• 17.12.2018 00:00
  • (1623)

 Ataerkil Müslümanlık dinde kadın temsiliyle ilintili bir “korkulu rüya”dan kan-ter içinde uyanmış gibi yine...

Şöyle ki Odatv’de yer alan bir haberde bazı görüntüler eşliğinde “kadın din görevlileri erkeklere vaaz veriyor” iddiası, “İslamcı camiada kriz” başlığıyla yer alınca biraz paçalar tutuşmuş. Allah’tan sonradan erkeklere konuşan kadınların yer aldığı görüntülerin ibadet amaçlı olmayan toplantılardan olduğu anlaşılmış da rahat bir nefes almışlar!.. 

Tabii böyle bir haberin yapılmış olmasını da Diyanet’in “şahane” reisi Ali Erbaş’a yönelik bir yıpratma kampanyasının işareti sayarak başlıkları döşenmişler; “Kirli tezgâh çöktü”, “Diyanet’e iftira belgelendi” şeklinde…

***

Bense bunları okuyunca bugünün dünyasında “din-i İslam”ın işinin bu ataerkil taassubun ezici ağırlığı altında ne kadar zor olduğunu düşündüm sadece…

Erkek karşısında bir kadın-vaiz konusundaki şu paniğe bakın! Adamların neredeyse ödleri patlayacak!..

Peki, Allah korkusundan mı?.. Hiç sanmıyorum. 

“Kadın korkusu”ndan!..

Ataerkil tahakküme, eril iktidara, kadını baskılamaya payanda yaptıkları; bunların sürekliliği yolunda araçsallaştırdıkları dinin kendi hoyrat, zorba ve duyarsız ellerinden kayıp gidebileceği endişesinden…

***

Neden bir kadın-vaiz hitap edemesin ki erkeklere?!. Daha ötede, neden bir kadın-imam, namazda önüne düşmesin erkeklerin?..

Neden bir kadın-müezzin okumasın ezan-ı Muhammedî’yi?..

Ve neden neden neden bir kadın hafız çıkmıyor bu memlekette ortaya, üstelik Kur’an okumayı bir “yarışma-şov”a dönüştürdükleri şu “Meşhuriyet” Türkiye’sinde?..

Acaba kadın sesini topluluk içinde haram saymayı destekleyen bir bildirim mi var Kur’an’da ya da Peygamber’in hadislerinde?.. 

Hayır, aksine, İslam Peygamberinin yabancı (namahrem) kadınlarla konuştuğu, sohbet ettiğine dair bilgilere sahibiz.

***

O halde nedir bu ezanda-namazda, vaazda “kadın-fobisi”nin sebebi?..

Çünkü, diyorlar; bir kadın, sesi/çehresi/bedeni ile öne çıkınca erkekleri tahrik ederek fitne-fesada yol açabilir. O yüzden de bu, haram olmamakla birlikte, caiz (uygun, mubah, izin verilebilir) de değildir.

Demek ki eril dürtü, ilahi duyguyu bastırıyor.

Ataerkil takıntı, “takva”ya el vermiyor.

Erkeklikler, Allah’a şirk koşar oluyor...

Ve dinden-imandan bahsediyorlar.

“Hadi oradan” demek lazım!..

***

 Hâlbuki ne yaparlarsa yapsınlar bugünün dünyası (elbette öyle idealize edilecek, yüceltilecek bir yanı olmamakla birlikte) sosyoekonomik ve kültürel akışı itibarıyla dinde de “kadın-temsili” açısından hiç mi hiç yabana atılamayacak “güncellemeler”i kaçınılmaz kılıyor.

O yüzden İslam dünyasında muhteşem sesleriyle seçkinleşen kadın hafızlar olduğu gibi, Batı’da yaşayan Müslüman göçmenler arasından çıkış bulmuş kadın imamlık/müezzinlik örnekleri, pratikleri de var.

Daha önce de gündeme getirdiğimiz bir örnek, Danimarka Kopenhag’da Sherin Khankan adlı bir Müslüman kadın öncülüğünde açılmış ve ataerkil Müslümanlığın dışında/karşısında bir feminist duyarlılıkla işlerliğe sokulmuş Meryem Camisi (“Mariam Mosque”).

Danimarka’ya iltica etmiş bir Suriyelinin kızı olan ve Batı’da eğitim görmüş Khankan, Kopenhag Üniversitesi’nde din sosyolojisi ve felsefe alanında yüksek lisans yaptıktan sonra kendisini İslam’da kadın temsili konusunda politik/ideolojik bir Müslüman-feminist mücadeleye adadı. Bu mücadelede “Ümmet-i Muhammed”in önüne “imam/e” olarak geçmeyi göze alabildiği gibi, bu radikalizminin bir sonucu olarak kendisinden üç çocuk yaptığı kocasından boşanmayı da göze aldı!..

Onun bir başka Müslüman kadın Saliha Marie Fettah’la birlikte ibadete açılmasına önayak olduğu cami, şüphesiz erkeklere kapalı değil. Ama feminizmin temeli olan kadın-erkek eşitliği ilkesini İslam’ın ibadetgâhında da hayata geçirmenin amaçlandığı bir farkı var bu caminin…

Yani burası, kadından ezan da, vaaz da, Kur’an da dinleyebildiğiniz bir evi Allah’ın…

***

Kuzey Avrupa’nın en ucunda ortaya çıkmış bu durumun aslında buralarda gerçeklik kazanması, evet çok zor olsa da imkânsız değil. Bakın, ilahiyatçı Prof. Dr. Süleyman Uludağ, “Sûfi Gözüyle Kadın” (1995) adlı kitabında, kadından imam olmasını caiz gören müçtehidler ve kadından şeyh, veli, mürşid olabileceğini belirten sufilerin varlığından söz ettikten sonra, kadından İslam’da daha başka neyin de olabileceğini söylüyor:

“Kadından nebi (nebiyye) olabileceği konusunda Kur’an’ın görüşü açıktır. Yüce Allah, ‘İshak’ın annesine oğlu olacağını müjdeledik’ (Hûd: 71) diyor. ‘Musa’nın annesine vahyetik’ (Tâhâ: 38, Kasas: 7) diyor. Hz. Meryem’e melek gönderiyor, melek onunla konuşuyor (Meryem 17-21). Melek ancak nebilere gelir. Ümm-i İshak, Ümm-i Musa ve Hz. Meryem peygamberdirler”.

***

Gördünüz mü, bir yanda kadın-vaizden “şeytan” görmüşçesine kaçan “erkek” Müslümanlar, diğer yanda kadından bırakın vaizi-imamı-müezzini, peygamber de olur diyen “insan” Müslümanlar!..

Tabii esas mesele, hayatın sosyo-ekonomik ve kültürel değişimine inatla direnen bir kırsal/tarımsal ataerkilliğin içinde ve parçası olmak… Bu ataerkillik dün din (İslam) adına kadının sokakta dolaşması da, okuması da, çalışması da caiz değildir diyordu; bugün diyemiyor.

Aynı ataerkil takıntı bugün din (İslam) adına kadının ezanda, namazda, vaazda boy göstermesi caiz değildir diyor; yarın diyemeyecek.

Yukarıda bahsettiğimiz Danimarkalı Müslüman kadın imam Sherin Khankan’ın 2017 yılında yayımlanmış kitabının adı, “Women Are the Future of Islam”, yani, “Kadınlar, İslam’ın geleceğidir”…

O yüzden beyler, kasmayın ve kasılmayın! Çatlasanız da patlasanız da paşa paşa kadından vaaz dinleyeceğiniz günler gelecek!..