• 24.08.2021 06:31
  • (172)

Taliban Müslümanların yüz karasıdır ama Türkiye’de bile alkışlayanlar var. Özellikle Ayasofya camiinin eski baş imamı Prof. Mehmet Boynukalın’ın Taliban’ı övmesi son derece önemlidir.

Boynukalın fıkıh profesörüdür. Demek ki, eski fetva ve içtihatları tarihi olgular değil, ezeli ve ebedi dini hakikatler diye iman ederseniz Taliban’ı bile alkışlarsınız!

Taliban da İslam’ı öyle anladığı için icra ediyor zaten bu kanlı istibdadı...

Temeldeki sorun: Bizdeki İlahiyat ve yeni gelişmekte olan İslami İlimler Fakülteleri İslam’ı Taliban gibi mi, yoksa Mehmet Akif’in deyişiyle “asrın idrakine” hitap eden bir aydınlık olarak mı anlamalı?

FIKIH SORUNU

Fıkıh meselesi… Muhterem hocamız Ali Bardakoğlu da fıkıh profesörüdür.… Aynı zamanda İstanbul Hukuk Fakültesi mezunudur. “İslam’ın Işığında Müslümanlığımızla Yüzleşme” adlı eserinde, bu meseleyi şöyle ortaya koyuyor: “Fıkıh sorun mu üretir, çözüm mü?” (1. Baskı, s. 221-272).

Prof. Bardakoğlu “İslam’ı Doğru Olarak Anlıyor muyuz” adlı kitabında, fıkhın 12. Asra kadarki dönemde o zamanın bilgileriyle oluştuğunu anlatarak şöyle yazıyor:

O dönemin şartlarıyla uyum içinde üretilmiş bilgiler… Bugün aynı bilgilerin İslam öğretimindeki bilgilerin ana malzemesini teşkil etmesi, farkında olunmadan, ‘zihinleri tarihe kilitlemek’ ve ‘verili bilgileri tarih ve toplum üstü yapmak’ şeklinde özetleyebileceğimiz birbiriyle irtibatlı iki ciddi soruna yol açabilmektedir…”

Prof. Bardakoğlu şöyle devam ediyor:

Zaten o dönem ulemasının farklı davranması da düşünülemezdi. Şimdi bugünkü dünyaya siyaset, demokrasi, özgürlükler adına bu eski bilgiyi sunmak tıpkı insanlığı hür-köle, vatandaşlığı Müslüman-zimmi ayırımı içinde ele almak gibidir.” (s.84)

Bardakoğlu bu iskolastiği aşmak için tarih, sosyoloji, felsefe gibi derslerin İlahiyat programında yer almasını gerekli görmektedir.

AKLİ İLİMLERE DARBE

Şimdi, 13 Ağustos 2013 günü YÖK toplantısına gidelim. Aniden bir teklif gelir:

Madde 1: İlahiyat fakültelerinde ekteki müfredat uygulanacaktır.

Felsefe, sosyoloji, tarih ve hatta musiki dersleri bile kaldırılmış veya yok hükmüne indirilmiştir.

Madde iki: İlahiyat Fakültelerinin ismi İslami İlimler Fakülteleri olarak değiştirilmiştir…

Amaç belli; sadece tefsir, hadis, fıkıh gibi dini ilimler okutulacak, akli ilimler dışlanacak…

YÖK’te itiraz edenler azınlıkta kaldı, oy çokluğuyla kabul edildi.

Halbuki Müslümanların yüz akı büyük sosyolog İbn Haldun, 14. Yüzyılda ilim tahsiline “akıl ve matematik ilimleriyle başladım, sonra mantık ve akli ve nakli ilimleri öğrendim” diye yazmıştı. Felsefe ve hikmetin önemini vurgulamıştı. (Hatıralar, Dergah yay. s. 38-39)

GEREKÇE NİYE AÇIKLANMADI?

21. yüzyılda İlahiyat’larda felsefe derslerini kaldıran karara karşı mücadele eden iki hocamızı şükranla kaydetmek isterim: O sırada Diyanet İşleri Başkanı olan Prof. Mehmet Görmez ve o sırada YÖK üyesi olan bilim tarihçisi Prof. Durmuş Günay…

Akli ilimlerin dışlanmasına kamuoyundan ve bizzat İlahiyat fakültelerinin içinden büyük tepki gelmesi üzerine 19 Eylül 2013’te YÖK kararı kaldırılmış, felsefe dersleri tekrar konulmuştur.

Fakat ardından Bakanlar Kurulu kararlarıyla, son üç yıldır da CB Kararnameleriyle İslami İlimler Fakülteleri kuruldu, bazı İlahiyat’lar bu yönde dönüştürüldü.

Niye bu ikilik? Niye akli ilimler dışlanıyor?

Hâlâ pedagojik ve akademik bir gerekçe ortaya konulmadı.

Hadis uzmanı ilahiyatçı Prof. Hayri Kırbaşoğlu, “ilahiyat fakültelerinde felsefe grubu derslerini kaldırarak bu kurumları medreselere çevirme teşebbüsünde bulunulabilmiştir” diye yazıyor. Dine hizmet ettiklerini sananların elinde yüksek din öğretiminin kalite kaybını anlatıyor. (Toplum ve Bilim, 2021, sayı 151, s. 139-165)

ASRIN İDRAKİ

İlahiyatçı bilim tarihçisi Prof. Mehmet Bayraktar, “felsefeyi Türkiye’den kovmak istiyorlar” diye feryat ediyor. Müslümanların medeniyette gelişmek için felsefenin gerekli olduğunu anlatıyor. (Yetkin Düşünce, 2019, sayı 2, s. 241-254)

Çağımızda Müslümanların hali ortada!

Taliban’ı yetiştiren bağnaz Dobandi kökenli Peştun medreseleri insanlığa da İslam’a da kötülük yaptılar.

Büyük Âkif’in deyişiyle “asrın idrakine” seslenen bir İslam ancak asrın bilimlerini benimsemekle, özümsemekle mümkün olabilir,