• 22.04.2021 05:19
  • (148)

128 milyar dolar henüz 128 milyar olmadan, henüz Mart 2019’da başlayıp 9 milyar dolar kadar eritilmişken, Merkez Bankası Analitik Bilançosu’ndaki anomaliden ve piyasadaki konuşulanlardan hareketle 23 Mart 2019’da DW Türkçe web sitesinde yazmıştım: “Kur neden patladı?”. Belki de bu konuyu ilk kayda geçiren yazı oldu. Ekonomist Haluk Bürümcekçi de daha analitik bir hesaplama ile abonelerine gönderdiği 1 Nisan 2019 tarihli raporunda detaylı biçimde yazdı. Bürümcekçi bunu sürekli olarak hesaplayarak takip edenlerden. Daha sonra da Kerim Rota’nın Paraanaliz’de yazdığı makaleler bu konunun takipçisi oldu.

128 milyar dolar meselesi kendi kendini çürüten açıklamalarla hükümet için bir girdap halini aldı.

Gerek Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun gerekse Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın açıklamaları bu konuda odağı başka bir yere çekerek asıl soruları yanıtlamaktan kaçınan açıklamalar.

Bu açıklamaların ardından net biçimde yanıtlanması gereken sorular şunlar;

  1. Başkan Kavcıoğlu ile Bakan Elvan Şubat 2017’de Merkez Bankası ve Hazine arasında yapılan bir protokol olduğunu, dövizlerin bunun üzerine satıldığını vurguluyor. Bunun yasal dayanaklarını anlatıyor.

Soru şu; Şubat 2017’de bu protokolün yapılmasının temel amacı neydi? Hangi ihtiyaçtan bu protokol yapıldı?

Sahi bu Şubat 2017 tarihli Merkez Bankası-Hazine protokolünde döviz satışı ya da döviz rezervi transferi üzerine herhangi bir madde var mı gerçekten?  Yoksa Hazine’nin Merkez Bankası’ndaki mevduatı üzerine kısa vadeli bir protokol mü?

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, NTV’de yapılan protokolun ve yapılan işlemler tamamen yasal olduğunu söylüyor. Ya protokolün bu konuyla ilgisi yoksa?

Bakan Elvan bu protokolü kamuoyuna açıklayabilecek mi? Madem hukuki…

  • Bakan Elvan NTV’deki söyleşide, “Hazine hesapları üzerinden döviz alım ve satım işlemi Merkez Bankası tarafından gerçekleştirilmiştir, burada MB’nin muhabir bir banka aracılığıyla bu alım ve satım işlemlerinin elektronik işlem platformlarında gerçekleştiğini görüyoruz” diyor.

Soru şu: 1988’den bu yana döviz piyasasında müdahale ve diğer yöntemlerle etkin olan, dövizde alım-satım salonu (dealing room) olup 32 yıldır döviz alım-satım ihaleleri ile doğrudan döviz müdahalesi deneyimi olan Merkez Bankası, hangi ihtiyaç ortaya çıktı ki kendisi dışında müdahale konusunda hiç deneyimi olmayan bir kuruma, kamu bankasına işi ve döviz rezervlerini devretti?

  • Bakan Elvan, işlemlerin Hazine hesapları üzerinden Merkez Bankası’nın muhabir bir bankası aracılığıyla, yani kamu bankası aracılığı ile bu alım ve satım işlemlerinin elektronik işlem platformlarında gerçekleştirildiğini, platformlarda işlem yapan tarafların da birbirini bilmediğini anlattı. Hatta Reuters’ın “Matching” sistemine atıf yaptı.

Bakan Elvan, tarafların birbirlerini bilmediğini, şöyle anlatıyor; “taraflar birilerini biliyorlar mı, görüyorlar mı? hatta ‘blind broker’ dedikleri, hayır bilmiyorlar, işlem gerekleştikten sonra görüyorsunuz” diyor. Evet “matching sisteminde” bu şekilde işlem gerçekleştikten sonra alıcı satıcıyı, satıcı alıcıyı görüyor. Ama buna “blind broker” sistemi denmiyor.

Nisan-Eylül 2020 arası dönemde ısrarla 6.85’ten milyarlarca dolar satılırken, kamu bankalarının sattığı görülebiliyordu. Dalgalı kur rejiminde bu şekilde döviz satışı yapılması, sabit kurdan satış taahhüdü olarak bu şeklide oyunculara duyurulduğunda bundan haberi olmayan ekonomik birimleri yanıltmış oluyorsunuz. “Buna yolsuzluk yapıldığı, usulsüzlük yapıldığı şeklinde denemez” diyen Bakan Elvan, bunu bilen kesimlere ayrıcalık yapıldığının farkında değil mi?

  • Bakan Elvan, “Merkez Bankası bilançosunda bu hareketler görülebilir” diyor. Bu da doğru değil. Merkez Bankası Ocak 2021’e kadar swap verilerini sakladı. Hala da Mart 2019-Ocak 2021 arası dönemdeki günlük veriler yayımlanmadı. O tarihten bu yana örtüleniyor.
  • Bakan Elvan, bu tür “muhabir bankası aracılığı ile döviz müdahalesi yapan ülkeler olduğunu söylüyor. Hangi ülkeler olduğunu söylemiyor.
  • Asıl topu Merkez Bankası’na yuvarlaması kayda değer; “Bu işin gerçek sahibi Merkez Bankasıdır, teknik düzeyde bir açıklama yapmadan benim bir açıklama yapmamın MB’nin bağımsızlığı üzerinde bir gölge oluşturabileceğini düşünerek açıklama yapmadım, MB’den teknik açıklama geldiği için ben de açıklama yaptım. Verileri açıklama kararı tamamen Merkez Bankası’nın uhdesindedir. Ancak ben bu verilerin yayımlanmasında fayda görüyorum, tabii ki takdir Merkez Bankası’nın.”
  • Elvan, aslında topu kendinden uzağa ‘yuvarlıyor’. Mealen şöyle: ‘Protokol önceden yapılmış, yapanlar yapmış, açıklamayanlar açıklasın. Hiçbir şey bilmiyorsanız buna yolsuzluk diyemezsiniz.’

Ben merakla bu protokolün içeriğinin ne olduğunu açıklanmasını bekliyorum.

 

Uğur Gürses