• 7.02.2013 00:00

              Birey öncelikle ailede sonrasında ise okulda, sosyalleşme sürecine girerek toplumdaki yerini alır. Toplum okuldur. Okul ise bazen, eğitim sistemi… Ya! Eğitim sistemi... Çocukların kendileri olmalarını, kendileri gibi davranmanı mümkün oldukça erteleyen bir sistem... Ne yediğinden ne giydiğine nasıl konuştuğuna kadar karar vermen toplumun bir ürünü... Tabi içerik tam takır. Yaşayan bilir. Siz bilirsiniz! Aileye bağımlı, kararsız, idealizmden uzak neslin ön hazırlığını da sağlamada üstüne yoktur. Birde bitmek bilmeyen forma tantanası vardır. Pantolon-etek, gömlek, süveter, arma… Kıyafetle adam eder insanı! Kalıplar giydirir. Hepsini aynı yapmaya çalışır, adına da disiplin, otorite der. Saygınlıkla kazandırabileceği otorite elbette ağır gelir eğitimciye. Katı kurallar ve cezalar her zaman için idealdir. Nasılsa okul süreci geçicidir. Gözlerini kapatır ve henüz açmamıştır. Formayla bütün çocuklar aynı ve düzenlidir.

           Çocuğunuza yapacağınız en büyük iyilik ona seçim yapma hakkı tanımanızdır. Okulda ortamına da çocuk belli ölçüler dahilinde istediği gibi gitmelidir. Ona bu hakkı tanımazsanız devletin verdiği karar verme yaşını sancılı atlatmanız kaçınılmazdır. Üniversiteler… Hep konuşuruz demi yargılarız çoğu kez üstelik vaktiyle üniversiteli olduğumuzu unutup. Sonra kıyafetler beğenilmez. Gitti ve değişti denir sadece. Evet değişmesi de gerekir. Bireyin değişmesi ve gelişmesi gerekir. Bu hakkı vaktiyle tanımazsan bireye üniversite çağlarında ya da liseden sonra ki dönemde kimlik arayışı ya da bocalayışı olması beklendiktir. Ve bazen her şey istemediğiniz gibi olabilir. Olması gerekenden daha sancılı geçebilir.

            Çocukların giyinmeyle ilgili herhangi bir problemi şahsi takıntılarınızdan ötesi değil. ’’Olan var olmayan var!  Çocuk sahip olmadıklarına üzülür, almak ister.’’ Hadi canım! Olanla olmayan sadece ilköğretim okullarında ve liselerde mi var? Komşunuz da olup da sizde olmayan hiç mi bir şey yok. Ya da başbakanda olup da sizde olmayan… Olacak olan tek bir şey var. Çocuk hayatı ve zorluklarını öğrenir. Hayatla yüzleşir.

           Nasıl giyinmesi gerektiğine aile, nerde giyinmesi gerektiğine eğitimciler karar verdiği sürece, kendi kararlarını kendisi verme yaşının 18 olması, ‘’7 yaş çok geç’’ iken idamdır.

          Bir davar varmış, daha da yokmuş. Çünkü hepsi aynıymış. Çobanlarsa çokmuş lakin ortalıkta yokmuş. Ak koyun kara koyuna üstünlük sağlamasın bahanesiyle koyunların hepsine çuval giydirilmiş. Çuvalın üstüne eğitim şartmış. Hangi alanda otlanacaklarına, çoban ne yana sürerse gidecekleri konusunda kaliteli bir eğitim alıp koyunlukta yarışmışlar. Hepsi aynı renkte, aynı tip de çuval içinde, üstelik koyun olmalarına rağmen eşit olmamışlar. Koyunun öteki şişman beriki zayıfmış. Birinin kulağı büyük diğerinin gözü körmüş. Daha da öteki kısırken bir diğerinin ikiz yavruları olmuş. Boşa gitmiş eşitlik çabaları. Zaten önemli de değilmiş. Eşitlik işin esprisiymiş. Çobanlar çobanlıklarını hissetmek ve görüntüde otorite sağlamak istedikleri için koyunlaşma çabaları amacına uygun olmuş. Koyunlar hallerinden memnun yaşayıp gitmişler.

           Sistem önce kıyafet sonra eğitim dedi. Dedi demesine de kıyafeti halledip eğitim aşamasına bir türlü geçemedi, ya da biz geçemedik…