• 4.05.2021 07:11
  • (205)

Cumhurbaşkanına kendi imzasıyla yeni bir yetki daha verildi. 39 yıllık “Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği” değiştirilerek şu hüküm getirildi:

Cumhurbaşkanı… tüm kamu idarelerinde disiplin âmirliği yetkisini haizdir.” (Md. 5/5)

CB sisteminin merkeziyetçi ruhuna uygun bir değişiklik daha yapıldı: Büyükşehir belediyelerindeki “Yüksek disiplin kurulları” kaldırıldı. Bu yetki İçişleri Bakanlığına verildi. (Md. 13 ve 17)

Onun da âmiri tabii yine Cumhurbaşkanı.

İktidar muhalefetin kazandığı büyükşehir belediyelerini kısıtlamak için bir dizi uygulamalar yapıyordu. Yeni Disiplin Yönetmeliği ile önemli bir adım daha attı.

ANAYASA MESELESİ

Eski yönetmelik parlamenter sisteme göre yazılmıştı. Fakat yeni sisteme uyarlanırken büyükşehir belediyelerini siyasi vesayet altına almak amacıyla hareket edildi.

Halbuki anayasa şöyle diyor:

Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.” (Md. 127/2)

Yeni yönetmelik ise açıkça yerinden yönetim ilkesine aykırıdır. Büyükşehirler hakkındaki bu değişikliğin kanunla değil CB Kararı ile yapılması da anayasaya aykırıdır.

Bakalım yargı bunu görmeye cesaret edebilecek mi?

Bu vesileyle dikkat çekmek isterim; “darbe anayasası… sivil anayasa” söylemleriyle, mevcut anayasadaki bu tür demokratik kurumsal düzenlemeler ve temel haklar da daraltılmak isteniyor olabilirler mi?

Bundan kaygı duymam sebepsiz değil.

CB SİSTEMİNİN RUHU

Evvela sürekli yetki genişlemesi, sürekli siyasi güç kullanımı iktidarın nasıl bir eğilim içinde olduğunu gösteriyor. Yargının, Merkez Bankası’nın durumu ortada.

Lebalep” kongreler ve cenazeler kuralları aşma gücünün gösterileri değil mi?

CB sistemine geçerken, bir sistemin iyi işlemesi için yetki ve sorumluluk dengesi nasıl olmalı, bu hayati sorun hiç konuşulmadı. CB sistemini hazırlayan hukukçulardan Prof. Şükrü Karatepe’nin Haber Türk’te Fatih Altaylı’ya söyledikleri şudur:

Tayyip Erdoğan için yapılan bir düzenlemedir diyorlar.   Kim güçlü ise işaret gösterir de yapılır. 82 anayasası Kenan Evren için yapıldı ve herkes kullandı. Bugün Tayyip Bey istiyorum dedi ve yaptırdı. Biz hukukçular deriz ki bütün kanunlar genel ve objektif yapılır. Kişi için kanun çıkarılmaz. (26 Ocak 2017)

CB sistemi işte böyle hazırlandığı için enine boyuna tartışılmadan, dünya tecrübeleri gözetilmeden anayasallaştırıldı; yüzde 51.4 oyla.

BİLİMİN UYARILARI

Merhum hocamız Ali Fuat Başgil, 1949 yılında iktidara yürüyen Demokrat Parti’ye kuvvetler ayrılığının önemini anlatmak için bir dizi makale yayınlamıştı. Şöyle diyordu:

Siyaset insan ihtirasının en çok kabardığı bir sahadır. Binaenaleyh her kanundan çok anayasanın kabaran bu ihtiraslara yol vermeyecek mükemmeliyette olması lazım…” (Vatan, 20 Ocak 1949)

Bunun için kuvvetler ayrılığı, bağımsız anayasa mahkemesi, bağımsız yargı ve senato gibi denetleyici ve dengeleyici kurumlar gerekirdi… Bu yapılmazsa, iktidar değişse bile, “sadece şef iradesi el değiştirmiş olacaktır…

Öyle de olacaktı maalesef.

Bugün başka bir büyük anayasa hukukçumuz, Ergun Özbudun’un “Otoriter Rejimler, Seçimsel Demokrasiler ve Türkiye” adı kitabı… (Yetkin Yayınları)

Ergun Hoca, serbest ama eşitsiz seçimlerin yapıldığı, denetim ve denge kurumlarının ise zayıflatıldığı yeni tip ‘seçimsel demokrasiler’i anlatıyor. Bu ölçüler açısından CB sistemini tahlil ediyor. Sonuç, Hoca’nın deyişiyle “Zimbabve, Ecuador ve Putin Rusyası ile birlikte anılan” ve “şeklen hukuka uygun fakat demokrasinin özünü zedeleyici bir sistem”dir. (s. 173-185)

Pandemideki sıramız farklı mı?!

VE SONUÇLARI

Güvensizlikten sermaye yurt dışına kaçıyor, 128 milyar doların büyük kısmı onlara gitti.

Yeni yatırım sermayesi gelmiyor.

Bizzat Cumhurbaşkanı bu sistemde “beyefendi böyle istedi” diye iş çevrilmesinden şikayetçi. (5 Ekim 2010)

CB Yardımcısı Fuat Oktay, durgun bürokrasideki “Külliye’ye soralım” tavrından yakınıyor! (11 Mart 2021)

Ama tek kişilik yönetimlerde hep böyle olur!

Daha vahimi tek kişilik hükümetin yanlış politikaları… İşte ekonomiye ağır yükler bindiren “faiz sebeptir…” politikasını hiçbir kurum önleyemedi, çünkü bütün kurumların âmiri Sayın Cumhurbaşkanı…

Ve, ülke ağır sıkıntılar içinde.

Tek kişilik değil, kurallar ve kurumlar yönetimi; bize lazım olan bu.