Anayasa Mahkemesinin siyaseten önem taşıyan kararlarında bir yön değişmesi yaşanıyor: Evrensel hukuk referanslı özgürlükçü anlayıştan, iç güvenliği ve kamu otoritesini önceleyen anlayışa doğru bir değişim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 4-5 yıldır AYM'ye yaptığı atamalar, bu değişimin esas faktörü… 

AYM’nin siyasi tarafsızlığını ciddi surette tartışmaya açabilecek bu yönelişi yansıtan birkaç tipik dosyaya bakalım…

KARAR ÖRNEKLERİ

AYM’nin 24 OCAK 2019 günlü kararı: OHAL Komisyonu Kurulmasını düzenleyen kanunla ilgilidir. KHK ile görevden atma veya kuruluşları kapatma kararlarının yanında alınan ve alınacak 'ilave tedbirler' e karşı Komisyon'a ve yargıya gidilemeyeceğini belirten düzenleme…

Ne olduğu belirsiz 'ilave tedbirler'e karşı Komisyon'a ve yargıya gidilememesi, iktidarın 'ilave tedbirler' diye keyfi uygulamalar yapmasına açık alan bırakırdı… 

AYM'de Başkan Zühtü Arslan dahil 8 üye bunu anayasaya aykırı buldular, iptal kararı verdiler. 
Hemen hemen tamamı son yıllarda atanan 7 üye ise böyle bir düzenlemeyi anayasaya uygun bulmuş, (K: 2019/92)

7’ye karşı 8, bir tek oyla iptal...

AYM’nin 29 Aralık 2020 günlü kararı: Bireysel başvuruda, AYM'de 8 üye, Osman Kavala'nın casusluk suçundan tutukluluk halinin devamını uygun buldu! 7 Üye ise, Kavala’ya yüklenen casusluk suçlamasına ilişkin hiçbir delil olmadığını belirterek Kavala’nın üç yıldır tutuklu kalmasının ‘hak ihlali’ olduğunu belirten ayrıntılı ve içtihatlı ‘karşı oy’ yazıları yazdılar. (B. No: 2020/13893)

Ama bir oy farkıyla azınlıkta kaldıkları için bu haksız tutukluluk hâlâ devam ediyor. 

AYM’nin 21 Ocak 2021 günü kararı: Adana’da Gezi olayları sebebiyle yapılan gösteri yürüyüşüne KESK’in çağrısıyla memurların katılmasıyla ilgili karar. Kamu görevini aksatmamışlar ve şiddete başvurmamışlardır. AYM'de 7 üye bu memurlara verilen disiplin cezasını anayasa uygun buldu. Bir hakkın kullanılmasını disiplin cezasıyla ‘caydırmanın’ hak ihlali olduğunu belirten 6 üye ise azınlıkta kaldı. Azınlıkta kalan üyelerin ayrıntılı karşı oy yazılarında, AYM’nin önceki içtihatlarından ayrılarak bu kararı verdiği anlatılıyor. 

AYM’deki yön değişmesini görmek bakımından çok önemlidir bu. (B. No: 2017/15845)

İKİ TİPİK KARAR

Aynı konuda iki tipik karar… AYM 28 Eylül 2017 sayılı kararında "genel yollarda" toplantı ve gösteri yürüyüşünü yasaklayan kanunu anayasaya aykırı bularak iptal etmişti. Buna sadece 2 üye muhalif kalmıştı. (K: 2017/142)

AYM’nin bu kararına göre, trafiği engellemeden genel yollarda, gösteri yürüyüşü yapılabilirdi.
Kılıçdaroğlu’nun ‘Adalet Yürüyüşü’nü hatırlayın, trafiğe engel olmamıştı.

Sonra iktidar "şehirler arası yollarda" gösteri yürüyüşünü yasaklayan bir kanun çıkardı. AYM’nin iptal kararını ‘dolanmak’ için sadece kavram değiştirilmişti…

2020 yılında AYM’de 8 üye, önceki karara bakmadan, bu yasağı uygun buldu! 
Diğer 8 üye, önceki karardaki gibi aykırı bularak iptal yanlısı oldu. 

Oylar eşitti… Başkan Zühtü Arslan iptal yanlısı olduğu için iptal edilebildi. (K: 2020/46)

Üç senede üye kompozisyonundaki değişimin kararları nasıl etkilediği belli değil mi?

AYM’de "evrensel hukuk, hak eksenli yorum, hak ve hürriyetlerin önceliği, AİHM içtihatları" gibi liberal referanslar yerine, son yıllarda atanan üyelerin oylarıyla "kamu düzeni, kamu otoritesi" anlayışına doğru bir yön değişmesi görülüyor.

Tabii bazı dosyalarda birkaç üye değişik oylar kullanıyor. Bazen çok net, çok açık dosyalarda büyük çoğunluk "ihlal" kararında birleşiyor: İşte Büyükada davası…
 
BAĞIMSIZ TARAFSIZ YARGI

Hatırlıyor musunuz? Büyükada’da gizlice toplanan ajanlar, casuslar bütün terör örgütlerini destekleyerek Türkiye’ye karşı haince bir kaos planı hazırlamışlardı!

Soruşturmalarda Başsavcı İrfan Fidan dönemiydi…

Suçlanan ve tutuklanan isimlerden Özlem Dalkıran’nın başvurusunda, AYM geçen hafta kararını açıkladı: Suçlamaların hiçbirinin delili yok! Tutuklamalarla hak ihlali yapılmıştır! (B. No: 2017/35203)

Suçlamalar o kadar mesnetsizdi ki, bu defa, Erdoğan'ın atadığı üyeler de "ihlal" kararına katılmışlardır, karar tek üyenin 'karşı oy'una mukabil 12 üyenin oylarıyla alınmıştır.

Kararı veren heyette en yeni üye İrfan Fidan da olsaydı, ne yönde oy kullanırdı? Cidden merak etmeye değer.

Netice: Türkiye'de temel hak ve hürriyetlerin tanımında tek itibarlı referans evrensel hukuk normlarıdır.

Bu sebepledir ki, yargının bağımsız ve tarafsız olması hukukun olmazsa olmazıdır.

Aksine davranışlar ülkede gerilimi arttırmaktan başka bir şeye yaramaz.

Bu sebepledir ki, yargının bağımsız ve tarafsız olması vatanseverliğin de gereğidir.

 

 

  • Abone ol