BÖLÜM – 1-

‘’  İnsan memleketini niçin sever, bilir misiniz?

Çünkü sevmekten başka şansı yoktur da ondan…’’ 

                                                                                        (‘’Vizontele’’ filmi repliğinden)

Bir Kardeşlik Öyküsünde Buluşmak: Bizi bir araya getiren kardeş ilçe projesi, eğlenceli bir fikirdi ve bu fikrin peşinden yürüdük tam bir yıl boyunca…

Akçakoca Karslılar Derneği yönetimi olarak; içinde yaşadığımız, çalıştığımız, üreterek değer kattığımız; kâhi mutlu, kâhi kederli, her ânını derin bir nefes gibi içimize çektiğimiz; her karışında farklı bir hatıramızın bulunduğu Akçakoca ile, ata yurdumuz Arpaçay ilçesini nasıl kardeşleştirebiliriz diye kafa patlatarak başladık bu serüvene…

Baba ocağımız, içinden çıkıp geldiğimiz, fakat çocuklarımızın bilmediği, görüp duymadıkları Arpaçay’ı; 60’lı yıllar kuşağının, yoksulluktan kurtulma hayallerini bir azık torbası gibi sırtlarında taşıyarak, trenlere doluştuğu baba yurdumuzu, Akçakoca ile kardeş ilçe yapmaktı gayemiz.

2000’e yakın nüfusuyla Akçakocalı olmuş Karslılardık. Dernek kurarak örgütlenmiş ve birliğimizi dayanışmamızı ve dahi kültürümüzü koruyarak yaşıyorduk bu ilçede. Fakat, atalarımızın geldiği yer olan Arpaçay’la da daha derin bir ilişki kurmanın hesabını yapmaktaydık hep.

 

Çözümü ‘’Kardeş ilçe’’ ya da ‘’Kardeş Belediye‘’olmakta bulmuştuk.

Dernek olarak gerekli girişimleri yapmıştık. Arpaçay Belediye Başkanı sayın Enver Akkaya, davetimize icabet etmiş ilçemizi ziyaret etmişti. Akçakoca’da yaptıkları ön görüşmelerde, her iki belediye başkanı da kardeş belediye olma fikrini beğenmiş, üzerlerine düşeni yerine getirme sözü vermişti.

Aylar sonra gezi sırası bizdeydi... Akçakoca heyeti olarak Arpaçay’a iade-i ziyaret yapacak ve kardeş ilçe protokolünü imzalayacak başkanların yanında yer alacaktık.

Karslılar derneği olarak, Akçakoca belediyesi ile programlar yaptık, hazırlık çalışmaları yürüttük, bunları Arpaçay belediyesiyle paylaştık ve sonunda hep birlikte bir gezi takvimi oluşturduk.

Ata Yurduna Yolculuk:

2 Temmuz günü, tam da Akçakoca festivalinin bitiminden bir gün sonra, Kars’a yolculuk için Cumhuriyet Meydanı’nda toplandık.

Belediye Başkanı Fikret Albayrak’ın yaptığı konuşma ve Camî hocası eşliğinde okunan toplu duaların ardından, belediyenin hizmetimize sunduğu tur otobüsüyle ilçe meydanından yola çıktık.   

Otobüsümüze, Sapak mevkiine kadar motosikletli zabıta ekipleri eşlik ederken, yolcularımızın yarısı Karslılardan, diğer yarısı da Akçakocalı hemşehrilerimiz ile yerel ve ulusal ölçekli basın çalışanlarından oluşmaktaydı.

Saatler 14.00’ ü gösterdiğinde ilçeden ayrılmıştık artık.

Yol boyunca şarkılar söyledik, şiirler okuduk. Yetenekli olanlarımız fıkralar anlatırken, kahramanı Laz ve Kürt olan fıkralara hep birlikte güldük.

Kimimiz yol giderken sitemlerini anlattı yanı başındaki yolcuya, kimimiz dedikodu yaptık…Ama herkes ne yediyse yol boyunca, önce ikram etmeden yemedi asla…

Yolculuğumuz 22 saat sürdü. Gün boyunca yanından geçtiğimiz her bir çayın, tepenin, trenin resmini çektik heyecanla. Memleketin tüm insan manzarasını bir kadraja sığdırmaya çalıştık. Tarlada çalışan ırgatları, koyun sürülerini ve yüksek gerilim direkleri üzerindeki leylek yuvalarını resmettik çoklukça.

Çay ve yemek molaları verdik sık sık. Sanki hiç doymayacakmışız gibi yedik. Yurdun her bir yöresinin birbirinden farklı lezzetinden bir lokma daha tadabilmek uğruna sık molalar vererek yedik.

Gece uyuyabilenler uyudu... Uykusu tutmayan bazı muzır gazeteciler, ağzı açık uyuyan arkadaşlarını çekerken, bazısı horlayanları kayıt altına almakla meşguldü.

Sessiz gülüşler ve mütebessim yüz hallerine sahip bir otobüs dolusu seferî olarak, Erzincan dolaylarında karşıladık ilk şafağı.

Derken Erzurum ve dosdoğru Kars… Sarıkamış ormanlarından ciğerimize işleyen çam kokusu ve 2000’li rakıma sahip Türkiye’nin çatısı; baba diyarımız Serhat Kars’taydık artık.

Kars’ta konaklayacağımız otele yerleştik çarçabuk. Hep acele ediyorduk, göreceğimiz çok yer olmalıydı mutlaka.

Başımızda tur rehberi olan arkadaş ve özel araçlarıyla bizden önce Kars’a ulaşmış olan tüm kardeşlik köprüsü sevdalılarıyla birlikte, şehir merkezinde yöresel yemekler yapan bir lokantada yemeklerimizi yedik ve şehir içini turladık.

Kimler yoktu ki aramızda… İstanbul, Bursa ve Düzce Karslılar Derneği yöneticileri kardeşlik köprüsü projemizde bizlerle birlikte olmak istemişlerdi. Belediye başkanlarımız, Kars’ın ve Arpaçay’ın protokolünden çok sayıda gönüllü ve Kars’ın neredeyse tüm gazete ve TV çalışanları da bizimle birliktelerdi.

Kapısı kardeşliğe açılan bir köprüden geçmeye can-ı gönülden hevesli, kocaman bir kalabalık olarak arşınlıyorduk Kars caddelerini.

Sonra Kars Kalesi, 12 Havariler kilisesinden çevirme Gümbet Camii, Hasan Harekâni Hz. Türbesi…Ve hamamlar ve külliyeler ve tarihi evleri ile Kars’ın geçmişine doğru uzattık yolculuğumuzu.

Başbakan’ın ‘’ucube diyerek yıktırdığı Kardeşlik Anıtı’ndan geriye kalanlara da ilişti gözümüz. Ermenistan’dan dahi görülebilen ve barışı, kardeşliği simgeleyen o anıtın yıkılmasından sonra, turist sayısında ne denli bir azalma olduğunu anlattı bize, rehberlikten yolunu bulan çocuklar.

Ve Ani harabeleri, Rus mimarisiyle yapılmış konaklar ve Ermeni ustaların ellerinde ustaca işlenmiş siyahî taşlardan evler, çeşmeler…

Geziyor, soruyor, öğreniyorduk. Poz poz resim çektirenler ya da görüntü kaydedenlerle doluyordu etrafımız. Saatler su gibi geçerken, finalde mahallî aşıkları dinlediğimiz tarihi bir yapıda bulduk kendimizi. Karslı saz şairlerinin (aşıklar) atışmalarıyla kendimizden geçiyor ve onlarla resimler çektiriyorduk.

Nihayet akşam oluyor ve biz bir sonraki gün Arpaçay’daki programa hazırlanmak üzere il merkezinden ayrılıyorduk.

İlk günün yorgunluğu olmalıydı üzerimizde ama, biz sanki güne yeni başlamışız gibi dinç olarak terk ediyorduk Kars’ı…

  • Abone ol