• 8.06.2021 06:23
  • (110)

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananlar ülkenin nasıl yönetildiğine dair pek çok örnekten biri. Bağımsız olması gereken yargıda yaşananlar, araçsal bağımsızlığa sahip olması gereken Merkez Bankası’nda yaşananlar, özerk olması gereken üniversite kurumunda yaşananlar…

İdari bürokraside üst düzey kadronun siyasallaştırılmasını bir ölçüde anlarım… Fakat yargıda, Merkez Bankası’nda ve üniversite yönetiminde yaşananları anlamak kolay değil.

Dünya Ekonomik Forum’un (WEF) 2020 raporuna göre Türkiye’nin ekonomik gelişme düzeyini gösteren “alt yapı”da puanımız 67.1’dir, gayet iyi… Fiyat ve verimlilik sorunları bir kenara, yollar, köprüler, havaalanları, hastaneler…

Ama eğitimde puanımız neredeyse bunun yarısı, 39.8’dir! Araştırma ve geliştirme alanında ise 28.9 gibi utanmamız gereken bir düzeydeyiz.

Bu yüzden ekonomide daha ileriye gidemedik.

Niye böyle?.. Bu sualin bir cevabını üniversite kurumuna bakışımızda bulabiliriz: Daha çooook bina ama akademik kalitede bozulmalar…

BİZDEN’ REKTÖR

Boğaziçi Üniversitesi’de (BOÜ) yeni rektöre karşı öğretim üyelerinin direnişi beş aydır sürüyor. Öğrenciler hakkında soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar, tahliyeler yapıldı.

İktidarın kendi eliyle yarattığı bir sorundur bu. …Zira BOÜ içinden bir atama yapılsaydı bunlar olmayacaktı. Nitekim önceki rektör Prof. Mehmet Özkan BOÜ kimliğine sahipti. Hiç böyle olaylar olmamıştı.

Hayır illa siyaseten “bizden” biri olacak!..

İşte püf noktası bu: “Bizden” olması, yani siyaset bütün hukuki ve akademik değerlerin üstünde… Öyle olunca kalite düşüyor her alanda.

Açıkça partili, partinin teşkilatlanmasında görevler almış Prof. Melih Bulu atandı, beş aydır üniversite gergin, üniversite huzursuz…

Prof. Bulu’nun vazgeçmesiyle çözüm yolu açılabilirdi ama hayır… Bulu’yu kabul ettirmek için başka yöntemler geliştiriliyor.

KİTABINA UYDURMAK’

Boğaziçi Üniversitesi’nde CB Kararı ile iki yeni fakülte kuruldu; Hukuk ve İletişim fakülteleri. Hiç ihtiyaç yoktu, ama “bizden” öğretim üyeleri atayarak BOÜ’de ‘taraftarlar’ oluşturulabilir.

Bir sorun daha vardı: Sayın Bulu profesördü ama kadrolu değildi. Başka bir devlet üniversitesi kadro açtı, Bulu’ya uygun bir ilan yayınladı. Kadro meselesi de halledildi…

Son olarak iki öğretim üyesi Feyzi Erçin ve Ecmel Ayral üniversiteden uzaklaştırıldı. Arkası gelecek mi, gelmeyecek mi?

Yerlerine “bizden” isimler getirilecek elbette.

Bunlar kanuna aykırı mı? Hayır, aykırı değil.

Bu işlemleri “kanuna karşı hile” diye yorumlayanlar oldu. (Gündem, 8 Mart 2021)

Fıkıhta da bir “hiyel” (hileler) kavramı vardır. Yanlışı şeklen uygunlaştırmak demektir. Fıkıhta muazzam bir sorundur. Büyük âlim Elmalılı Hamdi Yazır bu soruna tam 13 sayfa ayırmıştır. (İslam Hukuku ve Fıkıh Istılahları Kamusu, cilt 2, s. 329-342)

Olayımıza daha uygun düşen, dilimizdeki “kitabına uydurmak” terimidir: Hukukun amacına uymayan ama şekline uyan işlemler.

BİLİM VE İKTİSAT

Bir yıllık profesörleri rektör atamak için, kanundaki üç yıl şartını KHK ile kaldırıp atamayı tamamladıktan sonra tekrar KHK ile 3 yıl şartını getirmek de böyle bir işlemdi.

Üniversitelerde rektör seçimi YÖK Kanunu’nda vardı. Rektör seçiminde ben mütevelli heyet sistemini savunuyorum, ayrı mesele. Üniversitelerdeki rektör seçimleri 706 Sayılı KHK ile kaldırıldı, rektör atamalarında partili cumhurbaşkanı tek yetkili oldu. (Resmi Gazete, 29 Ekim 2016)

KHK ile asli kanunlarda değişiklik yapmak, Meclis’i dışlamaktır. Anayasa’nın OHAL maddelerine de aykırıdır…

Fakat böyle KHK ile kanun değiştirmek “kitabına uygun”dur

Mülki bürokraside sınavları kolaylaştırarak yapılan atamalar… Yargıda dört defa kadro kanunu çıkarılması ve HSK’nın siyasi bir organ haline getirilmesi… Merkez Bankası’nın bağımsızlığının keza KHK’larla kaldırılıp “laf dinler” hale getirilmesi…

Ciltler tutan konular…

BOÜ olayı tek başına bütün sistemi ve işleyişini anlatıyor bize.

Netice: Yaklaşım böyle olunca, Prof. Engin Karadağ’ın bulgularına göre, uluslararası akademik yayınlarda 71 rektörümüzün uluslararası atfı yok, 68 rektörümüzün ise uluslararası yayını yok!

Neticenin neticesi: Bloomberg’in dünkü haberi: “Yatırımcı Türkiye’den soğudu.

Maalesef…