nin sorunları yetmiyormuş gibi, toplumdaki gerilimler az geliyormuş gibi, iktidar bir sorun daha yarattı, gerilimi biraz daha körükledi: Boğaziçi üniversitesinde günlerdir yaşanan olaylar…

Hele en ufak bir şiddet eylemi bulunmayan 159 göstericinin gözaltına alınması hiçbir şekilde hoş görülemez.

Öğrencilere dokunmayın…

Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne iktidar “bizden” bir isim değil de üniversitenin içinden bir profesörü atasaydı bu olaylar olur muydu?

Önceki rektör Sayın Prof. Mehmed Özkan da bu iktidar tarafından atanmıştı. Politik değil, akademik kimliği önde gelen bir isimdi. Kurumsal kimlik olarak da “Boğaziçili” idi. Atanmasına böyle bir tepki olmamış, üniversiteyi de gerilimsiz idare etmişti.

Ama resmen AK Partili Melih Bulu’nun atanması tepki doğurdu. İktidar barışçıl protestoları bile terörist diye suçlayarak ve polis kullanarak bastırmaya çalışıyor.

Sorunu yaratan, iktidarın kedisidir.

MAGNA CARTA UNIVERSITATUM

Kamu kurumlarına, bu arada yüksek yargıya bile “bizden”, hatta resmen “partili” olmuş isimleri atamak kurumlarda güven ve kalite aşınmasına yol açıyor. Toplumda da kutuplaşma daha bir sertleşiyor.

Cumhurbaşkanı da eğitim ve kültür alanında başarısız olduklarını birkaç defa söyledi. Çözümü daha çok “bizden” atamalar yapmak değil, aksine, liyakat ilkesine uygun hareket etmektir.

BOÜ’nün başarılı rektörlerinden Üstün Ergüder, “Yüksek Öğretimin Fırtınalı Sularında” adlı kitabını herkese tavsiye ederim (Doğan Kitap). Prof. Ergüder, başarı için üniversitenin “hür düşünceyi, araştırmayı, farklı düşünmeyi teşvik eden bir kurum” olması gerektiğini anlatır. 1988 yılında 388 Avrupa rektörünün imzaladığı “Magna Carta Universitatum” bildirisine dikkat çeker. Bu bildiri, “siyasi otoriteyi, devleti, üniversite yönetimlerini, toplumdaki diğer güç odaklarını akademik özgürlüklere saygı göstermeye davet ediyor, sıhhatli bir yükseköğretim sisteminin üniversitelerin kurumsal özerkliği üzerine inşa edilebileceğini vurguluyordu.” (s. 385)

İktidarda böyle bir anlayış var mı?

İktidarın eğitim ve kültür alanlarındaki başarısızlığının sebebi de buradadır. Hatta Türkiye son on yılda atıf indekslerine giren akademik yayınlarda İran’ın gerisinde kaldı!

ELİT ÜNİVESİTE!

Üniversite denilmeye layık kurumlar ancak içinde akademik geleneklerin ve kurum kültürün gelişmesiyle başarılı olabiliyorlar.

BOÜ böyle gelenekleri ve kurum kültürü oluşmuş, başarılı bir üniversitemizdir. Siyasi olduğu belli rektör ataması son üzücü olaylara yol açtı.

Akademik gelenekleri ve kurum kültürü teşekkül etmiş köklü üniversitelerimizin sayısı azdır. Bunları göz bebeğimiz gibi korumak, müdahale etmemek, aksine teşvik etmek ve desteklemek gerekir.

Aslında benim öteden bir savunduğum görüştür; rektör atamalarına siyaset hiç karışmamalı, atama yetkisi aynı üniversitenin elit bilim insanlarından oluşan şeffaf heyetlerce yapılmalıdır.

YÖK denetim ve organizasyon organı haline getirilmelidir.

Elit deyince vasatlığı savunanlar kızabilirler. Fakat Kuran-ı Kerim ne diyor:

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”

Hak ve hürriyetlerde eşitlik fakat bilgi söz konusu olunca sadece liyakat, üniversitelerde sadece akademik değerler…

KÂBE RESMİ

Kâbe-i muazzama her müminin kalbinde derin bir ihtiram hissi yaratır. Ona saygısızlık vahim ve terbiyesizce bir provokasyondur.

BOÜ, kendi geleneğinde farklı değerlere, sembollere, fikirlere saygıyı yaşatan bir üniversitedir. Böyle bir üniversitede Kâbe resmine saygısızlık, üniversite değerlerini benimsemiş hiçbir kimsenin yapmayacağı bir provokasyondur.

Bunu siyaset konusu yapmak da son derece yanlıştır.

Aksine, Kâbe’nin kudsiyetine karşı böyle çirkin ve tekil bir hadiseyi kendi daracık sınırı içinde görmek gerekir.

Aslında dini değerleri ister Emeviler gibi iktidarı güçlendirmek için, ister muhalif fırkalar gibi iktidara karşı tepki için kullanmak fevkalade yanlıştır, tehlikelidir, ayıptır.

Tarih bu konudaki acı derslerle doludur.

Sıffin savaşında Peygamberimizin arkadaşlarını bile karşı karşıya getiren, siyaset kavgasından başka neydi?

Siyaset sakinleşmeli… Tansiyon düşürülmeli, hele de dinimiz siyasi kutuplaşmanın üstünde tutulmalıdır.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar