• 18.11.2014 00:00

 Siyasal İslamcı akım 1970 yılına kadar merkez sağ partiler içinde konumlanıyordu.Bu partiler 1950’lerde Demokrat Parti, 1960’larda ise Adalet Partisi idi.. 1969’da Milli Görüş, Odalar Birliği yönetimi üzerinden kendisine bir kanal açmaya çalışıyor, özellikle Nakşibendiler siyasi parti hâline gelmeyi istiyorlardı. Nitekim Prof. Dr. Necmettin Erbakan 17 arkadaşıyla birlikte 26 Ocak 1970’te Milli Nizam Partisi’ni kurdu. Ancak bu deneme çok kısa sürdü. 12 Mart 1971 askerî müdahalesinin ardından rejim şeriatçılık olarak nitelediği Siyasal İslam’ı yargı aracılığıyla siyasetin dışına itti. Milli Nizam Partisi 20 Mayıs 1971’de Anayasa Mahkemesi’nce kapatıldı. Erbakan İsviçre’ye gitti. Ancak Siyasal İslamcı akım artık siyasetin içine adım atmıştı ve meşru bir alanda var olmak istiyordu. 11 Ekim 1972’de Milli Selamet Partisi kuruldu. Partinin başkanlığına Süleyman Arif Emre getirildi. Askerlerce yeşil ışık yakılması üzerine Erbakan, 1973 yılı mayıs ayında İsviçre’den dönerek partinin başına geçti. Bu partiler içinde Nurcular da bulunmuş ancak kurulan ittifak zaman zaman bozulmuş ve sert tartışmalar yaşanmıştır.

Bülent Ecevit’in başkanlığındaki CHP, 1973 genel seçimlerinden 1. parti olarak çıktı ve 26 Ocak 1974’te CHP-MSP koalisyonu kuruldu. Bu koalisyon Kıbrıs Harekâtı’nı gerçekleştirdi. Genel af çıkarılırken MSP’nin içindeki çatlama sonucu bu koalisyon kısa sürede dağıldı. Bundan sonra MSP, Erbakan’ın da maharetiyle anahtar parti hâline geldi. AP-MHPbirlikteliğine katılıp, 1. ve 2. Milliyetçi Cephe hükümetlerinde üçlü koalisyon içinde yer aldı. Erbakan’ın Milliyetçi Cephe içinde devletçi ve milliyetçi MHP ile birlikte yer alması İslamcı akımın devletçilik ve milliyetçilik ideolojisiyle bağını gösteriyordu. Rejim her kesime damgasını vurmuştu.. Cephe hükümetleri, ülkenin 12 Eylül 1980 askerî darbesine götürülmesi oyununa seyirci kaldılar. MSP, 16 Ekim 1981’de askerî mahkemece kapatıldı.

12 Eylül askerî darbesini yapanlar dindar kitlelerin desteğini almak amacıyla Türk-İslam sentezini yeniden kurguladılar. Din, kültür ve ahlak bilgisi dersi anayasal düzenlemeyle zorunlu hâle getirildi. İmam- Hatip Liselerinin sayısı artırıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı anayasal kurum olarak özel misyonla donatıldı.. Süleymancılar’ın Kur’an kurslarına yeşil ışık yakıldı.. Zahit Kotku’nun Süleymaniye Camii haziresine gömülmesine izin verildi.

Siyasal İslamcı akımı temsil eden Milli Görüş, askerî darbe yönetiminin belirlediği seçim tarihinden önce 19 Temmuz 1983’te Refah Partisi adı altında yeniden örgütlendi. Erbakan, siyaset yasağı kaldırılınca 11 Ekim 1987’de partinin başına geçti.

1983 seçimlerinden başarıyla çıkan, dört eğilimi birleştirmiş Anavatan PartisiTurgut Özal’ın başbakanlığında kapalı Türkiye’yi dış dünyaya açmaya başlıyordu. Bu dönemde artan göçün baskısı ve uygulanan liberal politikalarla modern dünya ile uyumlu bir İslam kurgusu devletçi ve milliyetçi bir özle yeni bir senteze doğru gidiyordu. 1985 sonrasında Anadolu İmam- Hatip Liselerinin açılması sonucu, bu liseler üniversitelere öğrenci sokan ve kendi elitini yaratan kurumlar hâline geliyordu. Özal politikalarıyla radyo ve televizyon üzerinden hem dünyaya hem de kendi içinde çeşitliliğe doğru açılan Türkiye’de İslamcı elitler de laik aydınlarla tartışmalara giriyorlardı.

Ancak Berlin Duvarı’nın yıkılması sonucu komünizm tehlike olmaktan çıkınca, Kemalist rejim ile Müslümanların ittifakı tehlikeye girdi. İslami hareketler Kemalizm’in dışında, Medine Vesikasıya da adil düzen gibi bir model aramaya başladıklarında rejim kaygılanmaya başladı. Artık ortada son derece görünür hâle gelen İHL orijinli bir kitlenin oluşması, yetersiz de olsa Anadolu sermayesinin doğuşu sözkonusuydu. Ayrıca Gülen Cemaati ve diğer tarikatlar da görünür hâle gelmişti. AKP ise 28 Şubat sürecinin Milli Görüş üzerinde yarattığı derin travmanın önemli bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Devam edeceğim.

[email protected]

www.umitkardas.com

twitter.com/umit_kardas