• 28.04.2021 09:25
  • (144)

Yıllardan beni önlediğimiz “soykırım” sözünü neden bu dönemde Biden söyledi?

Bunun çeşitli sebepleri sayılabilir. Diplomat Naci Koru’nun şu tespiti son derece önemlidir:

Türkiye’nin yalnızlığının yarattığı kırılganlığın  dayattığı  tepkisizlik hali ABD’ndeki siyaset yapıcıları tarafından iyi okunmuş ve hesaba katılmış görünmektedir.” (https://www.nacikoru.com/)

Eski Merkez Bankası baş ekonomisti Prof. Hakan Kara, “128 milyar dolar” vakasını anlatırken “ülkeyi dış şoklara karşı savunmasız hale getiriyorsunuz” demişti, bunu hiç akıldan çıkarmamak gerekir. (Karar, 26 Nisan)

Ey… zamanları çok gerilerde kaldı… Zaten o hesapsızlıklar yüzünden diplomaside de ekonomide de bugünkü durumdayız.

LOZAN’I DELMEK!

ABD Senatosu’nun soykırım kararı daha dikkat çekicidir. 12 Aralık 2019 tarihli bu kararda:

  • Osmanlı’da “1915-1923 arasında tahminen 1.5 milyon Ermeninin öldürüldüğü” kaydı var. Halbuki 3 Aralık 1920’de Kazım Karabekir’in imzaladığı Gümrü antlaşması ile taraflar arasındaki resmi savaş bile bitmişti. Senato kararındaki bu ifade fanatik Ermeni diyasporasının Lozan’ı da delmek için uydurduğu bir klişedir.

Bunun bir kıymeti yok. Hazin olan, bizde resmi ağızların Lozan’ı hırpalamasıdır.

  • Senato kararında, Hitler’in “Ermenilerin yok edilmesini kim hatırlıyor” dediği ve bunu örnek alarak Holokost’u yaptığı da yazılı. Tarihçi Heath Lowry arşivlerde bunun gösteren bir belge olmadığını kanıtladı. Tarihçi Guenter Lewy, Hitler’in bu sözünü yansıtan kağıdı Nürnberg Mahkemesi’nin belge olarak kabul etmediğini yazdı.

HUKUKUN ROLÜ

Senatolar, parlamentolar ne kadar yüzeysel kararlar alabiliyorlar, görüyorsunuz. Otuz kadar ülke parlamentosu ve Avrupa Parlamentosu da böyle kararlar aldı. Fakat Avrupa Birliği Adalet Divanı, bu kararların hukuki değil siyasi olduğunu karara bağladı. (29 Ekim 2004)

Dün de AİHM’nin aynı yöndeki kararını yazmıştım.

Dostum Putin” Erivan’da soykırım anıtında saygı duruşu ve soykırım konuşması yapmıştı. (24 Nisan 2015)

ABD’deki bu siyasi nitelikli ‘soykırım’ adımları da dünyanın sonu değil. Telaş ve tehevvüre gerek yok. Hele de “dış güçler, yedi düvel, dünya bize düşman” gibi komplo psikolojisine, komplo teorilerine kapılmaktan sakınmalıyız.

Türkiye’nin Batı’da karşıtları gibi güçlü dostları da vardı; son 5-6 yılda dostlarını kaybettik!

Türkiye hukuka, demokrasiye ve rasyonel ekonomiye yeniden dönerek güçlenmek ve bu sorunların üstesinden gelmek kudretine sahiptir.

1915’TE NELER OLDU?

Bu konuda dünyada milyonlarca sayfa yazıldı. Çok özetle:

  • Ermeni tarihçi Louise Nalbandian’ın da yazdığı gibi, ayrılıkçı Ermeni hareketi 1877’de Rus ordusunun İstanbul kapılarına dayanması ve Erzurum’a girmesi üzerine Patrik Vekili Mıgırdıç Kırımyan’nın “çorbayı kâğıt kaşıkla değil, demir kaşıkla yemek” formülüyle silahlanmaya başladı. 1914’de kadar sürekli kanlı vuruşmalar vardır. Sırp, Yunan ve Bulgar silahlı ayaklanmalarını model aldılar, doğuda devlet kurmak için umutlarını Rusya’nın Osmanlı’yı mağlup etmesine bağladılar.
  • Dünya Savaşı başlayınca Talat Paşa Ermeni liderlerle görüşerek Osmanlı yanında yer almalarını, savaş sonrası istedikleri reformun yapılacağını söyledi. Reform zaten Şubat 1914 Yeniköy antlaşmasıyla başlamıştı. Fakat kabul etmediler. Osmanlı’nın Erzurum milletvekili Karakin Pastırmacıyan ve bir çok komitacı Ermeni Rus tarafına gererek “gönüllü alaylar” kurup Osmanlı’ya karşı savaştı. Sayıları 30 bine kadar çıktı. Sarıkamış felaketinde önemli rol oynadılar.
  • Sarıkamış felaketi, doğuda ordu çökmüş. Kanal Harekatı devam ediyor. Çanakkale’de kan gövdeyi götürüyor. Mart ayında Ermeni alayları Van’ı ele geçirdı. Van ve Bitlis’te katliam yaptılar. Arkasından Rus işgali başladı. Komitacılar Anadolu’da sabotajlarla, telgraf hatlarını keserek askeri sevk ve idareye büyük zarar veriyorlardı. Cephe gerisini güven altına almak için tehcir yapılmasını ilk isteyen, Osmanlı ordusundaki Alman General Bronsart Paşa’dır.
  • Tehcir harp şartlarında iç güvenlik tedbiri olarak kararlaştırıldı. Pek çok Ermeni masum kadın ve çocuk o şartlarda ve çete saldırılarında hayatını kaybetti. Buna ‘soykırım’ denilirse, Ermenilerin 1916-1917 yıllarında yaptıkları katliamlar bin defa soykırım olur.

Doğrusu “ortak acı” kavramıdır. Günümüzde lazım olan Türk-Ermeni dostluğudur, ‘soykırım’ adı altında siyasi savaş değil.

Prof. Kemal Çiçek’in “Ermenilerin Zorunlu Göçü, 1915-1916” adlı eserini önemle tavsiye ederim.

Yabancı tarihçiler Bernard Lewis, Standford Shaw, Heath Lowry, Guenter Lewy, Thatceher’in tarih danışmanı Norman Stone, Edward Ericksson gibi isimlerin çok değerli yayınları vardır.