• 10.02.2015 00:00

 Feodalizm, monark ile soylular arasındaki iktidarı dengeliyordu, gevşekti, güçlü, ulusal bir hükümeti hoş görmüyordu. Değişmeye ve genişlemeye yönelmemişti. Bütün iktidarı kendilerinde toplayan yeni monarklar ise mutlakıyetçi idi, Orta Çağ’a özgü feodal yapıya hor bakıyorlar ve iktidarlarını güçlendirmek için yeni ekonomik, idari ve askerî araçlar kullanıyorlardı.

Tarihsel süreç içinde mutlakıyetçi monarşiler cumhuriyete ve demokrasiye evrildi. Süreç içerisinde, ulus-devletlerin tarihsel geçmişleri, oluşturulmuş anahtar siyasi kurumları ve siyasi kültürleri yönetim biçiminde değişik sistemlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Bu sistemler üç başlık altında toplanmakta. Parlamenter sistem (Britanya ), Başkanlık sistemi (ABD), Yarı Başkanlık sistemi(Fransa). Başkanlık sistemini daha önceki yazılarımda açıklamıştım.. Bundan sonraki yazılarımda İngiltere örneği üzerinden parlamenter sisteme değineceğim.

1500 yıl boyunca Kelt, Romalı, Angel ve Sakson, Danimarkalı ve son olarak Norman dalgaları Britanya’yı baştanbaşa yıktı. Keltlerin bir kabilesi olan Britanyalılar, bütün adaya isimlerini verdiler. Coğrafi olarak, Atlantik Avrupa’sı, baştan beri inanılmaz bir avantaja sahip oldu. İngiltere’nin Atlantik’e yönelişi, onun imparatorluk olmasına, erken sanayileşmesine ve refahına katkıda bulundu. Askerî açıdan ise İngiltere, nadiren büyük bir orduya sahip oldu. Krallar, çok az sayıda askere sahip olmaları sebebiyle özellikle 17. yüzyılda parlamentoyu dize getiremediler. (Birleşik Krallık ordusunun şu anda 175.000 mevcudu bulunmakta.)

Normanlar, İngiltere’ye ilk önce Kıta’da ortaya çıkan bir siyasi sistemi, feodalizmi getirdiler. Kral, tımar sistemiyle destek karşılığında soylulara toprak bağışlıyordu. Feodal sistem, lordlar ile tebaası (vassallar) arasında, lordların onlara toprak ve himaye sağlayacağı, buna karşılık vassalların da askerî hizmetleriyle onlara destek vereceği sözleşmeye dayalı bir mutabakattı. Güç iki yönlüydü. Kral soylulara muhtaçtı ve tersi de geçerliydi.

Demokrasinin büyük belgelerinden biri olan Magna Carta Libertatum, feodal ve tepkisel bir belgedir. 1215’te baronlar Kral John’u bu belgeyi kabule mecbur bıraktılar. Bu belgenin en önemli yanı, kralın yetkilerini sınırlamada ve hukukun sınırları içinde kalmasını temin etmedeki etkisiydi. Kral ile soylular arasındaki bu denge, Britanya’nın Fransa’da olduğu gibi mutlakıyete kaymasını, Almanya’da olduğu gibi küçük prensliklere bölünmesini önlemiş yani Kıta’nın iki hastalığı olan despotizm ve anarşiyi engellemişti. Ayrıca Amerikan demokrasisi de, feodal hakları için ayağa kalkan, dik başlı İngiliz baronlarına çok şey borçlu.

Magna Carta, kralın keyfî vergi salmasını Büyük Kral Konseyi ile frenliyordu. Şarta göre kral, özgür kişileri (azınlık için) mahkeme kararı olmaksızın tutuklayamayacak, mallarına el koyamayacak, sürgüne gönderemeyecekti. Kral adaleti değiştiremeyecek ve yerine getirmekten kaçınamayacaktı. Şart ile ayrıca tüccarlara serbest dolaşım hâlinde ticaret özgürlüğü tanınıyordu. Kralın yasaları çiğnemesi durumunda baronların isyan hakkı bulunuyordu.

Magna Carta, İngiliz kamu hukukunda önemli temel bir belge olacak, krallar bu belgeye uyacaklarına söz vereceklerdi. Daha sonraki yüzyıllarda kabul edilecek olan 1628 tarihli Petition of Rights (Haklar Dilekçesi), 1679 tarihli Habeas Corpus Act, 1689 tarihli Bill of Rights (Haklar Bildirisi) Magna Carta’ya dayandırılacaktı.

Parlamentonun oluşumuna, kralın yereldeki temsilcilerle bölgedeki sorunları görüşmek üzere yaptığı saray toplantıları temel oluşturdu. Şövalyeler ve kasaba sakinleri alt meclis yani Avam Kamarası’nı, üst düzey kilise mensuplarıyla birlikte soylu sınıfından olanlar ise Lordlar Kamarası’nı meydana getirdiler.

Tarihsel gelişim gösteriyor ki, İngiliz Parlamentosu (çift kamaralı) önce yavaş yavaş geleneksel monarşiyi ortadan kaldırmış, onun yerine yine monarşinin çevresinde bir demokrasi kurmuş, daha sonra kendi ağırlığına son vererek cumhuriyetçi bir monarşiye kavuşturmuş bulunmakta.. Bu cumhuriyetçi monarşinin yeni monarkı ise başbakan. İngiltere örneği aşağı yukarı Batı parlamentolarının gösterdikleri evrimin bir örneği. Parlamentarizmi ve çok güçlü meclisleri ortaya çıkaran gelişme, aynı zamanda bu meclislerin elinden ağırlığını alıp, bunları seçilmiş bir hükümdara veren gelişmeyi de doğurmuş durumda.

Fırsat buldukça devam edeceğim.

[email protected]

www.umitkardas.com

twitter.com/umit_kardas