Ekonomi nereye?

  • 9.02.2024 07:08

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 5 Şubat günü X’ten yayınladığı açıklamada, Ocak enflasyonunun “geçici etkiler yüzünden” yüksek çıktığını ama “Şubat’tan itibaren aylık enflasyonda kayda değer düşüş yaşayacağız” demişti.

Sayın Şimşek, 7 Şubat’ta Manisa’daki konuşmasında ise “Haziran ayıyla birlikte enflasyonda düşüş yaşayacağız” dedi.

Hedefler kayıyor muydu? Onun için mi Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, şartlar gerektirirse “sıkılaştırma”yı, faizi daha da artıracakları söyleme gereği duydu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “enflasyonda düşüşe geçtik” şeklindeki konuşmalarını yıllardan beri dinleye dinleye çift haneli rakamlara sürüklendik. Şimşek ve ekibi politikacı değil, teknokrat. Sözlerinin güvenilirliği aşınmamalı.

Tesadüf, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan 7 Şubat akşamı Karar yazarlarını yemeğe davet etmişti. Yemekte ben hep ekonomiyi sordum.

YAPISAL REFORMLAR?

Babacan’a, Şimşek’in ortodoks politikalarının doğru olduğunu ama endişeler de bulunduğunu belirterek ‘ekonomi nereye gidiyor?’ diye sual ettim.

Babacan, Şimşek ve ekibi ile geçmişte birlikte çalıştığını söyledi, “arkadaşlarımız” dedi. iyi niyet ve duruşlarından emin bulunduğunu belirtti ve “fakat” diyerek devam etti:

“Göreve geldiklerinden itibaren 3-4 ay eleştirmedim, prim vermek, şans tanımak lazımdı. Ama olmuyor çünkü yetkileri çok sınırlı. Sadece faizle olmaz. Yapısal reformlarla desteklenmesi lazım.”

Yapısal reformlar?.. Babacan uzun uzun anlattı … TÜİK’in eskisi gibi şeffaf ve güvenilir hale getirilmesi lazım. Verilere güven olmazsa, ona dayanan politikalar güven vermez… Merkez Bankası, denetleme ve düzenleme kurulları bağımsız olmalı… Kamu ihaleleri şeffaf ve rekabetçi olmalı…

Babacan “bu konularda atılmış bir adım yok, niyet de gözükmüyor, baştaki izin vermez” dedi. Bunlar olmadan yatırım sermayesinin güven duymayacağını, gelmeyeceğini anlattı.

ÖNEMLİ UYARILAR

Babacan çok önemli olduğunu vurgulayarak, “dış kaynak bulunmazsa kentsel dönüşüm enflasyon ve cari açığı patlatır” dedi. “Rant bunların çok hoşuna gider” diyerek kaygısını ifade etti.

Tehlikeli diye vurguladığı diğer bir konu “ikili anlaşmalarla sağlanan kaynaklar”, yani Körfez ülkeleriyle finansal ilişkiler:

“Şeffaf değil, içeriği bilinmiyor. Üstelik swap bile yapmıyorlar, swapta bir süre olur. Bunlar mevduat yatırıyorlar, istediği an çekebilirler. Neyin karşılığında burada tutarlar? İkili anlaşmalarla oluşan borç siyasi bağımlılık da yaratır.”

Ve, Seçim sonrası:

“Tasarruf yapmadılar. Merkez Bankası 800 milyar lira bastı! Vergi koydular, harcamaları kısmadılar. Seçimlerden sonra muslukları kapatırlarsa dar gelirliler için daha felaket olur. Bu bakımdan da dış kaynak bulmaları şart.”

Mooy’s Türkiye’nin görünümü bir tık iyileştirdi, JP Morgan gibi finans devleri Şimşek ve Merkez Bankası’nı olumlu buluyor diye sordum, “Türkiye ‘yatırım yapılabilir ülke’ seviyesi’nin beş kat altına düştü. Katımızı, derecemizi yükseltmediler, sadece görünümü değiştirdiler, bir bakıma teşvik ediyorlar. İktidar reformları yapmazsa yatırım güveni sağlayamaz” diye cevap verdi.

NASIL ÇIKARIZ?

Bu yazımı hazırlamak için Babacan’dan aldığım notlarımı gözden geçiyordum ajanslara iki haber düştü.

- Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Osman Cevret Akçay gibi saygın bir iktisat hocası, faiz – enflasyon - döviz – maliyet linklerinin topuk olduğunu, 7 aydır bunu düzeltmeye çalıştıklarını söylüyor...

- TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan’ın konuşması geldi. Şöyle diyordu:

"Yüksek enflasyon ve refah üretmeyen büyüme geçim sıkıntısı getirir. Büyümenin kaynağını tüketime, kentsel ranta, verimliğe katkısı sınırlı projelere dayandırmak doğru değildir.”

Özilhan dar anlamda bir iş insanı olmanın ötesinde, dünyadaki gelişmeleri izler, entelektüel boyutu da vardır. Konuşmasında “sivil toplumun önünün açılması, ifade özgürlüğü, özgür medya, akademik özgürlükler”in önemini de ortaya koyuyordu.

Partimiz, ideolojimiz, liderimiz şu veya bu olabilir ama bu vatanın insanları olarak şunu kendimize soralım: Egemen siyasetin dilinde neden reformlar yok? Siyasetin kavga dili neye yarıyor?

Ve şunu görelim: Siyasi zihniyetimiz rasyonelleşmedikçe “orta gelir tuzağı”nda böyle debelenip duracağız.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar