• 2.04.2014 00:00
  • (2825)

 İlk defa seçim heyecanını 1965 seçimlerinde yaşadım... Türkiye İşçi Partisi'nin 20 yaşında genç bir üyesi olarak Ankara'da Partimin seçim çalışmalarına aktif katıldım... Üniversiteli olarak katıldığım bir çok eylemde edindiğim izlenimlerden baya farklıydı bu iş... Resmen ülkenin yönetimine aday olan bir eylemdi çünkü... Zaten o seçim çalışmalarından sonra da öğrenci-gençlik hareketi içinde pek aktif olmadım... O günlerden bu güne pek çok seçim günlerini hem yurtta hem de yurtdışında heyecanlanarak izledim... Yurtdışında, oraların seçim çalışmalarına da aktif katıldım... "Nerede yaşıyorsan, orada mücadelenin içinde olmalısın" şiarını hep benimsedim...

Geçtiğimiz Pazar günü yapılan mahalli seçimler de gösterdi ki, seçim heyecanı hiç azalmıyor... Elbette taraf tuttum... Taraf oldum... Bunu da açıkça buradan yazılarımla duyurdum... Seçim oldu... Bitti... Normal olarak ne olması lazım... Yenilenin yeneni tebrik etmesi, yenenin de yenilen de dahil tüm sorumluluk alanındaki insanların çıkarları için kolları sıvaması gerekir değil mi... Gelişmiş ülkelerde böyle oluyor... Ama hayır... Bizde böyle olmaz... Nasıl olur... Önce dedikodular başlar... Şimdi Facebook ve Twitter üzerinden yapılıyor dedikodu... Sonra, sağda solda çöplüklerde oy pusulaları bulunur... Sonra itirazlar, itirazlar, itirazlar... Tüm medya da meşrebine göre buna çanak tutar tabi... Sonunda ne olur bilir misiniz... Benim 1965'den beri gözlemlediğim, bir dahaki seçime kadar, şaibeli bir yenen vardır yenilenler için... Ve seçimin ardından hemen bir dahaki seçimin çalışmaları başlar... Yani iki seçim arası sakin, siyasi çalışmaların yapıldığı, seçimle doldurulmuş temsilciliklerde hizmet için tartışmalar, uyuşmalar, yoluyla halka hizmet etmek yerine kavgalar seçim günü bırakılan yerden devam eder... Yapılan itirazların hepsi de dedikodu değildir tabi... Seçim Kurulları bu itirazlar sonunda bazı değişiklikleri onaylar... Ama ciddi bir değişiklik olduğuna ben şimdiye kadar tanık olmadım... Yenilen hep mağdurdur... Yenen ise sahtekar bu ülkede...

Bununla yaşamaya devam edeceğiz anlaşılan... Güzel sonuçlara gözümüzü çevirip mutlu olmaya çalışacağız.... Genç bir Süryani kadınının belediye başkanlığını, yine genç bir sinemacı kadının Kürdistan'da belediye başkanlığını kutlayacağız... Özellikle Kürdistan'da seçilenler arasında kadın üyelerin çokluğuna bakıp umutlanacağız... Bir de, tabi Türkiye'de doğru dürüst, projeleri olan; kişiye nefret üzerine değil, projeleriyle politika yapan; geçmişi, ceberrut devleti değil geleceği, yeniyi, gelişmeyi, barışı kendisine konu alan siyasi parti ve partilerin çoğalması için inananlar dua edecek, benim gibiler de umut edecekler... Gününüz güzel, huzurlu, mutlu ve sevgi dolu olsun...