• 4.07.2013 00:00

 AİHM içtihatları, istihbarat servislerinin denetimi bakımından yasa koyucuya özel bir sorumluluk yüklemektedir. Buna göre yasada, mercilerin ellerinde tuttukları yetkilerin yalnızca “gerekli”durumlarda kullanılabileceğine, insan haklarını daha az kısıtlayan alternatiflerin daima tercih edileceğine ve “orantılılık ilkesinin” gözetilmesi gerektiğine ilişkin genel ifadeler yer almalıdır. Yine münferit vakalarda sınırsız takdir hakkının kullanımına izin veren bir yasa, öngörülebilirliğin temel özelliklerine sahip olmayacağından mevcut amaçlara uygun bir yasa da olmayacaktır. Temel insani haklar ile bir tutarlılık gözetilecekse, istihbarat servislerinin yetkilerini kötüye kullanmasını önlemek amacıyla denetimler ve diğer güvenceler ihdas edilmelidir. Takdir hakkının kötüye kullanılmasına karşı hukukun getirdiği himayeler yasa tarafından yürürlüğe konulmalıdır. (AİHM, 1983, Silver ve Diğerleri, Birleşik Krallık; AİHM, 1990, Kruslin, Fransa, Huvig, Fransa)

Bu teşkilatların rolü, güvenliğe yönelik tehditlere karşı faaliyette bulunmayı, bu tehditlere engel olmayı, aktif olarak istihbarat toplamayı kapsadığında, sivil özgürlükleri doğrudan etkileyen özel yetkileri daha da artmaktadır. Bu nedenle özel yetkilerin kötüye kullanılmasına karşı denetim mekanizmaları bulunması önemlidir. Bu denetimler, özel yetkilerin onaylanma sürecini, iznin geçerlilik süresini, ne şekilde kullanılabileceğini ve bu yetkiler sebebiyle istismara uğradıklarını iddia eden kişilere yönelik çareleri kapsayabilir. Pek çok sistem, gözetim ve istihbarat toplama işleminin öncesinde teşkilat haricinden bir kişinin onayının alınmasını aramaktadır. Bu kişi bir hâkim (Bosna HersekEstonyaKanada), bir mahkeme (Hollanda ve ABD), ya da bir bakan (Birleşik Krallık,Almanya) olabilir. İstihbarat etkinliğinin sonrasında devreye sokulan denetimlerin nasıl olacağı, neyin (kasetlerfotoğraflartranskriptler), ne kadar süreyle saklanabileceği ve kimlerle hangi amaç için paylaşılabileceği yasalarla düzenlenmektedir.

Güvenlik ve istihbarat servislerinin gözetimini tek başına hükümetin tasarrufuna bırakmak muhtemel istismara davetiye çıkarır. Parlamentonun müdahilliği duruma meşruiyet ve demokratik sorumluluk katar. Parlamentolarda tüm güvenlik ve istihbarat servisleri için tek bir gözetim organı oluşturulması uluslararası bir normdur. Bu gözetimi yapacak organa ya çok kapsamlı yetkiler verilerek tahkik edilemeyecek konular ayrıntılı olarak belirtilmekte ya da yetkiye ilişkin işlevlerin bir listesi yapılmaktadır. Bu konuda diğer önemli bir husus da gözetim organı, operasyonun ayrıntılarını incelemeye yetkili olacak mıdır, yoksa yetkileri politikalar ve mali işlerle mi kısıtlı kalacaktır sorusudur. Almanya’da Bundestag Parlamenter Denetim Paneli’ne hem politika hem de operasyonları tetkik yetkisi verilmiştir. Parlamenter gözetim organının yetkileri aşağıda belirtilenleri kapsamalıdır.. a) Hukuka uygunluk, b) Verimlilik, c) Etkinlik, d) İnsan hakları sözleşmeleriyle uyum,e) Bütçe ve muhasebe, f) İstihbarat politikaları.

Belirtilen yetkiler, üst üste binmemesi koşuluyla parlamenter gözetim organı ile diğer bağımsız organlar (ombudsmanbaşmüfettişmahkemesayıştay) tarafından kullanılır. Parlamenter gözetim organının tavsiye ve raporları parlamentoda tartışılır, yayımlanır ve bunların parlamento ve hükümet tarafından uygulanıp uygulanmadığı takip edilir.

Güvenlik ve istihbarat servislerinin denetimi uzmanlık ve zaman gerektirdiğinden bazı parlamentolar, üyeleri parlamenter olmayan fakat parlamento tarafından atanan ve parlamentoya rapor veren harici birer komite kurmayı seçmişlerdir (NorveçKanada). Bazı ülkelerde atamayı tek başına parlamento yapar (Almanya). Kimi ülkelerde hükümetin gösterdiği adaylar arasından bizzat parlamento seçim yapar (Avustralya). Birleşik Krallık’ta başbakan, muhalefet lideriyle istişare ettikten sonra kendisi atamaları yapar.

Dünya’da birçok ülke güvenlik ve istihbarat servislerine ilişkin reformlarını 1980’li yıllardan başlayarak tamamlamıştır. Yukarıdaki tablo karşısında Türkiye nerede durmaktadır? Büyük resmi görmeden, şeffaflığı, gözetim ve denetimi öngörmeden, MİT’e olağanüstü yetkiler vermek özgürlükleri boğmak demektir. Polisi ve MİT’i demokratik denetime tabi tutmadan yetkilerini artırarak güçlendirmek, askeri buna eklemlemek, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde kale-karakollar inşa etmek rotayı otoriterliğe çevirmek demektir. Barış sürecinin bu akılla yürümesi ve kalıcı barışa ulaşılması zor gözükmektedir.



[email protected]

www.umitkardas.com