• 2.06.2014 00:00
  • (2888)

 Bugün Hristiyan aleminde, İsa'nın göğe çıktığı gün olarak inanılan gün... Bu dünyada, aynı zamanda Babalar Günü kutlanıyor, Türkiye'den farklı olarak... Uzun zamandır, ilk defa bugün bu dünyadayım ve oğlum (sanırım) bugün beni kutlar, "baba" olduğum için  ...

Babam, Ahmet Cevdet, ben 11 yaşındayken terketti bizi, ilk kalp kriziyle... 56 yaşındaydı... Ben onun (ve de annemin) yaşını çoktan aştım... Demek çocuklarına verdiler diyorum, yaşamlarının önemli bölümünü... Dün geceden beri babam var kafamda... Küçücük yaşımda kaybettiğim, ama bana hem birlikte olduğum 11 sene boyunca, hem de sonradan annemle onun hakkında yaptığım sohbetlerle çok şey öğreten adam... Babam... Bize miras falan bırakmadı, para-mülk olarak... Çünkü bunlara hiç sahip olmadı, aylık ücretinin ötesinde... Ama buharlı lokomotifin kömür ocağının karşısında tüm vücudu kapkara olan bir emekçi onurunu bıraktı giderken... Anneme sorardım, "babamın teni nasıldı" diye... Aldığım cevap, "doğduğunda nasıldı bilemem, ama kömür ateşinin tesiriyle esmerleşmiş, harika kokan bir teni vardı babanın" olurdu yanıt her zaman...

Madenciler için Zonguldak'da açılan ilk meslek okuluyla paralel, belki de daha sonra, açılan ilk Demiryolu Meslek Okulu (Eskişehir Demiryolları Çırak Okulu) öğrencisi Ahmet Cevdet, 16 yaşlarında bir Osmanlı delikanlısıydı kardeşini de yanına alıp, İstanbul'dan Eskişehir gurbetine gittiğinde... Yani "mektepli" işçiydi... Bağdat Demiryolu üzerindeki ilk grevde de genç Osmanlı grevcisiydi... Hayatı boyunca bir Lenin'e, iki 50'li yıllara kadar Mustafa Kemal'e hayrandı... Bir de 1956'da ölünceye kadar Adnan Menderes'e... Çok basitti açıklaması... Hayran olduğu adamlar hep "yeni"ye, "geleceğe" yönelik olmalıydı... Vardı tabi bir bildiği Ahmet Cevdet'in... Nefret ettiği kişi ise, özellikle 50'li yıllarda İnönü ve onun temsil ettiği ceberrut devletti... Bu kadar ayrıntısını annemden öğrendim tabi... Ama ölmeden önceki son işyeri olan Malatya Devlet Demiryolları 5. İşletme Garı'nda, Menderes'in treni geçecek diye biz çocuklar dahil, bayramlıklarımızı giyinip peronda saatlerce beklediğimizi hatırlıyorum...

İlginç adamdı Ahmet Cevdet, çocuklarına dua etmeyi, namaz kılmayı hiç öğretmedi... Kendisi, Osmanlı vatandaşı olarak doğduğu için, herhalde bilirdi... Ama hiç namaz kıldığını ya da dua ettiğini hatırlamıyorum... Ben ve kardeşlerim de bu geleneği devam ettirdik tabi... Tam ellisekiz sene olmuş Ahmet Cevdet bu dünyayı terk edeli... Bir uzakdoğu inanışına göre (Çetin Altan'dan okumuştum), insan, adı en son anıldığında gerçekten ölürmüş... Ne güzel... Bu babalar gününde, kızlarıma ve oğluma benim babamın bize bıraktığı güzellikleri bırakabildim mi diye düşünmedim değil... İnsan ne kadar bencil...

Hepinizin günü güzel olsun...

29 Mayıs 2014