• 27.07.2013 00:00

 Roboski soruşturması dosyası, şüphelileri belirlenmeden ve derinliğine bir soruşturma yapılmadan Genelkurmay Başkanlığı Askerî Savcılığına havale edildi. Askerî Savcılık, bombalama fiilinden geriye doğru aşama aşama kusuru ya da kastı olan sorumluları etkin bir soruşturma ile ortaya çıkarabilecek midir? Askerî bürokrasinin tepe noktalarına gitmesi gerekirse buna gücü yetecek midir? Yürütme erkini kullananların sorumluluğunu düşündüğünde onları bu soruşturma içine dâhil edebilecek midir? Soruşturma sırasında bilgi ve belgelere ulaşmada, delil elde etmede karşılaşabileceği engelleri aşabilecek midir?


34 sivil yurttaşın ölümüyle sonuçlanmış ve sivil mahalde işlenmiş bir olayın soruşturmasının askerî yargıya havale edilmesi bir hukuk devletinde kabul edilemez.
Ancak Türkiye’nin anayasal ve yasal düzeni buna imkan vermektedir. Askerî Yargıtay, sivil Yargıtay’ın yanına ikinci bir baş olarak konulmuş, böylece çift başlı yargı yaratılmıştır.Ceza yargılaması alanında yaratılan, askerî mahkemelerin varlık nedenleriyle hiç bağdaşmayan ve görev karmaşasına yol açan bu ikilik ile de yetinilmemiş, ayrıca 1961 Anayasası’nda, 12 Mart 1971 askerî müdahalesinden sonra yapılan değişiklikle, Askerî Danıştay olarak nitelendirilebilecek, tek dereceli Askerî Yüksek İdare Mahkemesi adı altında bir yüksek mahkeme kurulmuş, asker kişileri hatta sivil yükümlüleri ilgilendiren uyuşmazlıkların çözümü yetkisi bu mahkemeye verilmiştir.

Çift başlı yargının bulunduğu yerde demokratik hukuk devletinin gerçekleşmesi mümkün değildir.Roboski faciasında ölenlerin yakınları çift başlı yargıya son verilmesine yönelik bir kampanya başlatmışlardır. Gerçek bir demokrasiden ve hukuk devletinden yana olanlar buna destek vermelidir.

Anayasa’nın 145. maddesi kaldırılmalı, askerî suçlara bakacak sivil hâkimlerden oluşacak “asker mahkemesi” bir uzmanlık mahkemesi olarak adli yargı içinde yer almalıdır. Çift başlılığa neden olan, demokratik sivil hukuki denetimi engelleyen, demokratik rejimle yönetilen ülkelerde bulunmayan ve Anayasa’nın 156. maddesinde düzenlenen Askerî Yargıtay kaldırılarak, ikinci derece denetimi istinaf mahkemelerine, temyiz incelemesi ise Yargıtay’ın bir dairesine bırakılmalıdır. 1930 tarihli olması nedeniyle eskimiş ve yeni Türk Ceza Kanunu’yla uyumsuz hâle gelmiş olan Askerî Ceza Kanunu kaldırılarak, sadece askerler tarafından işlenebilen ve askerlerin doğrudan doğruya askerî disiplini bozan, askerî yarar ve gerekleri ihlal eden fiillerini askerî suç olarak düzenleyen 25-30 maddelik yeni bir askerî ceza kanunu yapılmalı ya da bu suçlar TCK içinde ayrı bir bölüm hâlinde düzenlenmelidir.

İdari yargıda çift başlılığa ve adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet veren, ordunun demokratik sivil denetimini engelleyen AYİM’in kaldırılması zorunludur. Bu durumda idari yargı devreye gireceğinden bir boşluk oluşmayacaktır.

Yeni bir anayasa yapımını beklemeye gerek yoktur. Anayasa’nın 145, 156 ve 157. maddeleri kaldırıldığında bir boşluk meydana gelmeyeceğinden, bu maddelerin yerine yeni bir düzenleme yapılması gerekmemektedir. Gayet kolay gerçekleştirilebilecek bu anayasa değişikliği için tüm siyasi partilere demokratik baskı yapılmalı, partilerin samimiyetleri test edilmelidir.



[email protected]

www.umitkardas.com