• 27.04.2021 06:28
  • (93)

ABD Başkanı Biden’ı elbette kınıyoruz, protesto ediyoruz ama ne yapacağımızı da akıllıca düşünmeliyiz.

Biden’ın “soykırım” kavramını kullanması Türkiye aleyhine tazminat davalarına, hatta toprak taleplerine yol açabilir mi? Bu, meselenin hukuki yönüdür.

Siyasi bakımdan ise dikkat etmemiz gereken husus, sürüklendiğimiz yalnızlıktır. Önceki yıllarda gerek Kongre’de gerek yürütmede Türkiye’yi kuvvetle savunanlar olurdu bu defa kimse yoktu!.. Ankara önleyici temaslar ve lobi faaliyetleri bile yapmadı; kimlerle görüşecekti ki?..

Önce hukuki duruma bakalım.

AİHM KARARI

İsviçre parlamentosu “Ermeni soykırımının reddi”ni suç sayan bir kanun çıkarmış, Doğu Perinçek oraya giderek açıkça “soykırım sözü yalandır” demek suretiyle bu ‘suç’u işlemiş, İsviçre mahkemesince mahkum edilmişti. Olay AİHM’ye gitti. AİHM’nin 17 Aralık 2013 günlü kararı, 21. Yüzyılda en önemli bir “fikir ve ifade hürriyeti” içtihadıdır. 147 paragraftan oluşan kararın burada sadece 116. ve 117. paragraflarının özetini vereceğim:

. Soykırım kavramı kesinlikle hukukî bir kavramdır. 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi’nde ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 1999 Ruanda kararında tanımlanmıştır. Dar bir şekilde tanımlanan, ayrıca kanıtlanması zor olan bir kavramdır. Toplumlarda ve siyasi çevrelerde oluşan kanaatler, hatta görüş birliği bile hukukî delil olamaz. (Prg 116)

. 1915 olayları tarihi olaylardır. Tarihi araştırmalar tartışmalıdır, tartışmaya açıktır. Nihai sonuçlara ulaşmaya veya objektif kesin gerçekleri ifade etmeye pek imkan vermez. Holokost olayı gaz odaları gibi somut delillerle ve uluslararası mahkeme kararıyla ispatlanmıştır. 1915 olayları böyle değildir. Holokost’un inkarı suç sayılabilir ama 1915 olaylarının soykırım olmadığını söylemek suç sayılamaz. (Prg. 117)

ULUSLARARASI İÇTİHAT

Benzer şekilde, Fransa’nın “Küçük Adam”ı Sarkozi’nin çıkarttırdığı “Ermeni soykırımını inkar suçu” kanunu da Fransız Anayasa Konseyi tarafından fikir ve ifade hürriyetine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. (28 Şubat 2012)

Alman ve İspanyol Anayasa Mahkemelerinin de bu yönde kararları vardır.

Hiçbir ülke “bizi bağlamaz” gibi laflar etmemiş, bu kararlar yönünde kanunlarını değiştirmişlerdir.

Demek ki uluslararası hukuka göre: Soykırımı inkar evet suç sayılabilir. Ama 1915 olayları kanıtlanmamıştır, tarihseldir, tarihî tartışmalarda objektif gerçeğin bulunması çok zordur. Soykırımın hukuken ispatı da çok zordur. Bu sebeple 1915 olayları için siyasi organların aldığı ‘soykırım’ kararlarına dayalı hukukî yaptırım uygulanamaz.

ABD’de Biden’dan önce bazı eyaletler ve Senato zaten 1915 olayları için “soykırım” kararları almıştı. Fakat bunlar, AİHM’nin belirttiği gibi siyasi kararlardır, yargı kararları ve kanıt değildir.

ABD’li Ermenilerin açacağı davalarda Türkiye’nin en önemli dayanağı, bu uluslararası hukuki içtihatlardır.

HUKUK VE DİPLOMASİ

ABD’de ailesi tehcire uğramış Ermeniler daha önce de Türkiye aleyhine ağır tazminat davaları açmışlardır. Fakat ABD yargısı “bu soykırım iddiasını ABD hükümeti kabul etmiyor” gerekçesiyle reddetmişlerdi.

Eski Washington Büyükelçimiz değerli diplomat Namık Tan’ın belirttiği gibi şimdi Türkiye’ye karşı tazminat davaları başlayacak ve Türkiye diplomasiyi ve hukuku iyi kullanamazsa “sonu kestirilemeyecek bir süreç” başlayabilecektir.

İktidar partizan davranışını bu milli davada terk etmeli, liyakatçe en saygın hukukçulardan, en yetkin diplomatlardan ve uzman tarihçilerden oluşan bir heyeti şimdiden kurmalıdır.

ABD evet AİHM çevresi dışındadır fakat ABD Yüksek Mahkemesi ve AİHM arasında etkileşim kuvvetli olduğu gibi çok defa içtihadî beraberlik de vardır.

Tabii hukuki savunma çok önemli ama yetmez. Türkiye’yi Orta Doğu’da, Doğu Akdeniz’de, Avrupa’da ve ABD’de yalnız bırakan politikalar yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin geleneksel diplomasisine inandırıcı bir şekilde dönmeli, kaybettiği dost çevreleri yeniden kazanmalıyız.

Hukuken elimiz elbette güçlü ama dünyada çoook aşağılarda olan “hukuk devleti” itibarımızı yükseltmek zorundayız; öyle ki “hukuk” dediğimizde sözümüzün ağırlığı olsun diye.

Peki, 1915’te neler oldu? ABD senatosunun soykırım kararında Lozan’ı da içine alacak şekilde “1915-1923” söylemine yer verilmesi ne anlama geliyor?

Yarın yazacağım.